Başvuru, sınır dışı edilme kararı nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, sınır dışı edilme kararı nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1/8/1971 tarihinde doğmuş olup Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşıdır. 9/2/2011 tarihinde başvurucunun Türkiye'ye yasal olmayan yollardan giriş yaptığı tespit edilmiş ve 9/3/2011 tarihli işlemle başvurucu hakkında beş yıl süreyle yurda giriş yasağı kararı alınmıştır. Başvurucu aynı tarihte Iğdır Dilucu Kara Hudut kapısından çıkış yaparak Türkiye'den ayrılmıştır. Bununla birlikte başvurucu 2011 yılında tekrar yasal olmayan yollardan Türkiye'ye gelmiştir. Başvurucu da bireysel başvuru formunda 2011 yılında yasa dışı şekilde Türkiye'ye geldiğini ve kaçak olarak yaşadığını beyan etmiştir. Başvurucunun Azeri uyruklu, 2/12/1992 doğumlu bir kızı vardır. Başvurucu ve kızının 2011 yılından önce Azerbaycan'da yaşadıkları bireysel başvuru formunda bildirilmiştir. Başvurucunun kızı 2014 yılında bir Türk vatandaşıyla evlenmiştir. Başvurucu,kızının eşinden şiddet gördüğünü beyan ederek İstanbul Esentepe Polis Merkezine 29/4/2015 tarihinde müracaat etmiş ve bu konuyla ilgili yürütülen işlemler sırasında başvurucunun ülkede usule uygun olmayan şekilde bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca başvurucu polis merkezinde alınan ifadesinde; pasaportunu 2012 yılında kaybettiğini, yeniden pasaport almak için herhangi bir girişimde bulunmadığını beyan etmiştir. Bunun üzerine 30/4/2015 tarihinde başvurucunun sınır dışı edilmesine ve bu amaçla bir ay süreyle idari gözetim altına alınmasına karar verilmiştir. Başvurucu sınır dışı işlemine karşı İstanbul İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; 2006 yılında bir Türk vatandaşıyla evlendiğini, ancak eşinin vefat ettiğini, yıllardır Türkiye'de yaşadığını, burada kurulu düzeninin bulunduğunu belirtmiştir. Başvurucu ayrıca kızının boşanma sürecinde olmasından dolayı kızıyla birlikte yaşadığını, eşinden şiddet görme ihtimali nedeniyle birlikte kalmalarının hayati önem taşıdığını ileri sürmüştür. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nde (UYAP) yapılan araştırma sonucunda başvurucunun kızının 1/6/2014 tarihinde bir Türk vatandaşıyla evlenmiş olduğu, çocuğunun bulunmadığı, 30/4/2015 tarihinde boşanma davası açtığı, 14/12/2017 tarihinde tarafların boşanmalarına karar verildiği ve kararın istinaf yoluna gidilmeksizin kesinleştiği tespit edilmiştir. Mahkemenin 29/9/2015 tarihli kesin kararıyla dava reddedilmiştir. Kararda, yasa dışı şekilde ülkeye giriş yapması nedeniyle hakkında beş yıl süreyle tahdit kaydı konulan ve bu süre içinde yine yasa dışı yollardan ülkeye giriş yaptığı sabit olan başvurucunun sınır dışı edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesine yer verilmiştir. Bu karar 20/11/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 21/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun “Sınır dışı etme” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Yabancılar, sınır dışı etme kararıyla, menşe ülkesine veya transit gideceği ülkeye ya da üçüncü bir ülkeye sınır dışı edilebilir.” 6458 sayılı Kanun’un olay tarihinde yürürlükte olan hâliyle “Sınır dışı etme kararı” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Sınır dışı etme kararı, Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır. (2) Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir. (3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.” 