Başvuru, ulusal bir gazetede yayımlanan haber nedeniyle gazeteci olan başvurucular aleyhine tazminata hükmedilmesi nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ulusal bir gazetede yayımlanan haber nedeniyle gazeteci olan başvurucular aleyhine tazminata hükmedilmesi nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 23/8/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık 9/4/2019 tarihinde görüş bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvuruculardan Mehmet Doğan Uğurlu başvuruya konu olayların meydana geldiği tarihte Yeni Akit isimli gazetenin sahibidir. Başvurucu Murat Alan ise başvuruya konu haberi yapan kişidir. A. Arka Plan Bilgisi 28/2/1997 tarihinde yapılan Millî Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında irticayla mücadeleye ilişkin kararlar alınmıştır. MGK'da alınan kararlar Türkiye'de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda büyük değişimlere neden olmuştur. 28 Şubat olarak bilinen süreçte yaşananlar kamuoyunda post-modern darbe olarak da adlandırılmıştır. 28 Şubat sürecinde İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi (İBDA/C) örgütüne ilişkin yargılamalar görülmeye başlanmıştır. İBDA/C örgütü 90'lı yıllarda kamuoyu gündemini oldukça meşgul etmiştir. 90'lı yıllarda İBDA/C'nin birçok terör eyleminin yanı sıra bazı suikastleri de gerçekleştirdiği iddia edilmiştir. Söz konusu iddialara ilişkin olarak örgütle ilgili yargılamalar yapılmaya başlanmış ve (S. ) ismiyle bilinen gerçek adıyla S.İ.E. (S.) 1998 yılında örgütün lideri olduğu gerekçesiyle tutuklanmıştır. S. 2001 yılında idam cezasına çarptırılmış, idam cezasının kaldırılması nedeniyle cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrilmiştir. Daha sonra 2014 yılında S.nin yeniden yargılanma talebinde bulunması üzerine talep kabul edilerek yargılama sonunda tahliyesine karar verilmiş ve 2016 yılında beraat etmiştir. S.nin yargılandığı dava 28 Şubatın sembol davalarından biri olmuştur. Bu süreçte yapılan yargılamalarla ilgili olarak hâkimlerin askerlerden talimat alarak yargılama yaptıklarına ilişkin iddialar ortaya atılmıştır. S.nin de bu talimatlar çerçevesinde, herhangi bir delil olmamasına rağmen idam cezasına çarptırıldığı iddiası bir kısım çevrelerde sürekli olarak dile getirilmiştir. Ç., 2001 yılında S. Hakkında idam hükmünü veren 6 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) heyetinin başkanıdır. Ç. emekliye ayrıldıktan sonra avukatlık yapmaya başlamıştır. 2011 yılında sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve dönemin mağduru olduğunu belirten kişiler, 1995 genel seçimlerinde birinci parti olan Refah Partisi (RP) ile ikinci olan Doğru Yol Partisinin (DYP) oluşturduğu Hükûmet'in 28 Şubat 1997'de yapılan darbeyle görevden uzaklaştırıldığını ifade ederek dönemin sorumluları hakkında suç duyurusunda bulunmuşlardır. Bu doğrultuda 28 Şubat süreci ile ilgili soruşturmalar başlatılmıştır. İlgili soruşturmalar kapsamında 28 Şubatta görev alan dönemin Genelkurmay başkanı, Genelkurmay istihbarat daire başkanı, MGK genel sekreteri, Genelkurmay harekat başkanı, Hava Kuvvetleri komutanı, Kara Kuvvetleri komutanı, Jandarma genel komutanı gibi üst düzey askerler tutuklanmışlardır. Bu sebeple genel olarak 28 Şubat dönemi ve özel olarak da İBDA/C davası kamuoyunda yoğun olarak tartışılmıştır. Başvuruya konu olayların meydana geldiği tarihte Ç., avukatlık yapmaktadır. İBDA/C davalarının tekrar tartışılmaya başlanması üzerine 28 Şubat sürecinde mahkeme başkanlığı yapmış olan Ç.ye basın mensupları sorular sormuşlardır. 