7. Ceza Dairesi 2024/2512 E. , 2024/4999 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi KARAR SAYISI : 2023/4595 E., 2023/2998 K. SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet (Banka zimmeti) KARAR : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık hakkında verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde ol
**7. Ceza Dairesi 2024/2512 E. , 2024/4999 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi KARAR SAYISI : 2023/4595 E., 2023/2998 K. SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet (Banka zimmeti) KARAR : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık hakkında verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ...Ş. vekilinin temyiz istemi; sanığın rutin kasa sayımlarını takip ederek açığın çıkmasını engellemesi, kasa açığının ortaya çıkmasını engellemek maksadıyla kasadan aldığı paralar yerine sahte banknotlar yerleştirmesi, banka parasını genellikle kasa sayım günlerinin ertesinde şube dışına çıkarması, şubeden çıkardığı paraları diğer bir bankadaki hesabına farklı farklı kişiler aracılığıyla yatırması nedeniyle, eylemin nitelikli zimmet kapsamında bulunduğuna, sanığa verilen cezanın az olduğuna, döviz cinsinden olan banka zararının hesaplanmasında suç tarihindeki döviz kurunun değil de güncel kurun dikkate alınması gerektiğine ve 26.07.2023 tarihli bilirkişi raporu kendilerine tebliğ edilmeden hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. Sanık müdafiinin temyiz istemi; Sanığın sorumlu olduğu banka zararı 126.400,00 Euro olduğu halde çok daha yüksek miktardan sorumlu tutulduğuna, bilirkişi raporunda sanığın zimmet eylemlerinin hangi aşamada ne kadar gerçekleştiği yönünde tespit bulunmadığına, tazminat davası söz konusu olmadığından nispi vekalet ücretine hükmedilemeyeceğine ilişkindir. II. GEREKÇE Katılan ...Ş. vekilinin 30.03.2021 tarihinde Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikâyet dilekçesinde ... A.... şubesi gişe personeli olan sanığın kasasında 26.03.2021 tarihinde tespiti yapılan sayımda, 572.430,00 Euro (Eur) ve 60.000,00 Amerikan doları (USD) miktarındaki açık nedeniyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na (5411 sayılı Kanun) muhalefet suçu ve tespiti yapılacak diğer suçlardan cezalandırılması talep edilmiştir. 26.03.2021 tarihinde ... A.... şubesinde yapılan sanığa ait 2 no'lu kasada gerçekleştirilen, 572.430,00 Eur ve 60.000,00 USD açık bulunduğu tespitini içeren sürpriz kasa denetimine ilişkin olarak, 26.03.2021 tarihli tutanaklar dosyada mevcut olup tutanakların sanık, operasyon yönetmeni ve şube müdürü tarafından imza edildiği anlaşılmaktadır. 30.04.2021 tarihli Kanuni Soruşturma Raporu Dosya arasında bulunmakta olup, rapor içeriği ve ekinde sanığın banka parasını şube dışına çıkardığı anlara ilişkin kamera görüntüleri ve anlık fotoğrafların olduğu görülmüştür. Sanığın banka müfettişine verdiği ''ifade tutanağı'' başlıklı 29.03.2021 tarihli yazılı beyanı dosyada mevcut olup, sanığın bu beyanında özetle; internet üzerinden bahis oynamaya başladığını, para kaybettikçe borçlandığını, bahis oynayabilmek ve borçlarını kapatmak için banka kasasından peyder pey para almaya ve aldığı paraları ceketinin-montunun cebine koymak, eşyalarının olduğu poşete koymak gibi yöntemlerle gizlice şubeden çıkartmaya başladığını, bir defasında kasa açığını gizlemek için dışarıdan getirdiği sahte Euro banknotları gerçekleri ile değiştirdiğini, 19.02.2021 tarihinde yapılan sürpriz kasa sayımında kasada 100.000,00 Euro açık tespit edilmesine karşın, şube müdürünü, 100.000,00 Euroyu bir müşterileri için ayırttığını ve paranın kendisinde olduğunu söyleyerek yanılttığını, Toplam 572.430,00 Eur ve 60.000,00 USD tutarındaki kasa noksanının kendi zimmet eylemleri neticesinde oluştuğunu beyan etmiştir. Ancak sanığın sonraki aşamalarda adlî makamlar önünde bu beyanını tümden doğrulaması söz konusu olmamıştır. Sanık aynı yöndeki müdafii eşliğinde alınan kolluk ifadesi, 31.03.2021 tarihli savcılık ifadesi ve Sulh Ceza Hâkimliğindeki sorgusunda özetle; 572.430,00 Eur ve 60.000,00 USD tutarındaki kasa noksanının kendi zimmet eylemleri neticesinde oluştuğunu kabul etmiş ve tespit edilen söz konusu zarar miktarına ilişkin herhangi bir itirazda bulunmamıştır. 