10. Hukuk Dairesi 2024/281 E. , 2024/1495 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1394 E., 2023/1940 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/353 E., 2021/69 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun
**10. Hukuk Dairesi 2024/281 E. , 2024/1495 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1394 E., 2023/1940 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/353 E., 2021/69 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 17.10.1992 ile 20.12.1992 tarihleri arasında hizmetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı...Ticaret ve Tekstil San. A.Ş. cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya ait işyerinde işe girişine ait fotoğrafı davacıya ait olan ilk işe giriş bildirgesinin mevcut olduğu, bildirgenin verilmiş olması nedeni ile hak düşürücü sürenin geçmediği, davacı hakkında bildirge verildiği tarihten itibaren komşu işyeri tanığı...'nın beyanına göre 3-4 ay çalışması bulunduğu ve davacı tanıkları ... ve ...'ın da davacının Merterde çalıştığını belirttiği gerekçesi ile davanın kabulüne davacının davalı şirketçe davalıya ait ... sicil numaralı işyerinden SGK'ya bildirilenler dışında, 17.10.1992-20.12.1992 tarihleri arasında 64 gün, günlük 48.300,00 TL (eski para) ücretle daha 506 sayılı Kanun kapsamında hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili; giriş bildirgesinin verilmesinin yeterli olmayıp çalışma olgusunun ispatlanması gerektiğini, giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olmadığını belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının talebinin 17.10.1992-20.12.1992 tarihleri arası hizmet tespiti talebi olduğu,davacının 17.10.1992 tarihli işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiği,davalı işyerinin 18.01.1989-15.01.1996 tarihleri arasında vergi kaydı bulunduğu,dinlenen kayıtlı tanıkların beyanları ile davacının çalışmalarının ispatlandığı,Mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Kurumun istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili; çalışma olgusunun ispatlanması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesidir. 3. Değerlendirme Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Somut olayda, dosya kapsamında bulunan vergi dairesinin 13.03.2014 tarihli yazısında, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesince 15.01.1996 tarihi itibariyle davalı şirket hakkındaki iflasın kapatılmasına karar verildiğinden mükellefiyetinin 15.01.1996 itibariyle terk ettirildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı şirkete Tebligat Kanun'un 35 inci maddesine göre tebligat yapılmış ise de dosya içeriğindeki vergi dairesi yazısında davalı şirketin ticaret sicilinden terkin edildiği belirtildiğinden, bu husus ilgili ticaret sicil müdürlüğünden sorulmak suretiyle araştırılarak, şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin, diğer bir deyişle tüzel kişiliğinin son bulduğunun anlaşılması halinde davacı tarafa davalı şirketi iş bu dava nedeniyle ihya etmesi için önel vermek, ihya davası açıldığı takdirde bu davanın sonucunu beklemek, yasal prosedür işletilmek suretiyle şirketin ihyasına ve şirkete tasfiye memuru atanmasına dair karar alınması ve tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak yapılacak yargılama sonucuna göre karar vermektir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının bozma nedenine göre sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.