8. Hukuk Dairesi 2016/5664 E. , 2019/10692 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili ile davalı ... ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, dava konusu parselin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler…
**8. Hukuk Dairesi 2016/5664 E. , 2019/10692 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili ile davalı ... ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, dava konusu parselin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu gerekçesiyle zilyetlikle edinilemeyeceğini belirterek, davalılar adına tescil edilen tapunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, dava konusu gayrimenkulün bilinen en eski tarihten bu yana, aralıksız ve çekişmesiz davalıların hüküm ve tasarrufunda bulunduğunu, davaya konu alanın orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, orman bilirkişisince düzenlenen raporda dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı ve ziraat bilirkişisince düzenlenen raporda dava konusu taşınmazın ihya ve ıslah edilerek yöre ekolojisine uygun çok yıllık ağaç, ağaççık ve çalı formu sınıfına giren fındık ve ceviz gibi meyve ağaçlarının yetiştirilmesine uygun olan, ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan Dikili Tarım Arazi sınıfında olduğunun bildirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı Hazine vekili ve davalılardan ... ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 139 ada 31 parsel sayılı taşınmazın tapuda davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ile bir kısım davalıların murisi ... arasında paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. 12.07.2014 tarihli kadastro tutanağından; taşınmazın yirmi yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız, malik sıfatıyla, iyiniyetle müşterek olarak tamamı altı hisse kabul edilip iki hissenin ... oğlu ..., iki hissenin ... oğlu ..., bir hissenin ... evladı ..., bir hissenin ... evladı ...’un zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, senetsizden iktisap edilen taşınmazın yüzölçümünün kişi başı yüz dönümü geçmediği, taşınmazın kültür arazisi vasfında olup, kuru toprak niteliğini taşıdığı, kısmen ağaçlık vasfında ise de genel orman, mera ve Hazine'ye ait yerlerle bir ilişiğinin bulunmadığı belirtilerek maliklerin yokluğunda ..., ..., ..., ... adına paylı mülkiyet üzere tespit ve tescil edildiği görülmüş, kadastro tutanağına itiraz üzerine ... Kadastro Mahkemesinin 2005/147 Esas ve 2009/78 Karar sayılı ilamı ile taşınmazın hükmen davalılar adına tesciline karar verildiği belirtilmiş ancak ilgili dosya ya da kesinleşme şerhini içerir karar dosya içerisinde görülememiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dosya içerisinde yer alan 06.07.2015 tarihli ziraat bilirkişi raporunda “...taşınmazın üzerinde çoğunluk olarak meşe, pelit, diken ve çalılık gibi orman ağaçları bulunduğu, bu ağaçların kereste ve mobilyacılıkta kullanıma uygun olmadığı, 35-40 yıllık 2 adet ceviz ağacının bulunduğu, taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığı, daha önceki yıllarda da yapılmamış olduğu, ancak ağaçların temizlenip gerekli tesfıye işlemlerinden sonra tarımsal faaliyet olarak, fındık, ceviz, muşmula gibi çok yıllık ürünlerin yetişebileceği, taşınmazın taşlık-kayalık toprak yapısına sahip olduğu, eğim olarak % 20-25 eğimde, engebeli, 550-600 m rakımda, 6.sınıf arazi olduğu, heyelan tehlikesinin bulunmadığı, taşınmazın araç yolu kenarında yaklaşık 3.000 m2 sine hafriyat (taşlı toprak) dökülmüş olduğu ve hafriyat dökülen alanda tarımsal üretim yapılabileceği, taşınmazın kırsal yerleşim alanı içerisinde olmadığı, imar planında tarımsal özelliği korunan öncelikli orman arazisi olduğu” belirtilmiş, Mahkemece alınan ziraat bilirkişisinin 31.08.2015 tarihli ek raporunda ise “....dava konusu 31 parsel numaralı taşınmazın ihya ve ıslah edilerek yöre ekolojisine uygun çok yıllık ağaç, ağaççık ve çalı formu sınıfına giren fındık ve ceviz gibi meyve ağaçlarının yetiştirilmesine uygun olan ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan Dikili Tarım Arazi sınıfında olduğu” belirtilerek taşınmazın Dikili Tarım Arazisi vasfında mı taşlık kayalık vasıfta mı olduğu hususunda çelişki oluşturulmuş, Mahkemece bu çelişki giderilmeden karar verilmiştir. Öte yandan hükme esas alınan 26.08.2015 tarihli orman bilirkişi raporunda “Memleket haritalarındaki sembollerden de anlaşıldığı üzere dava konusu alanın büyük bir kısmının meyvelik alan, kalan kısmı ise geniş yapraklı ağaçlık olarak gözüktüğü, 1984 ve 2006 tarihli hava fotoğraflarında da görüldüğü üzere alanın büyük kısmının tarım arazisi olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Hava fotoğraflarında gözüken ağaçlık alanın yaklaşık 1 hektar olduğu, ayrıca ... Kadastro Mahkemesi'nin 2007/40 Esas sayılı dosyasına ait resim numarası 562/90 olan 1954 tarihli hava fotoğrafında ise alanın 1984 ve 2006 tarihli hava fotoğraflarına göre, daha büyük bir kısmının açıklık alan veya tarım arazisi olarak gözüktüğü, ... Orman İşletme Şefliği Amenajman Planına göre de alanın büyük bir kısmının sarı renk ile açıklık-tarım arazisi olarak gözüktüğü....” belirtilerek taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu tespit edilmiş, Mahkemece bilirkişi raporunda yer alan “büyük bir kısım, büyük kısım” gibi soyut ifadeler açıklattırılıp taşınmazda birden fazla bölümün bulunup bulunmadığı, birden fazla bölüm varsa nitelikleri, raporda belirtilen kısımların net yüzölçümlerinin belirtilmesi yönünde ek rapor alınmadan hüküm kurulmuştur. Hal böyle olunca, Mahkemece; ... Kadastro Mahkemesinin 2005/147 Esas ve 2009/78 Karar sayılı dosyası dosya arasında getirtilip, bu dosya ile eldeki dosya karşılaştırılarak her iki dosyada toplanan deliller arasında çelişki varsa giderilmesi, ziraat bilirkişi raporunun kök ve ek raporu arasındaki mevcut çelişki üzerinde durulması, soyut ifadeleri içeren yetersiz orman bilirkişi raporu açıklattırılarak yeniden orman bilirkişisinden rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekili, davalılardan ... ile bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nin 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 28.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.