01.03.2022 tarihli savcılık ifadesinde ise; zarar miktarının tespit edilen kadar olmadığını beyan etmiştir. Kolluk görevlilerince incelenen ilgili banka güvenlik kamerası görüntülerini içeren kamera görüntülerinin çözümüne ilişkin 31.03.2021 tarihli izleme tutanağı dosyada mevcuttur. Banka şikâyeti üzerine Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma neticesinde, 02.03.2022 tarihli ve 2022/391 Esas numaralı iddianame ile; 572.430,00 Euro ve 60.000,00 USD (Amerikan doları) miktarındaki kasa açığı nedeniyle sanık hakkında zincirleme nitelikli banka zimmeti suçundan cezalandırılması istemiyle 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık mahkemedeki savunmasında özetle; 129.400,00 Euro miktarındaki banka parasını zimmetine geçirdiğini, bunun dışındaki işlemleri ve zarar miktarını kabul etmediğini, banka müfettişlerinin kendisini aile üyelerinin de hapse girebileceğinden bahisle tehdit etmesi nedeniyle önceki ifadelerinde bankaca iddia olunan tüm zarar miktarını kabul etmek zorunda kaldığını beyan etmiştir. Tanıklar E.T., H.A., T.Y., E.Y., M.A., Y.A., E.Ö., C.G. ,İ.G., M.G., O.G. ve R.A.'nın beyanları dosyada mevcuttur. Bankacılık ve finans uzmanı, serbest mali müşavir ve hukukçu bilirkişiden oluşan 26.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda; sanığın 572.430,00 Eur ve 60.000,00 USD tutarındaki kasa açığından sorumlu olduğu, suç tarihindeki TCMB efektif satışı kuru üzerinden yapılan hesaplamaya göre Türk Lirası cinsinden banka zararının ise 5.888.173,00 TL olduğu, eylemin basit veya nitelikli zimmet olarak değerlendirilmesi ile ilgili nihai kararın mahkemeye ait olduğu yönünde görüş belirtilmiştir. Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.09.2023 tarihli ve 2022/93 Esas, 2023/411 Karar sayılı kararı ile sanığın zincirleme biçimde basit banka zimmeti suçundan 10 yıl hapis ve 66.660,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, adlî para cezasının 24 eşit taksitte ödenmesine, hak yoksunluklarına, 5.888.173,00 TL miktarındaki banka zararının ödettirilmesine, ödettirilmesine karar verilen banka zararı üzerinden nisbi harca ve nisbi vekalet ücreti ile ayrıca maktu vekalet ücretine karar verilmiştir. Anılan karara yönelik olarak katılan banka vekili, sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan istinaf başvuruları üzerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 07.12.2023 tarihli ve 2023/4595 Esas, 2023/2998 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamına göre; katılan ...... şubesi gişe personeli olan sanığın kendi anlatımına göre internet üzerinden bahis oynamaya başladığı, para kaybettikçe borçlandığı, bahis oynayabilmek ve ayrıca oluşan borçlarını kapatmak için koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu banka kasasından para almaya karar verdiği, 29.01.2021 - 25.03.2021 tarihleri arası 14 farklı günde toplam 15 kez ana kasadan aldığı 572.430,00 Eur ve 60.000,00 USD miktarındaki paraları gişe yanında bulunan çelik kasa yerine, masasının altında, bazen çanta içinde bazen de desteler halinde yere koymak suretiyle tutarak, peyder pey buradan alıp ceket veya montunun cebine ya da şubeye getirdiği poşetlere koyarak şube dışına çıkartıp zimmetine geçirdiği, sanığın sorumlu olduğu 2 numaralı kasanın gün sonu sayımlarına müşteri ilişkileri yönetmeni ya da geçici yönetmen yetkisine sahip