Başvuru, yargılamanın özel yetkili mahkemede yapılması, hukuka aykırı olarak elde edilen telefon dinleme kayıtlarına dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi, ilk derece mahkemesi kararının yeterli gerekçe içermemesi, suçun varlığı ve temel cezanın belirlenmesinde hatalı değerlendirme yapılması, başvurucunun temyiz duruşmasına katılımının sağlanmaması, onama kararının formül karar niteliğinde olması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle haberleşme hürriyeti ve adil yargılanma hakkının ihlal e
Başvuru, yargılamanın özel yetkili mahkemede yapılması, hukuka aykırı olarak elde edilen telefon dinleme kayıtlarına dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi, ilk derece mahkemesi kararının yeterli gerekçe içermemesi, suçun varlığı ve temel cezanın belirlenmesinde hatalı değerlendirme yapılması, başvurucunun temyiz duruşmasına katılımının sağlanmaması, onama kararının formül karar niteliğinde olması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle haberleşme hürriyeti ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu, 2014/8852 numaralı başvuruyu 2/6/2014 tarihinde ve 2014/9333 numaralı başvuruyu ise 4/6/2014 tarihinde yapmıştır. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle başvurular 2014/8852 sayılı başvuru dosyası üzerinde incelenmek üzere birleştirilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne yapılan ihbar üzerine İ.Ş. liderliğinde örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapmak ve suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak eylemleri nedeniyle aralarında başvurucunun da bulunduğu kişiler hakkında fiziki ve teknik takipbaşlatılmıştır. Şüpheliler hakkında suç işlendiğine dair şüphe oluştuğu ve başka suretle delil elde etme imkânının bulunmadığı gerekçesiyle bir kısım şüphelinin kullandığı telefon numaralarının dinlenilmesine, kayda alınmasına ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine karar verilmiştir. Bu dinleme kararı kapsamında şüphelilerden Ş.A. tarafından kullanılan telefonun başvurucu tarafından ankesörlü telefonlardan aranmak suretiyle bu kişiyle görüşmeler yapıldığı belirlenmiş, görüşmeler kayda alınıp içerikleri tutanak ile tespit edilmiştir. Öte yandan bir kısım şüpheliler hakkında fiziki takip yapılmış, fiziki takip altında bulunan kişilerin görüştüğü aralarında başvurucunun da bulunduğu kişiler belirlenmiştir. Fiziki takip altında tutulan Ş.A. ve K.B.nin ikametlerinde yapılan aramada toplam 236 gr eroin ele geçirilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı İ.Ş. liderliğinde uyuşturucu madde ticareti yapma amacıyla kurulan suç örgütü ile İran üzerinden uyuşturucu madde getirtildiğini, başvurucunun bu yapılanma içinde İstanbul'a getirilen uyuşturucuyu satın alarak yurt içindeki alıcılara teslim etme işini üstlendiğini ve somut olayda 52 kg eroin maddesinin ticaretini yaptıkları sırada yakalandıklarını iddia etmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı örgüt üyelerinin teknik takibe karşı önlemler aldığını bu çerçevede özellikle çok sayıda telefon hattı kullandıklarını, teknik takibe yakalanmamak için ankesörlü telefonları tercih ettiklerini, yüz yüze görüşmek yerine Ş.A. vasıtasıyla dolaylı olarak haberleşme ve organizasyonu sağladıklarını belirterek aralarında başvurucunun da bulunduğu çok sayıda kişinin uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 25/12/2009 tarihli karar ilebaşvurucunun Ş.A. ile yapmış olduğu telefon görüşmelerinin Ş.A.nın diğer şüphelilerle yapmış olduğu görüşmeler de dikkate alındığında ele geçen uyuşturucunun ne şekilde ve kimden teslim alınacağına yönelik şifreli konuşma niteliğinde olduğu gerekçesiyle başvurucuya isnat edilen eylemi sabit görmüştür. Mahkeme; suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, organizasyonun durumu, başvurucunun organizasyon içindeki konumu ve uyuşturucu miktarını nazara alarak alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle başvurucunun 21 yıl hapis ve 000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme ayrıca suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma suçundan başvurucunun beraatine karar vermiştir. Hüküm başvurucu ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 7/4/2011 tarihli karar ile Cumhuriyet savcısının beraate yönelik temyiz isteğinin reddiyle hükmün bu kısmının onanmasına karar vermiştir. Yargıtay, önceki mahkûmiyetlerin araştırılarak başvurucu hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünde bir değerlendirme yapılması gerektiğine işaret ederek hükmün mahkûmiyete ilişkin kısmını bozmuştur. