3. Hukuk Dairesi 2016/4357 E. , 2016/9781 K. MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması-iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesi ile; tar…
**3. Hukuk Dairesi 2016/4357 E. , 2016/9781 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması-iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların....Aile Mahkemesinin ....karar sayılı kararı ile boşandıklarını, bu karar ile müşterek çocukların velayetinin müvekkili babaya verildiğini ve davalı kadın lehine aylık 200TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, boşanma kararının üzerinden 4 yıl geçtiğini, geçen süre zarfında davalının işe başladığını, maddi durumunun düzeldiğini, nafakaya ihtiyacı olmadığını, çocukların okula başladığını, müvekkilinin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını ileri sürerek davalı lehine hükmedilen nafakanın kaldırılmasını ve müşterek çocukların her biri lehine ayrı ayrı 250'şer TL iştirak nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi ile; düzenli bir işte çalışmadığını, babasının borçlarını ödemek için kredi çektiğini ve bağlanan maaşın da kredi borçlarına kesildiğini, davacının nafaka borçlarını ödemediğini, çatı ustası olduğunu ve aylık gelirinin ortalama 2.000TL olduğunu, eşinin de kuaför dükkanı çalıştırdığını, kendisinin nafakaya ihtiyacı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, .... Aile Mahkemesinin 07/07/2011 gün ....sayılı kararı ile, davalı için bağlanan aylık 200TL yoksulluk nafakasının 100TL indirilerek aylık 100TL yoksulluk nafakasına davanın açıldığı tarihten başlayarak aydan aya davacıdan alınarak davalıya verilmesine, tarafların müşterek çocukları 2003 doğumlu Mertcan Mestanlı ve 2005 doğumlu Kübra Mestanlı için aylık 100'er TL iştirak nafakasının davanın açıldığı tarihten başlayarak aydan aya davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir. TMK'nun 175.maddesine göre; ''Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.'' TMK'nun 176/4. maddesine göre de tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. ./.. -2- TMK 176/3. maddesi uyarınca da; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Davacı, yukarıdaki yasa hükümleri gereğince; davalının yoksulluğunun ortadan kalktığı iddiasıyla nafakanın kaldırılmasını istemektedir. Bu durumda, öncelikle yoksulluk kavramı üzerinde durmak gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında "asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması" yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir ( HGK. 07.10.1998 gün, 1998/2-656 E.- 1998/688 K. 26.12.2001 gün 2001/2-1158-1185 sayılı ve 01.05.2002 gün 2002/2-397-339 sayılı kararları ). Somut olayda; davalı kadının, evinde tütün sararak geçimini sağlamakta olduğu ve aylık 800TL civarında gelirinin olduğu, bunun yanında vefat eden babasından dolayı 959,44TL maaş aldığı, kirada yalnız yaşadığı, davacı kocanın ise çatı kaplama işi yaptığı, aylık gelirinin belli olmadığı, evli olup yeni eşinden olan iki çocuğu ve davalıdan olan iki çocuğu ile birlikte yaşadığı anlaşılmaktadır. Yoksulluk durumu; günün ekonomik koşulları ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları birlikte değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası, ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır. Onun içindir ki bilimsel öğretide: "Evlilik birliğinde esler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğindedir" şeklinde açıklamalara yer verilmiş bulunmaktadır ( ...). Davalının aylık gelir durumuna göre değerlendirildiğinde, çalışarak elde ettiği gelir ile aldığı nafaka miktarı toplamının, davalıyı yoksulluktan kurtaracak nitelikte bulunmadığı kabul edilerek lehine yoksulluk nafakası takdir edilen davalının aynı zamanda iştirak nafakası ödemesi beklenemez. Zira; yoksul olduğu kabul edilen şahsın nafaka ödeyecek durumu olması hayatın olağan akışına ters bulunmaktadır. O halde mahkemece; yukarıdaki gerekçeler ile davacının, davalıdan iştirak nafakası tahsili talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...