4. Hukuk Dairesi 2013/18211 E. , 2014/12810 K. .... Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vd aleyhine 22/09/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11/04/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor…
**4. Hukuk Dairesi 2013/18211 E. , 2014/12810 K.** **"İçtihat Metni"** .... Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vd aleyhine 22/09/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11/04/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının 25,20 TL'sinin davacıya, 205,00 TL'sinin de davalılara yükletilmesine, peşin alınan harçların bundan mahsubuna 02/10/2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi. ..... KARŞI OY YAZISI Davacı AKP, kişisel haklarına saldırı yapıldığı iddiasıyla davalı aleyhine manevi tazminat davası açmış, ilk derece mahkemesince 13/06/2012 tarihli yazıda "Bu yazı sadece gerizekalılar için yazılmıştır başlığı atılmış. Bu gerizekalıların büyük çoğunluğu ampul sembollü bir partinin mensubudur." denilmek suretiyle kişilik haklarına saldırının gerçekleştiği benimsenerek tazminata hükmedildiği görülmektedir. .... a-İlk derece mahkemesinin gerekçesinde saldırı nedeni olduğu benimsenen cümlenin muhatabı davacı siyası parti değil, bu partinin bazı mensupları olup, bir gerekçede açıkça bu şekilde benimseme olduğuna göre davacı tüzel kişiliğin saldırı nedeniyle dava açma hakkı bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince davanın matufiyet unsuru gerçekleşmediği için reddi gerekirdi. Çoğunluk görüşüne bu nedenle katılmamaktayız. b-Basın özgürlüğü açısından konu ele alındığında çekişmenin bir siyasi parti ve gazetenin arasında yaşandığı görülmektedir. Yazının konusu ise halen Türk siyasi hayatında aktif olan iki parti arasında ..... liderinin idam edilip edilmemesi veya edilememesinin hem toplumda hem siyasiler arasında özellikle seçim dönemlerinde sertleşmek üzere süregelen bir tartışma konusu olduğu açıktır. Bu anlamda özellikle yazı bir bütün olarak incelenmelidir. Yazının bütün olarak incelenmesinde ise bahsedilen konunun siyasal süreci ele alınmış ve halen iktidarda olmayan siyasal partinin adı geçen mahkûmun idam edilmemesi konusunda bir kusuru bulunmadığı süreç olarak anlatılmaktadır. Yer yer nezaket dışı söylemler kullanılmışsa da hem nezaket dışı söylemler kullananı ahlaki yönden değerlendirmeye iter, hem de hukuk tarafından yaptırım uygulanmaz. Davalı tarafından yazılan yazıda bu ögeler görülmeli idi. Bunun yanı sıra kanımızca nezaket dışı olarak gördüğümüz ve ancak ilk derece mahkemesince saldırı nedeni olarak kabul edilen ifadelerin konusu aslında kişilikler değil davranış biçimidir. Bazı davranış biçimlerinin nezaket dışı söylemlerle eleştirilmesi gerek AHİM uygulamalarında, gerekse Dairemiz uygulamalarında tazminat konusu olarak kabul edilmemektedir. Buna göre de davanın reddi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun onama kararına katılmıyoruz. 02/10/2014