(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2010/10108 E. , 2010/13879 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Cumayanı Köyü ve kendisine ait olan 150 ada 104 sayılı parsel ile Hazine ad…
**(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2010/10108 E. , 2010/13879 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Cumayanı Köyü ve kendisine ait olan 150 ada 104 sayılı parsel ile Hazine adına kayıtlı olan 150 ada 100 parsel sayılı taşınmazlar arasında bulunan derenin, kadastro sırasında 28 metre genişliğinde bırakıldığını, gerçekte derenin bu kadar geniş olmadığını, kendisine ait ve üzerinde kestane ağaçları bulunan alanın dere yatağında bırakıldığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 1969 yılında yapılmıştır. Daha sonra yapılan aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması 1996 yılında kesinleşmiştir. Genel arazi kadastrosu 1993 yılında yapılmış, çekişmeli yer dere niteliği ile tespit dışı bırakılmıştır. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve davalı taşınmazın (C) ve (D) işaretli kısımlarının 1993 yılında kesinleşen arazi kadastrosunda tescil harici bırakıldığı, zilyetliğin bu tarihte başladığı ve süresinin dolmadığı, (A) ve (B) kısımlarının ise 2/B niteliğindeki yerlerden olduğu ve zilyetliğe konu olmayacağı belirlenerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 09/11/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.