6458 sayılı Kanun’un "Sınır dışı etme kararı alınacaklar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) Aşağıda sayılan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır: ...h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlal edenlerı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler...”B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. (2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), öncelikle yerleşik uluslararası hukuk çerçevesinde ve Sözleşme'ye dâhil diğer antlaşmalardan doğan yükümlülüklere dayalı olarak Sözleşmeci devletlerin yabancıların ülkeye giriş, ülkede ikamet ve ülkeden sınırdışı edilmelerini denetlemek hakkına sahip olduğunu teyit etmektedir (Vilvarajah ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 13163/87, 30/10/1991, § 102; Ahmut/Hollanda, B. No: 21702/93, 28/11/1996, § 67-b). Sözleşme bir yabancının ülkeye giriş yapma veya orada ikamet etme hakkını yahut bir kişinin aile yaşamını belirli bir ülkede kurma şeklindeki bir hakkı güvence altına almamaktadır (Abdulaziz, Cabales and Balkandali/Birleşik Krallık [GK], B. No: 9214/.., 28/5/1985, § 68; Ahmut/Hollanda, § 67-c). Bunun yanı sıra aile hayatına saygı hakkının kamusal makamlara yüklediği yükümlülüğün, çiftlerin evlenme suretiyle ikamet edecekleri ülkeyi seçmeleri ve aynı ülke vatandaşı olmayan eşlerin bu ülkeye yerleşmelerini kabul etmek şeklinde genel bir yükümlülüğü kapsadığı söylenemez (Biao/Danimarka [BD], B. No: 38590/10,24/5/2016, § 117). Sözleşme yabancıların ülkeye girişi veya orada yerleşmeleri hususundaki bir hakkı güvence altına almamakla birlikte kişinin yakın aile bireylerinin bulunduğu bir ülkeden ayrılmak zorunda olması, belirli koşullar altında aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmesine neden olabilir (Boultif/İsviçre, B. No: 54273/00, 2/8/2001, § 39). Aile hayatına saygı hakkının yalnızca vatandaşlar tarafından değil hukuka uygun şekilde ikamet eden yabancılar tarafından oluşturulan aile birliklerini de koruduğunun kabulü gerekir. AİHM'in sınır dışı etme ve suçluların iadesi tedbirlerine ilişkin içtihadında, aile hayatı yönünden Sözleşmeci devletin hakimiyet alanında yasal olarak ikamet eden yabancılarınSözleşme'nin sağladığı güvencelerden yararlanabileceğine vurgu yapılmaktadır. Bu anlamda aile hayatı çekirdek aile ile sınırlı olarak anlaşılır. Bununla birlikte AİHM Sözleşme'nin bir kişinin belirli bir ülkede aile kurma gibi bir hakkı içermediğine hükmetmiştir. Bunun yanı sıra belirli koşullar altında ülkede hukuka aykırı olarak bulunan yabancıların aile yaşamının da belirtilen güvenceden yararlanması söz konusu olabilir. Ancak göç kontrolü ve kamu düzeninin korunması için söz konusu olan gereklilikler aile hayatına saygı hakkının sınırlandırılmasında devletlere geniş takdir yetkisi verir. Bu bakımdan AİHM içtihadında aile yaşamının gelişim gösterdiği koşullar, aile hayatındaki ilişkilerin ne ölçüde kesildiği ya da kesileceği, Sözleşmeci devletteki bağların ne ölçüde olduğu, başka bir yerde aile yaşamını sürdürmek için aşılamaz nesnel engeller olup olmadığı, göç kontrolünün gereklerinin veya sınır dışı edilmenin ağır bastığı kamu düzenine ilişkin değerlendirmelerin olup olmadığı gibi kriterler dikkate alınmaktadır (Slivenko/Letonya [BD], B. No: 48321/99, 9/10/2003, § 94; Amara/Hollanda (k.k.), B. No: 6914/02, 5/10/2004). AİHM tarafından sınır dışı etme ve ülkeye kabul ile Sözleşme'nin maddesi bağlantısı kurularak değerlendirme yapılan davalarda aile kavramının çekirdek aile olarak yani çiftler arasındaki ilişkilerle ebeveyn ve çocuklar arasındaki ilişkileri kapsayacak şekilde ele alındığı, yetişkin çocukların ise aileye bağımlı ve muhtaç olduklarının ispat edilebildiği ölçüde aile kavramına dâhil edildikleri ve bu suretle aile kavramının bu alanda oldukça dar yorumlanmasının tercih edildiği anlaşılmaktadır (Slivenko/Letonya, § 94; A.A/Birleşik Krallık, B. No: 8000/08, 20/9/2011, § 49; Bousarra/Fransa, B. No: 25672/07, 23/9/2010, §§ 38-39).