personelin katılması gerektiği halde katılmadığı, bu nedenle belirtilen tarih aralığında gün sonu kasa mutakabatlarının bizzat ve yalnız sanık tarafından yapıldığı, müşteri ilişkileri yönetmeni tarafından, mutakabatın, sayıma fiilen iştirak edilmeden ... adı verilen sanal platform üzerinden yapıldığı ve sistemsel olarak onaylandığı, banka müdürü tarafından 19.02.2021 tarihinde yapılan sürpriz kasa sayımında gerçekte kasada 100.000,00 Euro açık belirlendiği halde sanığın banka müdürüne bu parayı bir müşteri için ayırdığını söylemesi ve banka müdürünün bu beyana itibar etmesi nedeniyle kasadaki açığın o tarihte tespit edilemediği, banka müdürü tarafından 25.03.2021 tarihinde sürpriz kasa sayımı yapılmak istediği ancak sanığın rahatsızlığı nedeniyle sayımın ertelendiği, 26.03.2021 tarihinde sanığın sabah erkenden şubeye gelip ana kasa anahtarını bırakıp şubeden ayrıldığı ve bu durumun şüphe yaratması üzerine sanığın yokluğunda 26.03.2021 tarihinde kasa sayımına başlandığı, kasada açık tespiti üzerine sanığın telefonla şubeye çağırıldığı ve şubeye gelerek kasa denetimine ilişkin olarak açığın tespit edildiği 26.03.2021 tarihli tutanakları imza ettiği anlaşılmıştır. Sanık, müdafii eşliğinde alınan kolluk ifadesi, 31.03.2021 tarihli savcılık ifadesi ve Sulh Ceza Hâkimliğindeki sorgusunda; 572.430,00 Eur ve 60.000,00 USD tutarındaki tüm zarardan sorumluğunu kabul etmesine karşın, 01.03.2022 tarihli savcılık ifadesi ve mahkemedeki savunmasında ise yalnızca 129.400,00 Euro miktarındaki zarardan sorumluluğunu kabul etmiştir. Kanuni soruşturma raporundaki tespitler, zimmete ilişkin kamera görüntüleri, sanığın ikrarı, sanığa ait Akbank'ta bulunan Euro hesabına ilişkin hareket dökümleri, bahis sitelerine yapılan para aktarımları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı banka zimmeti suçunun sübuta erdiği anlaşılmış, sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 572.430,00 Eur ve 60.000,00 USD tutarındaki kasa açığının sanığa ait olan ve suç tarih aralığında sanık haricinde kimsenin görevlendirilmediği 2 numaralı banka kasasında ortaya çıkması, sanığın müdafi eşliğinde alınan kolluk ve 31.03.2021 tarihli savcılık ifadelerinde 572.430,00 Eur ve 60.000,00 USD tutarındaki kasa açığını kabul etmesi ve sorumlu olduğu kasada oluşan ve kabul etmediğini iddia ettiği açık için herhangi bir argüman ileri sürmemesi karşısında; sanığın şubeden çıkardığı ve 3. şahıslar aracılığıyla Akbankta bulunan Euro hesabına aktarılan yani resmiyete giren 129.400,00 Euro banka zararını kabul edip kalan kısmı kabul etmeyerek eylemden doğan sorumluluktan kısmen de olsa kurtulmaya çalıştığı kanaatine varılmış olup, ilk derece mahkemesince 572.430,00 Euro ve 60.000,00 USD tutarındaki zimmet miktarından sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Banka zimmeti suçu 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinde ''(1) Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma vegözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları kendisinin ya da başkasının zimmetine geçiren banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları, altı yıldan oniki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkûm edilirler. (2) Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi hâlinde faile on iki yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası verilir; ancak, adli para cezasının miktarı bankanın uğradığı zararın üç katından az olamaz. Ayrıca meydana gelen zararın ödenmemesi hâlinde mahkemece re'sen ödettirilmesine hükmolunur.'' şeklinde düzenlenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.05.2023 tarihli ve 2022/7-547 Esas, 2023/261 Karar sayılı kararında ayrıntıları ile açıklandığı üzere; ''765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 202 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen