1. Ceza Dairesi 2020/459 E. , 2021/11676 K. "İçtihat Metni" (KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ) Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve görevi kötüye kullanma suçlarından sanık ...'nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220/1, 109/2, 109/3-b, 257/1 ve 62/1( üç kez) maddeleri gereğince 2 yıl 2 ay 20 gün hapis, 3 yıl 4 ay hapis ve 10 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair ... (Kapatılan) 12. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddesi ile görevli) 26/04/2012
**1. Ceza Dairesi 2020/459 E. , 2021/11676 K.** **"İçtihat Metni"** (KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ) Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve görevi kötüye kullanma suçlarından sanık ...'nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220/1, 109/2, 109/3-b, 257/1 ve 62/1( üç kez) maddeleri gereğince 2 yıl 2 ay 20 gün hapis, 3 yıl 4 ay hapis ve 10 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair ... (Kapatılan) 12. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddesi ile görevli) 26/04/2012 tarihli ve 2009/20 esas, 2012/34 karar sayılı kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 05/12/2013 tarihli ve 2013/5049 esas, 2013/7499 karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer bulunmaması nedeniyle reddine ilişkin ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/07/2018 tarihli ve 2018/147 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/04/2019 tarihli ve 2019/393 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Dosya kapsamına göre, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/07/2018 tarihli kararı ile sanık müdafiinin yargılamanın yenilenmesi talebinde ileri sürülen hususların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesindeki şartları taşımadığı, talep konusu hususların yeni kanıt veya olay olmadığı gerekçesi ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer bulunmadığından bahisle reddine karar verilmiş ise de, dönemin Karadeniz Ereğli Belediye Meclis Üyelerinin tanık sıfatı ile soruşturma ve yargılama safahatında beyanlarına başvurulmamış olduğu, Karadeniz Ereğli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/11/2017 tarihli ve 2017/49 esas, 2017/542 sayılı kararını kapsayan dosyada yer alan İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörleri tarafından hazırlanan 13/02/2009 tarihli ve 62/7-74/7 sayılı inceleme ve soruşturma raporu ile müşteki ...'a ait yazılı beyan ve diğer müştekiler ile olayın tanıklarının müfettişlere verdikleri yeni ifadelerin adı geçen sanık müdafii tarafından yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak yapıldığı, bu dayanakların kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen delil olduğu cihetle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesi kapsamında yapılacak yeni değerlendirme sonucunda ortaya çıkacak delillerin sanık lehine kabule değer olabileceği gözetildiğinde, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 20/01/2020 gün ve 94660652-105-67-14521-2019-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü; TÜRK MİLLETİ ADINA Hükümlü ... hakkında dosya kapsamından; Hükümlünün, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak ve görevi kötüye kullanmak suçlarından ... 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.04.2012 tarihli ve 2009/20 esas, 2012/34 karar sayılı kararıyla cezalandırıldığı, Bu karara karşı hükümlü vekili tarafından yapılan temyiz itirazlarının yerinde görülmeyerek Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 05.12.2013 tarihli ve 2013/5049 esas, 2013/7499 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, Hükümlü vekilinin 16.02.2018 havale tarihli dilekçesinde, belediye meclis üyeleri ... ve ... 'in Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığınca yapılan soruşturma sırasında verdikleri ifadeler dikkate alındığında mahkemece kabul edildiğinin aksine hükümlünün belediye başkanı seçildiği sırada meclis üyelerine karşı baskı, şantaj ve tehdit olmadığının ortaya çıktığını ve bu durumun yeni delil niteliğinde olduğunu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun mağduru olan ...'ın daha sonra verdiği dilekçenin ve alınan ifadesinin, olayın tanıklarının verdikleri yeni ifadelerin, polis memurları hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan açılan dava ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararının hükmün esasına etki eder nitelikte olduğunu, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörleri tarafından hazırlanan 13.02.2009 tarihli ve 62/7-74/7 sayılı inceleme ve soruşturma raporunun ve bu rapora dayanılarak görevi kötüye kullanmak suçundan ...,... ve ... hakkında açılan dava ve yapılan yargılama sonucu Karadeniz Ereğli 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen kararın yeni delil niteliğinde olduğunu bildirip, dosyanın yeniden ele alınarak yargılamanın yenilenmesini istediği, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme sonun "hükümlü