10. Hukuk Dairesi 2012/10647 E. , 2012/13609 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No :820-390 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, 02.08.1982 ile 07.
**10. Hukuk Dairesi 2012/10647 E. , 2012/13609 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :820-390 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, 02.08.1982 ile 07.08.1982 tarihleri arasında dava dışı ...'a ait işyerinde 5 gün süre ile çalışıldığının tesipiti istemi ile dava açtıktan sonra, talebini 02.08.1982 tarihinde bir gün süre ile çalışıldığının tespiti istemi olarak daraltmış, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 108. maddesi sigortalılık süresini düzenlemekte olup, sigortalılık niteliği taşımayan bir kimsenin sigortalılık süresinden de söz edilemez. Olağan olarak sigortalılık niteliği, 506 sayılı Kanunun 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlaması ile edinilir. Bu maddelerde açıkça belirtildiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur ve fiili çalışma saptanmadıkça, sadece hizmet akdine dayanılması halinde dahi sigortalılık söz konusu olamaz. Bu kapsamda fiili çalışmanın varlığının hangi kanıt ve olgularla belirleneceği üzerinde durulmalıdır. Çalışmayı kanıtlayacak olan belgeler, işe giriş bildirgesinin yanında. Kanunun 79. maddesinde belirtilen ve sigortalının çalışma gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde belirtilen dört aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alındığını gösterir ise de, fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Somut olayda işveren tarafından 01.09.1982 tarihinde kurum kayıtlarına intikal ettirilen işe giriş bildirgesinde işe giriş tarihinin 02.08.1982 tarihi olduğu bildirilmiştir. işe giriş bildirgesinde sigortalıya atfen atılan imza üzerinde yapılan imza incelemesi sonucunda, davacının eli ürünü olduğu bilirkişi tarafından bildirilmiştir.Dosya kapsamında dinlenilen tanıkların davacının babası ve amcası olması karşısında, mahkemece verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece; Kurum nezdindeki çalışma dönemine ait kayıtlar celp edilemediğinden, işe giriş bildirgesindeki sigorta sicil numarasının 1982 yılına ait serilerden olup olmadığı Kurumdan sorulmalı, çalışıldığı iddia edilen kundura imali işyerine komşu işyeri sahip ve çalışanları zabıta marifetiyle araştırılmalı ve tespit edilen komşu işyeri sahip ve çalışanlarının beyanlarına başvurulmalıdır. Kabule göre, de, davada taraf sıfatı bulunmayan işveren ... aleyhine yargılama giderlerinden sorumluluğuna hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır. Öte yandan, 506 sayılı Yasa'nın geçici 54. maddesine göre, malûllük yaşlılık vc ölüm sigortası yönünden sigorta başlangıcı, ilk defa 01.04.1981 tarihinden sonra çalışmaya başlayan sigortalılar yönünden 18 yaşın ikmali ile başlayacağından, sigortalılık başlangıç tarihinin davacının 18 yaşını doldurduğu 05.06.1984 olduğunun gözetilmemesi, usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.