T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/334 - Karar No:2025/1069 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.4-6 md) ESAS NO : 2024/334 KARAR NO : 2025/1069 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/11/2023 NUMARASI : 2022/39 E-2023/774 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesi…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/334 - Karar No:2025/1069 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.4-6 md) ESAS NO : 2024/334 KARAR NO : 2025/1069 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/11/2023 NUMARASI : 2022/39 E-2023/774 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :11/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/12/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında Konak Karşıyaka Tramvayları Yapım işi Kapsamındaki Kaba inşaat ve Mimari inşaat işleri Taşeron Sözleşmesinin 01.02.2015 tarihinde imzalandığını, bu sözleşmenin ilk başta 10 ay süreli bir sözleşme olarak imzalandığını ve sözleşmenin 13.maddesi gereğince, işin 2017 yılına uzaması halinde fiyat farkı ödeneceğinin hükme bağlandığını, bu sözleşme gereğince yüklendiği işleri müvekkili tarafından herhangi bir aksama veya gecikmeye mahal vermeden tamamlandığını, sözleşme gereğince yapılması gereken işin müvekkili şirketten kaynaklanmayan nedenlerle 13 ay uzadığını, Konak-Karşıyaka Tramvay Hattının 24 Mart 2018 tarihinde hizmete açıldığını, ancak davalı şirketin, yapılan bütün görüşme ve yazışmalara rağmen kesin hak edişi sonuçlandırmadığını, ayrıca davalı şirketin, sözleşme gereğince müvekkili şirketin hak edişlerinden yaptığı teminat kesintileri ve müvekkili şirkete ödemesi gereken fiyat ve maliyet farklarını ödemediği gibi ayrıca hatalı iş yapıldığı gerekçesi ile herhangi bir bildirim ve tespitte bulunmadan, müvekkili şirkete borç çıkardığını, sözleşmenin 13. maddesinde birim fiyatların 2016 yılı sonuna kadar sabit olduğu, yapılacak işin 2017 yılına uzaması halinde fiyat farkı ödeneceği ve bu farkın ne şekilde hesaplanacağının açıkça belirtildiğini, davalı şirketin bu madde gereğince ödemesi gereken fiyat farklarını hesaplarken eksik hesaplama yaptığını, 220.423,01.TL olarak hesaplanması gereken bu rakamın son hak edişte 157.157,90 TL olarak, 63.265,11TL eksik hesaplandığını, bu sebeple müvekkilinin davalı şirketten 63.265,11 TL fiyat farkı alacağı bulunduğunu, davalı şirketin kendisinin hesapladığı 157.157,90 TL fiyat farkını da müvekkili şirkete henüz ödemediğini, sözleşmenin 6. maddesine göre davalı şirketin, müvekkili şirketin hak edişlerinden yaptığı %5 nakit teminat kesintilerini iş bitiminde, taşeronun/müvekkili şirketin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini belgelemesi halinde müvekkili şirkete ödeyeceğinin hüküm altına alındığını, müvekkili şirketin iş bitiminde ilgili kurumlardan ilişik kesme belgelerini sunduğu halde kesilen nakit teminatların müvekkili şirkete iade edilmediğini, davalı şirket tarafından kesilen nakit teminat miktarının toplamda 461.917,73 TL olduğunu, ayrıca müvekkili şirket tarafından davalı şirkete, sözleşmenin 10. maddesi gereğince ve sözleşmenin imzalanmasından hemen sonra 3 adet ve toplamda sözleşme bedelinin %10 una tekabül eden miktarda müvekkili şirket sahibi ...’