1. Ceza Dairesi 2021/9960 E. , 2021/12771 K. "" Kasten yaralama suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılamada, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden bahisle adı geçen sanık hakkındaki yargılamanın durmasına dair Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2019 tarihli ve 2019/138 Esas, 2019/190 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 01.04.2021 tarihli ve 2020/19428 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhu…
**1. Ceza Dairesi 2021/9960 E. , 2021/12771 K.** **"İçtihat Metni"** Kasten yaralama suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılamada, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden bahisle adı geçen sanık hakkındaki yargılamanın durmasına dair Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2019 tarihli ve 2019/138 Esas, 2019/190 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 01.04.2021 tarihli ve 2020/19428 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.04.2021 tarihli ve 2021/47491 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheli ... hakkında düzenlenen 16.01.2019 tarihli ve 2019/4603 Esas, 2019/3040 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın Cumhuriyet savcısı tarafından elektronik imzayla 16.01.2019 tarihinde imzalanması sonrasında, 24.01.2019 tarihinde, Cumhuriyet Başsavcı vekili tarafından, mağdurların beyanlarını destekler nitelikte dosya kapsamında raporların bulunduğundan bahisle şüpheli hakkında dava açılması gerektiği belirtilerek dosyanın iade edilmesi üzerine ilgili savcı tarafından dosyanın yeniden ele alındığı ve bu kez yapılan araştırma sonucunda toplanan deliller doğrultusunda ... hakkında kasten yaralama suçundan kamu davası açılmasına rağmen, Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesince, daha önce aynı konuya ilişkin olarak verilen ve Cumhuriyet savcısı tarafından imzalandığı anda hukuken geçerli bir ceza muhakemesi işlemi haline gelen 16.01.2019 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172/2. maddesi gereğince, yeni delil elde edilmedikçe ve sulh ceza hâkimliğince karar alınmadıkça aynı soruşturma konusu olay ile ilgili iddianame düzenlenmesinin hukuken mümkün bulunmadığı ve düzenlenen iddianame ile ilgili yargılama yapma imkânının bulunmadığı, bu nedenle bu aşamada kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 223/8. maddesi uyarınca yargılamanın durmasına karar verilmiş ise de; benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 15.10.2018 tarihli ve 2018/3667 Esas, 2018/6665 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar, adlî idârî nitelikte olup, taraflara tebliğ edilip kesinleştirilmeleri yapılmadıkça geri alınmaları mümkün olduğundan ve Cumhuriyet Başsavcısının da söz konusu kararlarda değişiklik yapılmasını isteme hakkı bulunduğundan yapmış olduğu iade işleminin usul ve yasaya uygun olduğu, kaldı ki, belirtilen kararın Cumhuriyet Başsavcısı tarafından 24.01.2019 günü iade edilmesi sonrasında taraflara tebliğ edilmemesi nedeniyle henüz kesinleşmediği ve kesin hükmün niteliğine benzer sonuçları da doğurmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde davanın durmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.