nitelikli zimmet suçu, 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin ikinci fıkrasında, “suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi hâli” biçiminde tanımlanmak suretiyle, zimmet suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâli olarak yeniden düzenlenmiştir. Söz konusu yasal düzenlemelerde nitelikli zimmet suçunun oluşumunda aranan hile kavramı, gerek Türk Ceza Kanunu'nda gerekse 5411 sayılı Kanun'da tanımlanmamış olup “birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen, dolap, oyun, desise, entrika” anlamına gelmektedir (Türk Dil Kurumu, Türkçe Sözlük, s. 891). Uygulamadaki yerleşmiş kabule göre hile; “Hile nitelikli yalandır. Yalan belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun denetleme olanağını ortadan kaldırmalıdır. Kullanılan hile ile mağdur yanılgıya düşürülmeli ve yanıltma sonucu kandırıcı davranışlarla yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hileli davranışın aldatacak nitelikte olması gerekir. Basit bir yalan hileli hareket olarak kabul edilemez.” olarak tanımlanmaktadır. Öğretide de hile ile ilgili olarak, hilenin maddi veya manevi nitelikteki eylemlerle bir kimsenin hataya düşürülmesi anlamına geldiği (Faruk Erem, TCK Şerhi Özel Hükümler, Ankara, 1993, s. 588), ifade ediliş ve sergileniş tarzı açısından yöneldiği kimsenin denetim yapma yetkisini elinden alması ve doğurduğu güven ortamıyla kişiyi istediği yöne çekmesinin zorunlu olduğu (Sami Selçuk, Dolandırıcılık Cürmünün Kimi Suçlardan Ayrımı ve Çeklerle İlgili Suçlar, Ankara, 1986, s.106-110), gösterilen davranışın hile niteliğini taşıyabilmesi için aldatmaya elverişli olması gerektiği (İzzet Özgenç, Ekonomik Çıkar Amacıyla İşlenen Suçlar, Seçkin Yayınevi, 2004, s. 26), hilenin öznel ve nesnel koşulları sömürerek ve gerçeği örterek mağdurun yargılama gücünü etkilemesi gerektiği, kaba, çıplak ve kolayca anlaşılabilen bir yalanın hile kavramına girmediği (Vural Savaş- Sadık Mollamahmutoğlu, TCK Yorumu, Seçkin Yayınevi, Ankara, 1995, C. 4, s. 5155-5157) şeklinde görüşler bulunmaktadır. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere nitelikli zimmet suçundaki hileli davranışların, fiilin ortaya çıkmamasını sağlamaya yönelik olmasının yanında bu sonucu gerçekleştirmeye elverişli olacak nitelikte yoğun ve aldatıcı olması gerekir. Herkes tarafından anlaşılabilir ve özünde aldatıcı niteliği bulunmayan davranış, hileli bir davranış olarak değerlendirilemeyecektir. Nitekim öğretide de; “Bu hileli davranışlar öyle bir mertebede bulunmalıdır ki, hakiki eylemin ortaya çıkması uzmanlık gerektiren bir takım araştırmaların yapılmasını da gerektirmelidir.” (Prof. Dr. Süheyl Donay, Bankacılık Ceza Hukuku, s.115) şeklinde benzer görüşlere yer verilmektedir. Aksinin kabulü hâlinde nitelikli zimmet suçunun kapsamı oldukça genişlerken, basit zimmet suçunun kapsamı oldukça daralacaktır ki, kanun koyucunun bunu amaçladığı kuşkuludur. Diğer taraftan, hile kavramının sözlük ve uygulamalardaki tanımları ile banka zimmeti suçunun özgü suçlardan olduğu hususları da dikkate alındığında, hileli davranışın eylemin ortaya çıkmamasını sağlayacak şekilde aldatmaya elverişli olması gerekmektedir. TCK uygulamasında da hilenin varlığından söz edebilmek için eylemde kandırma öğesinin gerçekleşmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, hileli davranışlar kişinin ya da kişilerin öznel durumu itibarıyla değil nesnel ölçütler esas alınmak suretiyle, her somut olayın özelliğine göre olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı dikkate alınmalıdır. Öte yandan 765 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinin ikinci fıkrasına paralel olarak düzenlenen, 4389 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasında “dairesini aldatacak” ibaresi yerine “bankayı aldatacak” ibaresine yer verilmek suretiyle, banka zimmeti suçunun nitelikli hâli hüküm altına alınmıştır. Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’da ise önceki metinde yer alan “dairesini aldatacak” ibaresine yer verilmeyerek nitelikli zimmet suçunun uygulama alanı genişletilmiş, böylece hileli davranışların olağan ve basit bir denetim, araştırma ve karşılaştırma ile ilk bakışta kolayca ve kesin bir biçimde anlaşılabilecek nitelikte olmamak koşuluyla zimmet veya miktarının kurum içi kayıtlardan ortaya çıkarılması hâlinde de eylemin nitelikli zimmet olarak kabulü olanaklı hâle gelmiştir. Eğer hileli davranışlar eylemin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik değilse ya da zimmet veya miktarı ilk bakışta olağan ve basit bir iç denetim, araştırma veya karşılaştırma ile kolayca ve kesin bir biçimde ortaya çıkabilecek durumda ise eylem basit zimmet suçunu oluşturacaktır. Bankacılık zimmeti suçu açısından da; zimmet veya miktarının, banka içi kayıtların olağan bir denetimi, araştırma veya karşılaştırılması suretiyle, kesin bir biçimde ortaya çıkarılabilecek durumda olması hâlinde, eylemin basit zimmet suçunu oluşturacağı kabul edilmelidir.'' Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve Dairemizin istikrarlı uygulamaları ile de; zimmetin kurum içi kayıtların incelenmesi suretiyle kolayca ortaya çıkarılabilmesi hâlinde eylemin basit zimmet suçunu oluşturacağı kabul edilmektedir. Bu açıklamalardan hareketle somut olayda; sanık banka müfettişine verdiği ve sonrasında doğrulamadığı yazılı beyan dilekçesinde bir keresinde eylemin ortaya çıkmasını engellemek için kasadan aldığı "Euro" cinsi paraların yerine, kasaya sahte Euro banknotlarını koyduğunu belirtmiş olup, bu yönde sayım sırasında yapılan bir tespit de olmamakla birlikte, bu durumun vuku bulduğu kabul edilse dahi; kasa mutakabat sorumlusu personel tarafından bankacılık kuralları çerçevesinde hareket edilerek, günlük kasa mutakabatının yapılması sırasında gereken özen ve basiretin gösterilmesi halinde sahte paraların gerek gözle gerek cihazla yapılacak incelemede mesleği bankacılık olan kişilerce anlaşılabileceği, dolayısıyla hileli faaliyetin tespit edilmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Katılan banka vekili tarafından ileri sürüldüğü gibi, sanığın rutin kasa sayımlarını takip ederek açığın çıkmasını engellemesi, banka parasını genellikle kasa sayım günlerinin ertesinde şube dışına çıkarması, şubeden çıkardığı paraları diğer bir bankadaki hesabına farklı farklı kişiler aracılığıyla yatırması gibi davranışlar da kasadaki açığın bankadaki rutin bir incelemede ortaya çıkarılmasına engel teşkil etmeyecektir. Bu durum karşısında sanığın eylemlerinin zimmetin ortaya çıkmasını engellemeye elverişli hileli davranış niteliğinde bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, sanığa ait eylemlerin zincirleme basit zimmet suçunu oluşturduğunun kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Katılan banka vekili tarafından, ilk derece mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında ''Bilirkişi tarafından düzenlenen rapor örnekleri, duruşma sırasında Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye doğrudan verilebileceği gibi; kendilerine iadeli taahhütlü mektupla da gönderilebilir.'' şeklindeki düzenlemeye muhalefet edilerek, 26.07.2023 tarihli bilirkişi raporunun katılan banka vekiline tebliğ edilmediği yönündeki temyiz itirazının incelenmesinde; katılan banka vekilinin ilk derece mahkemesindeki 10.08.2023 tarihli celseye, ekinde herhangi bir belge bulunmayan ve kabulü halinde duruşma gününü ulusal yargı ağı projesi (Uyap) sisteminden öğrenebileceğine dair mazeret talebi gönderdiği, anılan bilirkişi raporunun 10.08.2023 tarihli celse öncesi Uyap sistemi üzerinden dosyaya ulaştığı ve 10.08.2023 tarihli celsede bilirkişi raporunun dosyaya ulaştığının duruşma zaptı ile kayıt altına alındığı, 10.08.2023 tarihli celsede katılan banka vekilinin mazeret talebinin kabulü ile duruşmanın 29.09.2023 tarihine ertelendiği, katılan vekilinin 29.09.2023 tarihli celseye de ekinde herhangi bir belge bulunmayan mazeret talebi gönderdiği ve bu defa mazeret talebinin reddedilerek hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Tanzim olunan 26.