müdafiinin talepleri incelendiğinde belirtmiş olduğu hususların mahkemece tetkik ve değerlendirme ile karara bağlandığı, CMK'nin 311. maddesinde belirtilen koşulları taşımadığı, talebe konu hususların yeni kanıt ve yeni olaylar olmadığı anlaşılmakla yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer bulunmaması nedeniyle reddine" karar verildiği, Bu karara karşı hükümlü vekilinin 14.08.2018 tarihli dilekçesiyle itiraz ettiği, itiraz mercii olarak inceleme yapan ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2019 tarihli ve 2019/393 değişik iş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği, Hükümlü vekilinin Adalet Bakanlığına müracaat ederek; ... Ağır Ceza Mahkemesinin kararının bozulması için kanun yararına bozma yoluna gidilmesi isteminde bulunduğu anlaşılmıştır. 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay'ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay'ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, kanun yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesinin 1. fıkrasının e bendinde "...yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte..." olmasının, yargılamanın yenilenmesinin koşulu olduğu öngörülmüştür. Yeni olaylar veya delillerin hükmün verildiği anda mahkemece bilinmemesi gerekir. Yargılama aşamasında bilinen olayları veya tanıkları "yeni delil veya yeni olaylar" türünden saymak olanaksızdır. Yeni olaylar veya yeni deliller" söz konusu değil ise, hükümlü yararına yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden bahsetmek yasa koyucunun amacına ve yasanın özüne uygun düşmeyecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli, 2012/3-909 esas ve 2014/121 karar sayılı Kararında da vurgulandığı gibi "...Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için "yeni" olması gerekmektedir. Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular "yeni" değildir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda "önemli" de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp, ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılanmanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılacak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur. Bu nedenle, gerek ilk derece yargılanmasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgi sahibi olduğu, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından göz önüne alınan, bu şekilde aşamalarda değerlendirilen olay ve delillere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda, CMK'nin 318/3. maddesi uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir." Bu açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde; hükümlü ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak ve görevi kötüye kullanmak suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, mahkemece sanığın savunması, mağdurun beyanı, tanık ifadeleri ve maddi deliller birlikte değerlendirilip, gerekçesi de dosya içeriğine uygun ve denetime imkan verecek şekilde gösterilmek suretiyle mahkumiyetine karar verildiği, bu hükme yönelik hükümlü ve müdafiinin yapmış oldukları eksik kovuşturmaya, sübuta yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazları reddedilerek Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 05.12.2013 tarihli ve 2013/5049 esas, 2013/7499 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Kesin hükümden sonra mağdurun ve bir kısım tanıkların ifadelerini değiştirmesinin, daha önce alınan ifadelerinin gerçeği yansıtmadığı şeklinde kabul edilmesinin ve mahkemenin takdirine ilişen hususların yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak gösterilmesinin yerinde olmadığı gibi hükümlünün gerek yargılama evresinde (bozma öncesi ve sonrası) gerekse hüküm kesinleştikten sonra ileri sürdüğü hususlar yargılama aşamasında değerlendirilmiştir. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın savunmalarını, mağdurun beyanlarını, tanık ifadelerini, tüm takdiri ve maddi delilleri birlikte değerlendirip hüküm kurmuştur. Hükümlünün "yeni delil" dediği husus, ilk kez ortaya çıkan delil niteliğinde değildir. Mahkeme hükme varmak için topladığı delilleri yeterli görüp, takdir ederek kararını vermiştir. Hükümlünün, kesin hükümden dönülmesini gerektirecek ve yeniden yargılama yapılmasını haklı gösterecek nitelikte, ciddiyette yeni deliller ileri sürmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2018 tarihli ve 2018/147 değişik iş sayılı, CMK'nin 311. maddesinde belirtilen sebepler gerçekleşmediğinden hükümlü vekilinin yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer bulunmaması nedeniyle reddine dair kararına karşı yapılan itirazı inceleyen ve itirazın reddine karar veren ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2019 tarihli ve 2019/393 değişik iş sayılı kararında usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden, bu karara karşı yapılan ve haklı sebeplere dayanmayan "Kanun Yararına Bozma" isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05/07/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.