ın şahsi kefaletini de içerecek şekilde teminat senedi de verildiğini, müvekkili şirketin sözleşmeden doğan bütün sorumluluklarını yerine getirmesine, dava dışı işveren idarenin geçici ve kesin kabulleri yapmasına rağmen, davalı şirketin, hem nakdi teminatı, hem de teminat senetlerini iade etmediğini, davalı şirketin kesin hesap hak ediş raporundan sözleşmenin 10. ve 19. maddelerine dayanarak 121.446,62 TL kesinti yaptığını, bu kesintinin dayanağı olarak müvekkili şirketin hatalı imalatlarından kaynaklı ve yüklenici/davalı şirket tarafından finanse edilen tamiratların maliyeti olarak gösterdiğini, sözleşmenin 10. maddesinin bahsi geçen konu ile doğrudan ilgisi bulunmadığını, bu maddenin esasen işin devamı esnasında yerine getirilmeyen yükümlülükleri düzenlediğini, sözleşmenin 19. maddesinin ise taşerona yaptığı eksik ve hatalı (ayıplı) işlerden doğrudan sorumlu olacağını düzenlerken, yükleniciye de eksik ve hatalı işleri tespit ettiğinde işi yapan taşerona bildirim ve eksikliği gidermesini isteme yükümlülüğü getirdiğini, davalı şirketin, işin geçici kabulünden sonra ortaya çıktığını iddia ettiği eksik ve hatalı işi müvekkili şirkete bildirimini yapmadığını, müvekkili şirket kesin hesap hak edişinde böyle bir kesintinin olduğunu gördüğünde durumdan haberdar olduğunu ve bunun üzerine davalı şirket ile aralarında uyuşmazlık çıktığını belirterek, fazlaya dair haklarını saklı tutarak, sözleşeme gereğince fiyat farkı alacağı olarak, 63.265,11TL nin, fiyat farkı alacağının doğduğu tarihten itibaren, hak edişlerden kesilen nakit teminat miktarı olan 461.917,73TL'nin geçici kabul tarihinden itibaren, kesin hesap hak edişinde haksız olarak kesilen 121.446,62 TL'nin geçici kabul tarihinden itibaren, kesin hesap hak ediş raporunda yapılan işin metrajında “kalıp yapılması, beton dökülmesi ve Q8 , Q32 mm nervürlü beton çeliği” imalatlarında azalma olduğu gerekçesiyle kesilen 62.035.11TL'nin geçici kabul tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte olmak üzere toplam 708.664,56 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; Talep edilen alacak kalemlerinin tamamının zamanaşımına uğradığını, davacı ile müvekkili şirket arasında imzalanan 01.02.2015 tarihli sözleşmenin 6. maddesi kapsamında hak edişlerin düzenlenerek onaya sunulması yükümlülüğünün davacıya ait olduğunu, alacağı kabul anlamına gelmemek kaydıyla var olduğu iddia edilen dava konusu alacağa ilişkin yapılan uyarılara rağmen hak edişin müvekkiline sunulmadığını ve fatura kesilmediğini, müvekkili şirketin taşeronun yaptığı iş ile ilgili olarak her türlü tedbiri alabileceğinin sözleşme ile düzenlendiğini, taşeronun yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde üçüncü şahıslardan temin yapılacağı ve taşerona yükletileceğinin düzenlendiğini, yapılacak işin fiyatının sözleşme ile açıkça düzenlendiğini ve usulüne uygun yapılan hakediş alacaklarının sözleşmeye uygun şekilde hesaplanarak ödendiğini, kabul işlerinin yapılması sürecinin de taşeronun müraacatı ile başlayacağını, davacının bu yönde de bir müracaatı bulunmadığını, ayrıca davacı ile yapılan sözleşmede davacının yerine getirmediği ve hatalı ifa ettiği yükümlülüklerinden bir kısmının başkaca bir firmaya yaptırıldığını, davacının iş kapsamında çalıştırdığı personelin ödemelerini yapmadığını, İş Sağlığı ve Güvenliği kurallarına riayet etmediğini, bu sebeple müvekkili şirkete de husumet yöneltilerek davalar açıldığını, bu davalar neticelenmeden ve ödemelerin davacı tarafça yapılamadan, davacının alacak talep etmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece;"Somut olayda tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında 01.02.2015 