25/9/2011 tarihli gazetelerde yer alan haberlere göre basın mensuplarının kendisine S. ile ilgili verilen kararı sorması üzerine özetle şu şekilde cevap vermiştir:"...Önümüze gelen dosyaya göre değerlendirme yaptık... Burada kişileri değerlendirmek istemiyorum. Dosyanın detaylarını da hatırlamıyorum. Biz o günkü şartlara göre karar verdik. Ben bir hata yapılmadığını düşünüyorum ama bu o dosyada hata yapılmadı demek değil. Allah'ın adaleti değil ki mutlak ve kesin olsun. Hiçbir hakim verdiği kararların yüzde yüz doğru olduğunu söyleyemez. Hakimler de hata yapabilir." B. Somut Başvuruya İlişkin Olaylar İkinci başvurucunun Y. isimli bir avukatla yaptığı röportaj Yeni Akit gazetesinin 29/11/2011 tarihli nüshasında yayımlanmıştır. "Brifingi Aldı İdamı Bastı" başlığı ile yayımlanan röportajın ilgili kısımları şu şekildedir:"28 Şubat darbesine yönelik soruşturma devam ederken, Akit; yaşanan süreci deşifre eden çok önemli bir tanığa ulaştı... Yeni Akit'ten Murat Alan'a konuşan Av. [Y.] 'Harbiye’de gizli bir toplantı yapıldı, önemli kararlar alındı', dedi... 'O toplantıya katılanlardan biri de, hakim [Ç.] idi... [Ç.], brifingte alınan kararlar doğrultusunda [S.ye] idam cezası verdi' iddiasında bulundu.Murat Alan: 28 Şubat döneminin şu ana kadar gizli kalmayı başarmış tanıklarından olduğunuz söyleniyor? [Y.] : Doğrudur, o döneme ilişkin birçok şey gördük yaşadık. Dönemin öncesi ve sonrasına vakıf biriyim...İlk eylem yargıdaki kadrolaşma oldu.......Murat Alan: O dönem DGM’lerinde nasıl bir hava hakimdi? [Y.] : DGM’lere gelecek olursak PKK’nın insan kaynakları ve ekonomik altyapısını çökertmek için kurulsa da asıl hedefi derin devletin izlerini örtmek, Müslümanları baskı altında tutmak olmuştur. Bunlara talimatın gittiği nokta da Genelkurmay’dı. Devletin askeriyesi, Genelkurmay’ı Yargıtay, HSYK ve diğer mahkemeleri ile pek sıkı fıkıydı. Şahidi olduğum toplantılarda nasıl tavır alacakları izah ediliyordu.Murat Alan: ‘Şahidi olduğum’ dediniz, açar mısınız? [Y.]: Benim saklayacak gizleyecek hiçbir şeyim yok. Birazdan söyleyeceklerimle istiyorum ki gerçekler açığa çıksın. 28 Şubat post modern darbesinin sivil örgütlenmesi askerin sivilleri koordinesi Harbiye Orduevi’nde yapıldı. Ordu Komutanlığı’na bağlı Harbiye Orduevi’nde toplantı yapıldı. Benim de katıldığım toplantıya yargı mensupları başta olmak üzere akademisyenler ve o dönem çok etkili olan birçok gazeteci katıldı. Toplantıda irticadan ve hükümetin irticayı körüklediğinden bahsedildi. Buna karşılık toplantıya katılanların koordineli harekete etmesi ve kendi konumlarından doğan gücü lehte kullanmaları gerektiği vurgulandı. Murat Alan: Bu çok önemli bir açıklama. Yani karargâhın gizlice toplandığını söylüyorsunuz kimler katıldı isim verebilir misiniz? [Y.]: Elbette gizli ve seçmece bir toplantıydı. Harbiye Orduevi’nin konferans salonuna girdiğimde içeride Genelkurmay Başkanı İ.H.K, dönemin Ordu Komutanı H.K, ne ilginçtir şimdi Balyoz’un bir numarası eski Ordu Komutanı Ç.D, Genelkurmay Genel Sekreteri E. Ö. ve daha birçok asker vardı.Murat Alan: Sivillerden kim vardı?