3. Hukuk Dairesi 2024/4219 E. , 2025/3573 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/183 E., 2024/1748 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; özel bir …
**3. Hukuk Dairesi 2024/4219 E. , 2025/3573 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/183 E., 2024/1748 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; özel bir sağlık kuruluşu olan davacı ile davalı Kurum arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre verilen sağlık hizmeti karşılığında davalı Kurum tarafından ilgili bilgi ve belgeler incelendikten ve takdiren kesintiler düşüldükten sonra sağlık hizmeti sunucusuna ödenecek tutarın tespit edildiğini, sunulan hizmetinin acil sağlık hizmeti olmamasına rağmen, acil sağlık hizmeti şeklinde faturalandırılma yapıldığı gerekçesiyle, Mart 2014 dönemini kapsayan faturasındaki sağlık hizmetleri için 78.782,79 TL, Nisan 2014 dönemi için 119.606,92 TL’nin ilk hak edişinden kesileceğinin öğrenildiğini, ancak bu kesintilerin sözleşme ve mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek, kesintilerin haksız uygulandığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; yapılan kesinti işleminin taraflar arasında imzalanan sözleşme ve mevzuat uyarınca haklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.04.2016 tarihli kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından Mart 2014 dönemini kapsayan faturanın sağlık hizmetleri bölümünden yapılan 78.782,79 TL kesinti ile Nisan 2014 dönemini kapsayan faturanın sağlık hizmetleri bölümünden yapılan 119.606,92 TL kesintinin haksız yere uygulandığının tespitine karar verilmiş; karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 05.12.2019 tarihli ilamla; hükme esas alınan raporda kesintiye konu hizmeti gören hastaların tıbbi durumları tek tek değerlendirilmediği için raporun denetime elverişli olmadığı, davalının rapora itirazlarının değerlendirilmediği, Mahkemece, ceza kesilme nedenlerinin sözleşmeye uygun olup olmadığı noktasında iddianın genişletilmesi yasağı da dikkate alınarak davalı itirazlarının karşılandığı, aydınlatıcı, özellikle davalı Kurumca örnekleme yöntemi ile seçilmiş tüm hastaların ayrı ayrı değerlendirildiği, konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulundan yeni bir rapor alınıp hasıl olacak sonuca göre hüküm tesis edilmesi gerektiğinden bahisle, davalının diğer temyiz itirazları incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yeniden alınan denetime elverişli bilirkişi raporu ile Mart 2014 döneminde davacının hak edişinden 9.118,96 TL yersiz olarak kesildiğinin Nisan 2014 döneminde davacının hak edişinden kadın hastalıkları ve doğum grubundan yersiz kesinti yapılmadığının, Nisan 2014 döneminde davacının hak edişinden acil grubunda 45.057,52 TL yersiz kesinti yapıldığının belirlendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 01.03.2014 - 31.03.2014 tarihleri arasında Mart dönemini kapsayan 9.118,96 TL ile 01.04.2014 - 30.04.2014 tarihleri arasında Nisan dönemini kapsayan 45.057,52 TL'nin davalı tarafça yapılan hakediş kesintilerinin haksız olduğunun tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarının karşılanmadığını, bilirkişi heyetinde uzman hekim bulunmadığını, ayrık görüş bildiren hukukçu bilirkişinin görüşünün dikkate alınması gerektiğini, bu haliyle raporun hüküm kurmaya elverişli bulunmadığını, 04.02.2018 tarihli SUT'un 4. maddesi gereği acile başvuran hiçbir hastadan 24 saat geçmeden ek ücret alınamayacağı hususunun hükme bağlandığını, yine Danıştay 15. Hukuk Dairesinin 2013/8367 E., 2018/1190 K. sayılı ilamı ile Türk tabipler Birliğinin Sağlık Uygulama Tebliğinin Acil Hal tanımına ilişkin düzenlemesinin iptal edildiğini, dolayısıyla davalı kurumun kesinti gerekçesi ile bilirkişi heyetinin kesintiyi haklı bulma gerekçesinin ortadan kalktığını, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 97. maddesinin değişik 7. fıkrasının dikkate alınması gerektiğini, buna göre kanun ve tüzüklerle hasta bakma ve tedavi seçme hakkının ilgili hekimde olduğu hususunda tereddüt bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili; yapılan kesintilerin mevzuata uygun olduğunu, raporda incelenen hastaların acil hal tanımına uymadığını, süresinde davacı tarafından sunulması gereken belge ve raporların sunulmadığını, davacının kusurlu olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinden dolayı uygulanan cezanın iptali ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereği; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir. Uyulan bozma ilamı gereğince, Mahkemece davacı hakkında uygulanan kesinti işleminin yerinde olup olmadığının denetlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, raporu düzenleyen bilirkişi heyetinin emekli Sayıştay denetçisi, acil tıp uzmanı ve hukukçu bilirkişilerden oluşturulduğu, hukukçu bilirkişinin ise heyet görüşüne katılmayarak ayrı görüş sunduğu anlaşılmıştır. Ne var ki, raporu karara esas alınan bilirkişi heyetinde, kesinti yapılan işlemlerin ait olduğu her branştan doktorun bulunmaması nedeniyle, söz konusu bilirkişi raporu hüküm vermeye yeterli değildir. Bu durumda Mahkemece, uyulan bozma ilamı gereği yerine getirilerek, taraf vekillerinin özellikle bildirdiği hususlardaki itirazları da karşılar nitelikte ve genel cerrahi, kadın doğum, çocuk sağlığı ve iç hastalıkları konularında uzman hekim bilirkişiler ile bir SGK uzmanı ve bir hesap uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden; taraflar arasındaki sözleşme maddeleri, SUT hükümleri ve ilgili diğer mevzuata göre hazırlanacak, her hasta bazında gerekçeleriyle birlikte değerlendirme yapılarak kesinti işlemlerinin yerinde olup olmadığına dair tereddüde yer vermeyecek şekilde, ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun bir rapor aldırılması ve varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozulmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.