tarihinde "Konak Karşıyaka Tramvayları Yapım işi Kapsamındaki Kaba İnşaat ve Mimari İnşaat İşleri Taşeron Sözleşmesi" imzalandığı, davacının taşeron, davalının üst yüklenici olduğu ihtilafsızdır. Davacı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ifa süresinin davalıdan kaynaklanan sebeplerle uzadığını, bu sebeple sözleşmeden kaynaklanan fiyat farkı alacağının, iadesi şartları oluştuğu halde iade edilmeyen teminat bedelinin ve hak edişten yapılan kesinti bedelinin iadesini istemiş, davalı ise, davacının hakedişleri düzenleyip sunmadığını, davacı adına sözleşme kapsamında 3. kişilere yaptırılan işlerin bedelinin kesildiğini, davalı şirkete yönelik açılan davalar sebebi ile teminatın iadesi şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istediği, buna göre taraflar arasında; Davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini eksiksiz ve kusursuz olarak yerine getirip getirmediği, davacının fiyat farkı, hakedişlerden kesilen nakdi teminat ve kesin hakedişden kesilen eksik ve ayıplı imalat bedeli olarak davalıdan alacağının olup olmadığı, davacının sözleşme kapsamında yükümlülüğünde olan işçi alacaklarını ödeyip ödemediği, talep ettiği alacakların ödenme şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda taraflar arasında ihtilaf olduğu anlaşılmıştır. Davacının fiyat farkı alacağının olduğu iddiasına yönünden; Davacı her ne kadar, sözleşmenin 13. maddesinde birim fiyatların 2016 yılı sonuna kadar sabit olduğu, yapılacak işin 2017 yılına uzaması halinde fiyat farkı ödeneceği ve bu farkın ne şekilde hesaplanacağı açıkça belirtildiği, davalı şirketin bu madde gereğince ödemesi gereken fiyat farklarını hesaplarken eksik hesaplama yaptığını, 220.423,01.TL. olarak hesaplanması gereken bu rakamın son hakedişte 157.157,90.TL. olarak hesaplandığını, bu durumda 63.265,11.TL eksik hesaplama yapıldığını, davalı şirketten 63.265,11.TL. fiyat farkı alacağı bulunduğunu, davalı şirket kedisinin hesapladığı 157.157,90 TL fiyat farkını da henüz ödemediği iddia etmişse de, davacının itirazsız imzalamış olduğu 31.03.2018 tarihli 38 numaralı hakedişinde 8.997.529,65 TL imalat tutarına ilaveten 157.157,90 TL fiyat farkını kabul etmiş olduğu, bu tarihten sonra sadece 27.07.2018 tarihli imzasız Kesin Hakediş evrakının bulunduğu ve burada da imalat tutarının 8.935.494,54 TL fiyat farkının 157.157,90 TL olarak yazılmış olduğu, imzasız Kesin Hakedişte gösterilen imalat miktarının imzalı 38 numaralı hakedişte gösterilen imalat tutarından düşük kalmış olması nedeniyle davacının ilave fiyat farkı talebinin yerinde olmadığı, Davacının, hakedişlerden kesilen nakit teminata yönelik talebi yönünden, taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesinde, hakedişten kesilen %5'lik kısmın iş bitiminde Taşeronun tüm yükümlülüklerini (SSK, ceza vs.) yerine getirdiğini belgelemesi karşılığında ödeneceğinin, taşeronun hak edişini aldığında öncelikle işçilik borcunu ödediğini müteahhite belgelemek zorunda olduğu, sözleşmenin 15. Maddesinde ise; taşeron tarafından çalıştırılan herhangi bir işçi veya diğer bir şahsın uğrayabileceği kaza, yaralanma, meslek hastalığı, maluliyet vs. dan veya bunun neticesi olarak ortaya çıkan zarar ziyandan veya yasal olarak ödenmesi gereken tazminat ve masraflardan sadece ve münhasıran taşeronun sorumlu olacağı, müteahhite hiçbir sorumluluk yüklenmeyeceği, taşeronun iş esnasındaki kazalardan ve bu kazaların sebep olacağı her türlü zarar ve tazminattan