[Y.]: Dönemin DGM Başsavcısı, mahkeme başkanları, hatta Susurluk ve İBDA-C davasında hakimlik yapan şu meşhur hakim [Ç.] da vardı. Ve hatta [Ç.] kürsüde konuşma yaptı......O dönem yapılan anti demokratik uygulamaların hepsinin geri planında o toplantıda alınan kararların olduğunu biliyorum. Toplantıya katılan DGM hakimleri karşılarına gelen dosyaları buna göre değerlendirdi. Delil aramadı gerekçe önemli değildi. Brifing Medyası irticacı yaftasıyla hedef üretti, brifinge katılan kolluk kuvveti bu kişiler hakkında sahte delil üretti, yargısı ise dosyada suç var mı yok mu umursamadan irticacı diye yaftalanan kişilere müebbet hapis cezası ve hatta idam cezası verdi. İBDA-C davası Susurluk davası ve benzeri birçok dava bunun neticesi. Bunların araştırılması aydınlatılması lazım, bu anti demokratik uygulamaların deşifre edilmesi, hesap sorulması lazım." Bahse konu haber üzerine Ç. 5/12/2011 tarihinde başvurucuların hakaret ve iftira suçlarından cezalandırılmaları talebiyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) suç duyurusunda bulunmuştur. Savcılık tarafından, 25/1/2012 tarihinde yapılan haberin "ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı" gerekçesiyle başvurucular hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir. İtiraz üzerine karar İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 19/10/2012 tarihli ret kararıyla kesinleşmiştir. Ç., bahsi geçen haberde yer alan bazı ifadelerin hakaret niteliğinde olduğu iddiasıyla kişilik haklarının zedelendiğini ileri sürerek 31/1/2012 tarihinde başvurucular aleyhine manevi tazminat davası açmıştır. Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi 12/12/2014 tarihli kararıyla 000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Mahkeme kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...dava konusu yapılan haberde, davacının, mahkeme başkanı olarak katılmış olduğu toplantıda alınan karar gereğince idam cezasına karar verdiğinin ifade edildiği, söz konusu kararı veren İstanbul 6 Nolu DGM'nin heyet halinde çalışan mahkeme olduğu, mahkeme başkanının tek bir oya sahip olduğu, davacının tek başına karar vermesinin hukuken mümkün olmadığı, kaldı ki verilen kararın da diğer üyelerin katılımıyla oy birliğiyle verildiği, davalı gazetenin yapmış olduğu haberde davacının hakim olarak almış olduğu talimat gereğince karar verdiğinin açıkça ifade edildiği, bağımsız ve tarafsız olan hakimin almış olduğu talimatla gereğince karar vermiş olmasının ilgili hakimin kişilik haklarına açıkça haksız saldırı niteliğinde bulunduğu, davalı tarafın davacının bu yönde karar verdiği hususunda dosyaya herhangi bir delil de sunmadığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde davalı gazetede yer alan haberin davacının mesleki itibarı ve kişilik haklarına açıkça haksız saldırı niteliğinde bulunduğu, davacının duymuş olduğu elem ve ızdırabı bir nebze de olsa gidermek amacıyla tarafların ekonomik ve sosyal durumları, haberin niteliği, olayın meydana geldiği tarih de dikkate alınarak davacı lehine 000-TL manevi tazminata hükmetmek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " Temyiz üzerine karar Yargıtay Hukuk Dairesince 9/6/2016 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Nihai karar, başvuruculara 26/7/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 23/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de,bu zararı gidermekle yükümlüdür.”