(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/13968 E. , 2008/3742 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı Bakanlık, kendilerine bağlı hastanenin davalıya olan borcu nedeniyle davalının yaptığı icra takibinde islemiş faizde talep edildiğini,
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/13968 E. , 2008/3742 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı Bakanlık, kendilerine bağlı hastanenin davalıya olan borcu nedeniyle davalının yaptığı icra takibinde islemiş faizde talep edildiğini, işlemiş faize itirazının icra tarafından kaldırılması sonucu icra baskısı altında faizi ödemek zorunda kaldıklarını, ancak ihale şartnamesinin 12. maddesi uyarınca nakit yetersizliğinden dolayı gecikme nedeniyle davalının talepte bulunamayacağını ileri sürerek 14.909.20 YTL.nın faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Davalı, davacının icra takibinde faizin istenemeyeceğine dair itirazının olmadığını, davacının faize itirazının da merci tarafından kaldırıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu benimsemek ve ihale şartnamesinin 12. maddesindeki hükmün kesinleşmiş icra takibini etkilemeyeceği, dava konusu talebin kesinleşen icra takibi nedeniyle takip sonrası dönem için tahakkuk eden işlemiş faiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davalının, davacı aleyhine yaptığı icra takibinde asıl alacak ile birlikte 13.785.912.197 Tl.de işlemiş faiz talep ettiği davacı idarenin faiz istenemeyeceğine dair itirazda bulunduğu, davacının itirazının mercii tarafından kaldırılması sonucu, davacının 28.4.2005 tarihinde 14.909.210.000 TL. ödemede bulunduğu incelenen icra dosyası kapsamından anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, merciin kararı sadece takip hukuku açısından sonuç doğurucu nitelikte olup, maddi hukuk anlamında kesin hüküm niteliği bulunmamaktadır. Bu itibarla taraflar arasındaki sözleşme ve kararlaştırma şekli anlamda kesinleşmiş icra takibi açısında da uygulanma imkanına sahiptir. İhale şartnamesinin 12. maddesinde “ kuruma kesilen fatura hastaneye teslim edildikten sonra 90 gün içinde hastanenin döner sermaye saymanlığı müdürlüğünden ödenir. Ancak nakit yetersizliğinden meydana gelecek gecikmeden dolayı müteahhit firma hiçbir hak iddia edemez” hükmü bulunmaktadır. Anılan şartname hükmü uyarınca, davalı firmanın keserek hastaneye teslim edilen faturanın teslim edilme tarihinden itibaren 90 gün sonunda davalı müteahhit firmanın alacağı muaccel hale gelir. Bir başka deyişle şartnamenin 12. maddesindeki 90 günlük süre temerrüt tarihi olmayıp, alacağın muaccel hale geldiği tarihtir. BK.nun 101. maddesi uyarınca da muaccel bir alacağın borçlusu ancak alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur. Bu durumda davalı firma davacıyı ihtar çekerek temerrüde düşürdüğü andan itibaren faiz talep etme hak ve yetkisine sahiptir. Öte yandan mahkemenin hüküm gerekçesinde yer alan ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin Dairemizce de onanan 2003/868 sayılı kararının eldeki davayla ilgisi ve benzerliği de bulunmamaktadır. Bu itibarla mahkemece yapılması gereken ..., davalı müteahit firmanın icra takibinden önce ihtar çekerek davacı idareyi temerrüde düşürüp düşürmediğinin saptanması, temerrüt olgusunun ispatlanamaması halinde davacı idareden takipten önceki döneme isabet eden işlemiş faiz istenemeyeceği, temerrüt olgusunun ispatlanması halinde ise temerrüt tarihi ile icra takip tarihi arasındaki dönen için işlemiş faz talebinde bulunabileceği kabul edilerek bu yönde taraflardan delil ve karşı delileri alınmak ve gerekirse bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermekten ibaret olup, mahkemenin değinilen bu yönü göz ardı ederek yazılı şekilde hüküm kurmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 17.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.