doğrudan doğruya bizzat sorumlu olacağı, taşeronun bu konudaki sorumluluğunun kesin olduğunun düzenlendiği, yukarıda özetlendiği üzere davacı ve davalı aleyhine dava konusu işle ilgili olarak, çalıştırılan işçiler tarafından açılan (4) adet dava bulunduğu, İzmir 20., 21. ve 22. İş Mahkemelerinde açılan davalarda davacı ve davalı aleyhine işçi alacağından açılan davaların kısmen kabul edildiği, yine aynı işle ilgili İzmir 4. İş Mahkemesinde iş kazası sebebi ile açılan davada ise yargılamanın devam ettiği, aldırılan kusura yönelik bilirkişi raporunda davacı ve davalı şirkete kusur yüklendiği, açılan davalar sebebi ile sözleşmenin (6) ve (15). maddelerindeki düzenleme sebebi ile bu davalar nedeni ile nakdi teminatın iadesi koşullarının oluşmadığı, Davacının kesin hesap hakedişinde haksız kesildiğini iddia ettiği alacağına yönelik olarak; Taraflar arasında düzenlendiği anlaşılan 38 adet hakediş kapak sayfalarının sunulduğu, bu hakediş kapak sayfalarından 1'den 18 numaralı hakedişe kadar kapak sayfalarında hiç imza bulunmadığı, 19 numaralı hakedişten 38 numaralı hakedişe kadar olan kapak sayfalarında tarafların imzalarının bulunduğu, hiçbir itiraz kaydının bulunmadığı, 27.07.2018 tarihli bir Kesin Hakediş Raporunda hiç bir imzanın olmadığı, Kesin Hesap Hakedişte kesintiler bölümünde, “Taşeronun hatalı imalatlarından kaynaklanan ve yüklenici tarafından finanse edilen tamiratların maliyeti (sözleşme madde 10 ve 19 )” açıklaması ile 121.446,62 TL kesintinin yapılmış olduğu, kesintinin detayının bulunmadığı, taraflarca itirazsız olarak imzalanan 31.03.2018 tarihli 38 numaralı hakedişe kadar böyle bir kesintinin yapılmamış olduğu, kesintinin yapıldığının ispatlanamadığı, Kanaatine varılmakla açılan davanın reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde talep edilen imalat azalması nedeniyle yapılan kesintiyle ilgili karar verilmediğini, bilirkişi raporunda müvekkilinin alacaklı olduğunun belirtildiği ancak mahkemece rapora tam zıt şekilde hüküm kurulduğunu, kesin hakediş raporu ile 38 nolu hakediş raporu arasında oluşan farkın yapılan kesintiden kaynaklandığını, bu kesintinin yapılmasının gerekip gerekmediğinin bilirkişilerce incelenmediğini, iş mahkemesindeki dosyalar için müvekkil şirket yetkilisinin şahsi kefalet verdiğini, derdest iş dosyalarının ise sözleşmenin süresi bittikten ve iade koşulları oluştuktan sonra açıldığını, bu nedenle teminatların iade şartlarının oluşmadığının savunulması hakkın kötüye kullanıldığını gösterdiğini, iş dosyalarının tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, iş kazası nedeniyle açılan tazminat davasının ise işçi alacağı olarak değerlendirilemeyeceğini, sözleşmede bunun talep edildiğine dair bir hüküm bulunmadığını, geçici kabulden sonra ortaya çıkan eksik ve kusurlu işler için bildirim yapılmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1- Eldeki davada, iş azalması iddiasıyla kesinti yapıldığı, idarenin hakedişinde böyle bir kesinti yoksa davalının da bu kesintiyi uygulayamayacağı belirtilerek iş azalması iddiasıyla yapılan 62.035,11 TL nin tahsili talep edilmiş, bilirkişilerce yapılan incelemede, bu iddianın araştırılması için dosyada yeterli belge ve bilgi bulunmadığından görüş bildirilemeyeceği açıklanmıştır. HMK'nın 297/2 maddesinde; taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Somut olayda mahkemece, iş azalması iddiasıyla davacı alacağından yapılan kesintinin tahsili talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi yasaya aykırı olmuştur. Bu durumda, asıl iş veren TOKİ'den asıl ve dava konusu olan işe ilişkin tüm belgelerin getirtilerek, bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucuna uygun bir hüküm kurulması gereklidir. 