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda, dosyada hali hazırda tespiti yapılmayan ve uzmanlık gerektiren bir olguya yer verilmediği, mahkemece ulaşılan kanaate söz konusu rapor olmadan da varılabileceği gibi mazereti kabul edilen ve duruşma gününü Uyap üzerinden öğrenebileceğini ifade eden katılan vekilinin duruşma tutanağı içeriğinden dosyaya bilirkişi raporunun ulaştığını anlayabileceği ve Uyap sisteminde mevcut bilirkişi raporunu sistem üzerinden görebileceği anlaşılmakla; katılan vekiline bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 12.03.2018 tarihli ve 2017/971 Esas, 2018/2617 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır. Sanığın 29.01.2021-26.03.2021 olan suç tarihleri arasında zimmetine geçirdiği miktar 26.03.2021 tarihli kasa sayım tutanakları ile 572.430,00 Eur ve 60.000,00 USD olarak tespit edilmiş olup, katılanın bu konudaki iddiasında aşamalarda bir farklılık bulunmadığı, sanık tarafından ise başta tespit edilen söz konusu miktar kabul edilmekle birlikte yukarıda izah edildiği üzere sonradan bu miktara itiraz edilmiş olup, zimmet eylemlerinde bulunduğunu ikrar da eden sanığın tek sorumlusu olduğu 2 numaralı kasada ortaya çıkan tüm açık miktarından sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık görülmemiş, 572.430,00 Eur ve 60.000,00 USD miktarındaki paranın peyder pey hangi gün hangi miktarlarda bankadan çıkarıldığının tam olarak tespit edilememesinin sonuca etkisinin bulunmadığı anlaşılmış olup, sanık müdafiinin bu yöndeki temyiz itirazı yerinde görülmemiştir. Mahkemece sanık hakkında kurulan hükümde ''suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, sanığın kastı ve güttüğü amaç, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, zarar miktarı'' dikkate alınarak temel cezanın takdiren ve teşdiden 9 yıl hapis ve 3.000 gün adlî para cezası olarak belirlendiği, akabinde zincirleme suç nedeniyle ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ''eylem fazlalığı'' gerekçe gösterilerek verilen cezada alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle 1/3 oranında artırım yapıldığı anlaşılmış olup, sanığın 29.01.2021-26.03.2021 tarihleri aralığında 14 farklı günde toplam 15 kez banka parasını zimmeti geçirerek 5.888.173,00 TL miktarında banka zararına sebebiyet olması karşısında, mahkemenin gerekçeleri yerinde görülmüş olup hükümde verilen ceza miktarı bakımından hukuka aykırılık bulunmamıştır. Zimmet nedeniyle oluşan zarar miktarı saptanırken, sanığın katılan bankaya verdiği faiz ve diğer masraflar hariç net zararın, bir başka deyişle mal edinmek maksadıyla sağladığı yararın esas alınması gerektiği, faizin hukuk mahkemelerinde dava konusu olabileceği, mahkeme tarafından da zarar miktarının bu kurallara göre saptandığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ödenmeyen banka zararının ödettirilmesine karar verilmiş olup, tazmini nitelikte olan söz konusu para cezası üzerinden nisbi harca ve nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ...Ş. vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan ...Ş. vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 402.221,10 TL nispi onama harcının sanıktan tahsiline, sanığın aldığı ceza miktarına ve tutuklulukta geçen süreye göre müdafiinin tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2024 tarihinde karar verildi.