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi bozma ilamı doğrultusunda yapmış olduğu yargılama sonucunda muhbir ile yapılan görüşmeye ilişkin tutanak, iletişimin tespiti kararı sonucunda elde edilen telefon görüşme tutanakları, üst arama tutanakları, el koyma kararı, ele geçen maddenin eroin cinsi uyuşturucu olduğunu dairkriminal laboratuvar raporu ve tüm dosya kapsamını esas alarak başvurucuya isnat edilen eroin cinsi uyuşturucuyu yurtdışına göndermek amacıyla Türkiye içinde nakletmek ve bulundurmak suçunu sabit görmüştür. Mahkeme suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, organizasyonun durumu, organizasyon içindeki konumu ve ele geçen uyuşturucu miktarını göz önünde tutarak başvurucunun 17 yıl 6 ay hapis ve 000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına 19/9/2012 tarihinde karar vermiştir. Hüküm temyiz edilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi, başvurucu müdafii Av. Özcan Kalabalık'ın katılımıyla yapmış olduğu duruşmalı temyiz incelemesi sonucunda 8/5/2014 tarihinde hükmün onanmasına karar vermiştir. Nihai kararın gerekçesinin başvurucuya tebliğine ilişkin dosya içinde herhangi bir belge ve bilgi bulunmamaktadır. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:“(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.(4) Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.” Aynı Kanun’un ''Kazanç müsaderesi'' kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddî menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddî menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.'' 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun fiil tarihinde yürürlükte bulunan maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“(1) (Değişik birinci cümle: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır. ... (6) Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:a) Türk Ceza Kanununda yer alan;... Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (Madde 188),...'' 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “(1) 135 inci maddeye göre verilecek karar gereğince Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceği adlî kolluk görevlisi, telekomünikasyon hizmeti veren kurum ve kuruluşların yetkililerinden iletişimin tespiti, dinlenmesi veya kayda alınması işlemlerinin yapılmasını ve bu amaçla cihazların yerleştirilmesini yazılı olarak istediğinde, bu istem derhâl yerine getirilir; yerine getirilmemesi hâlinde zor kullanılabilir. İşlemin başladığı ve bitirildiği tarih ve saat ile işlemi yapanın kimliği bir tutanakla saptanır. (2) 135 inci maddeye göre verilen karar gereğince tutulan kayıtlar, Cumhuriyet Savcılığınca görevlendirilen kişiler tarafından çözülerek metin hâline getirilir. Yabancı dildeki kayıtlar, tercüman aracılığı ile Türkçe'ye çevrilir. (3) 135 inci maddeye göre verilen kararın uygulanması sırasında şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da aynı maddenin birinci fıkrasına göre hâkim onayının alınamaması halinde, bunun uygulanmasına Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl son verilir. Bu durumda, yapılan tespit veya dinlemeye ilişkin kayıtlar Cumhuriyet savcısının denetimi altında en geç on gün içinde yok edilerek, durum bir tutanakla tespit edilir. (4) Tespit ve dinlemeye ilişkin kayıtların yok edilmesi halinde soruşturma evresinin bitiminden itibaren, en geç onbeş gün içinde, Cumhuriyet Başsavcılığı, tedbirin nedeni, kapsamı, süresi ve sonucu hakkında ilgilisine yazılı olarak bilgi verir.”