2- Dava konusu edilen diğer taleplerden fiyat farkı (63.265,11 TL ) ve ayıplı iş kesintisi (121.446,62 TL) alacak kalemlerine ilişkin olarak bilirkişi raporunda, hakedişlerin davacı tarafça itirazsız imzalandığı nedeniyle fiyat farkı talep edilemeyeceği ve imzasız kesin hakedişte ayıplı işlere ilişkin kesintinin yapıldığı ancak detaylandırılmadığı, 38 numaralı hakedişe kadar böyle bir kesintinin yapılmamış olması ve bu konuda başka bir belge olmaması nedeniyle kesintinin haklı veya haksız yapıldığı hususunda net bir kanaat elde edilemediği belirtilmiş ve mahkemece bu iki kalem talep belirtilen gerekçelerle reddedilmiştir. Davadaki talep ve beyanlar dikkate alındığında, davacı yanca, taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle kesin hesabın mahkemece yapılmasının istenildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede, YİGŞ'nin sözleşmeye ek olmadığı anlaşıldığından, hakedişlere tarafların itirazı kayıt koymadan imzalamış olmaları hak talep etme imkanını ortadan kaldırmayacaktır. Bu itibarla, asıl işveren TOKİ'den ihale konusu işe ilişkin tüm belgeler getirtilerek, taraflar arasındaki sözleşmenin 13. maddesi de dikkate alınmak suretiyle dava konusu edilen bu iki talep hakkında, konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle inceleme ve bir değerlendirme yapılarak sonucuna uygun bir hüküm kurulması gereklidir. 3-Davadaki bir diğer talep ise, hakedişlerden yapılan nakdi teminat kesintilerinin iadesi istemine ilişkin olup mahkemece, iş mahkemelerinde açılan davalar nedeniyle iade koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 6. Maddesinin dördüncü paragrafında, hakedişlerden yapılan %5 lik kısmın iş bitiminde davacı taşeronun tüm yükümlülüklerini (SSK, ceza vs.) yerine getirdiğini belgelemesi karşılığında kendisine ödeneceği kararlaştırılmıştır. Yargılama sırasında ve istinaf dilekçesinde ise davacı, işçi alacaklarının tamamını ödediğini belirtmiştir. Bu durumda, davacı tarafa ödeme iddiasına ilişkin delillerini ve SSK ilişiksizlik belgesini sunması için makul süre verilerek, borcu bulunmadığının anlaşılması halinde nakdi teminatların iadesine dair hüküm kurulmalı, ancak bu hususta dava açılmasına davalı sebep olmadığından, bu talep için yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmelidir. Sonuç olarak mahkemece, dava konusu edilen tüm talepler hakkında, işveren TOKİ'den ihale konusu işe ilişkin tüm bilgi ve belgeler ile tarafların delilleri sorulup toplanarak, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle taraflar arasındaki kesin hesabın yapılarak sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken, uyuşmazlığı ortada bırakacak şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.4-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/11/2023 gün ve 2022/39 Esas 2023/774 sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.4-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- Davacı tarafça yatırılan 427,60 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Davacı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa ilgili icra dairesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 11/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip