Başvuru, yurt dışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirine karar verilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; yurt dışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirine karar verilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.A. Bireysel Başvuruya Konu Süreç Başvurucu Azerbaycan, başvurucunun eşi (müteveffa), Türk uyruklu Alman vatandaşıdır. Bayburt Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) 31/1/2017 tarihinde posta yoluyla gönderilen mektup içeriklerinde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) ilişkin yargılamalarda görev alan hâkim ve savcılara yönelik tehdit içeren ifadelerin tespiti üzerine Başsavcılıkça soruşturma başlatılmıştır. Anılan soruşturma sırasında mektuplar üzerinde müteveffanın parmak izinin tespit edildiği iddiasıyla Başsavcılığın talebi üzerine Bayburt Sulh Ceza Hâkimliğince (Sulh Ceza Hâkimliği) 21/6/2017 tarihinde müteveffa hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmıştır. 20/6/2017 tarihinde Türkiye'ye giriş yapmakta iken havalimanında yakalanarak gözaltına alınan müteveffa, 22/6/2017 tarihinde şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde mektupları kendisinin gönderdiğine ilişkin suçlamaları inkâr etmiş, hakkında aynı gün Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklama kararı verilmiştir. Başsavcılıkça müteveffa hakkında, imzasız mektupla veya özel işaretlerle tehdit suçundan 5/1/2018 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. Kovuşturmayı yürüten Bayburt Asliye Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi) 5/2/2018 tarihli duruşmada müteveffanın tahliyesine, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi uyarınca imza başvurusu ve yurt dışına çıkmama şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Müteveffa, ailesiyle birlikte Almanya'da ikamet ettiğini, yurt dışı çıkış yasağı nedeniyle evine dönemediğini, bu durumun aile bütünlüğüne zarar verdiğini yargılama safahatında ileri sürmüştür. Ceza Mahkemesince 2/3/2018 ve 30/4/2018 tarihli duruşmalarda herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin yurt dışı çıkış yasağına ilişkin adli kontrol tedbirinin devamına karar verilmiştir. Ceza Mahkemesi 28/6/2018 tarihinde müteveffanın beraatine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; karşılaştırmalı parmak izi incelemesi sonucunda mektuplarda bulunan izle başvurucudan alınan örnek arasında benzerlik tespit edilemediğine, atılı suçun müteveffa tarafından işlendiğinin sabit olmadığına işaret edilmiştir. Bununla birlikte yurt dışı çıkış yasağına ilişkin adli kontrol tedbirinin kararın kesinleşmesine kadar devam etmesine herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin karar verilmiştir. Cumhuriyet savcısının istinafı üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi (Daire) ekspertiz raporları arasındaki çelişkinin giderilmediği gerekçesiyle anılan kararın bozulmasına 5/11/2018 tarihinde karar vermiştir. Bozma sonrasında müteveffa adli kontrol tedbirine itirazlarını devam ettirmiştir. Ceza Mahkemesi 21/2/2019, 11/4/2019, 13/6/2019, 11/7/2019 ve 24/10/2019 duruşmalarda herhangi bir gerekçe göstermeksizin "yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrolün şu aşamada devamına" veyahut "sanığın adli kontrolün kaldırılması yönündeki talebinin reddine" şeklindeki ara kararlarıyla müteveffanın itirazlarının reddine karar vermiştir. Ceza Mahkemesi 24/9/2020 tarihli duruşmada dosya kapsamında delillerin henüz tamamlanmadığı, suç vasfı ve sanığın kaçma şüphesinin bulunduğu hususlarını gerekçe göstererek yurt dışı çıkış yasağına ilişkin adli kontrol tedbirinin kaldırılması talebinin reddine karar vermiştir. Müteveffanın anılan karara itirazı, Bayburt Ağır Ceza Mahkemesince (Ağır Ceza Mahkemesi) kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 1/10/2020 tarihinde reddedilmiştir. Müteveffa, nihai hükmü 7/10/2020 tarihinde öğrendikten sonra 12/11/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç Müteveffanın 15/11/2021 tarihinde ölmesi nedeniyle Ceza Mahkemesince 7/12/2021 tarihinde davanın düşmesine karar verilmiş, 14/3/2022 tarihinde karar kesinleşmiştir. Müteveffanın eşi 24/11/2023 tarihli dilekçesiyle başvuruya devam edeceğini bildirmiş olup dosyaya başvurucu sıfatıyla eklenmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.