4. Hukuk Dairesi 2011/1982 E. , 2011/2924 K. "" MAHKEMESİ : Silifke 2. Asliye (Hakem Sıf.) Hukuk Mahkemesi Davacı ... Genel Müdürlüğü vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Genel Müdürlüğü ve ... aleyhine 03/09/2004 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 07/10/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabu…
**4. Hukuk Dairesi 2011/1982 E. , 2011/2924 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Silifke 2. Asliye (Hakem Sıf.) Hukuk Mahkemesi Davacı ... Genel Müdürlüğü vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Genel Müdürlüğü ve ... aleyhine 03/09/2004 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 07/10/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, maddi tazminat istemine ilişkin olup yerel mahkemece, davaya hakem sıfatı ile bakılmıştır. Bir uyuşmazlığın 3533 sayılı “Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye veya Hususi İdarelere Ait Daire veya Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yolu ile Halli hakkındaki Kanun” çerçevesinde çözümlenebilmesi için, aynı Yasa'nın 1. maddesi gereğince uyuşmazlığın genel, katma ve özel bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı devlete veya belediye veya özel idarelere ait olan daire ve müesseseler arasında çıkmış olması ve adli yargının görev alanı içerisinde bulunması gerekir. Aksi takdirde, davaya anılan Yasa gereğince zorunlu hakem olarak bakılamaz. Dava konusu olayda, davacının 3533 sayılı Yasa kapsamında ve uyuşmazlığın da adli yargının görev alanı içerisinde olduğu konusunda kuşku ve duraksama yoktur. Sorun, davalının da 3533 sayılı Yasa kapsamında bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı ...’ın, sermayesinin tamamı devlete ait olan ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmet üretmek ve pazarlamak üzere kurulan bir kamu kuruluşu olduğu tartışmasızdır. Kuruluşun yasal dayanağı ise 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’dir. Diğer yandan, hizmetin gereği gibi ve kolaylıkla yürütülebilmesi için TEDAŞ’a bağlı müesseseler de oluşturulmuştur. Müesseselerin, ayrı tüzel kişilikleri vardır. Anılan kararnamenin 4/2. maddesinde, TEDAŞ’ın bu Kanun Hükmünde Kararname ile saklı tutulan hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi olacağı açıkça belirtilmiştir. Bu durum, bağlı müesseseler için de aynıdır. Yasanın açık düzenlemesinden, davalı kamu kurumunun, kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları altında yapacağı anlaşılmaktadır. Diğer yandan, Türk Ticaret Yasası'nın 18. maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiş; aynı Yasa'nın 12/11. maddesinde ise, su, gaz, elektrik dağıtım, telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin, ticarethane sayılacakları düzenlenmiştir.