Başvuru, üzerinde mutabakat sağlanmamış bir hususun hükme esas alınması, yargılama aşamasında ileri sürülen savunmaların gerekçeli kararda tartışılmaması ve delillerin takdirinde hata yapılması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; üzerinde mutabakat sağlanmamış bir hususun hükme esas alınması, yargılama aşamasında ileri sürülen savunmaların gerekçeli kararda tartışılmaması ve delillerin takdirinde hata yapılması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/8/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) Yalova ili ve çevresinde bulunan yerleşim merkezlerinde (dağıtım bölgesi) otuz yıl süre ile doğal gaz dağıtım lisansı ihalesi düzenlemiştir. Anılan ihaleye iştirak edip dağıtım lisansını 9/11/2004 tarihinde almaya hak kazanan başvurucu şirket ile Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ) arasında 25/3/2005 tarihinde doğal gaz alım satım sözleşmesi düzenlenmiştir. Sözleşmede sayaçların okunması ve devre dışı kalması hâlinde ne şekilde hareket edileceği ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca 11/4/2005 tarihinde dağıtım bölgesi içinde bulunan BOTAŞ mülkiyetindeki mevcut sistem ve tesislerin başvurucuya devrini öngören protokol yapılmıştır. BOTAŞ, dağıtım bölgesindeki işletmenin başvurucuya devrini müteakip21/6/2005 tarihinde, ölçüm hattında bulunan sayacın yerleşimi standartlara uygun olmadığından ölçülen tüketimin hatalı olduğunu ve devir tarihinden itibaren baz tüketimin revize edileceğini belirtir ihtarname göndermiştir. BOTAŞ bu ihtarnamede ayrıca sayacın en geç 30/9/2005 tarihine kadar standartlara uygun hâle getirilmesi gerektiğine de yer vermiştir. BOTAŞ ihtarnameden sonra 30/6/2005, 25/7/2005, 31/7/2005, 31/8/2005 30/9/2005, 26/10/2005 ve 5/12/2005 tarihli revize edilmiş faturaları düzenleyerek başvurucuya göndermiştir. Başvurucu anılan ihtarnameye ve düzenlenen faturalara yönelik itirazlarını noter vasıtasıyla BOTAŞ'a göndermiştir. Sayacın standartlara uygun olarak ölçüm yaptığını ileri süren başvurucu, 15/7/2005 tarihli yazıyla yeni sayacın yerleşiminin uygun bulunması hâlinde revizyonun müşterek operasyonla yapılacağını bildirmiş ve revizyon 20/9/2005 tarihinde başlayan süreçte gerçekleştirilmiştir. BOTAŞ, revize edilen faturalardan (bkz. § 10) kaynaklanan 841,55 TL asıl ve 733,99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 575,54 TL alacak için başvurucu hakkında 22/12/2005 tarihinde Ankara İcra Müdürlüğünde ilamsız icra takibi başlatmıştır. Ödeme emri 2/1/2006 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucunun 3/1/2006 tarihli itirazı üzerine takip durmuştur. BOTAŞ, 21/4/2006 tarihli dava dilekçesiyle icra takibine dayanak faturaların ödenmediği ve başvurucunun takibe yönelik itirazının haksız olduğu iddiasıyla itirazın iptaliyle icra inkâr tazminatına karar verilmesini istemiştir. Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi (Mahkeme), sayacın standartlara uygun olup olmadığının belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. İki petrol ve doğal gaz mühendisi ile bir mali müşavirden oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ilk raporda sayacın içinden geçen gaz miktarını gerçeğe uygun olarak ölçmemesi hâlinde devre dışı kaldığının kabul edilmesi gerektiği ve bu durumda da taraflar arasında düzenlenensözleşmenin maddesi uyarınca "sayacın devre dışı kaldığı tarihten önceki 10 günlük çekiş miktarının ortalamasına göre" başvurucunun 577,54 TL borçlu olduğu belirtilmiştir. Anılan heyette yer alan Petrol ve Doğalgaz Mühendisi E.Ö. ise sayacın giriş ve çıkış mesafesinin önerilen standartlara uygun olması nedeniyle başvurucunun üzerine düşeni yaptığını ve faturalara dayanak günlük tüketim miktarına ilişkin tutanaklarda başvurucu temsilcisinin imzası bulunmadığından bu ölçümün gerçeği yansıtıp yansıtmadığının anlaşılamayacağını belirterek daha geçerli bir teknik analizin sayaçlar konusunda uzman bir mühendisin katılımı ile yapılabileceğiyönünde görüş bildirmiştir. Mahkeme taraf vekillerinin itirazı üzerine bilirkişi heyetine sayaçlar ve gaz şebekeleri hususunda uzman bir petrol mühendisinin dâhil edilmesinden sonra yeni bir rapor alınmasına karar vermiştir. 7/10/2010 tarihli bilirkişi raporunda, 4 inç çapa sahip ölçüm hattının artan talep nedeniyle 6 inç çapa çıkarılması esnasında çap düşürme elemanının sayacın hemensonrasında yapılması nedeniyle sayacın yerleşiminin ölçüme uygun olmadığı, bu imalatıntaraflar arasındaki sözleşme öncesinde yapılmış olduğu, buna mukabil devir protokolünde sistemin arızalı olduğuna dair bir bilgiye rastlanmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti bu saptamalardan sonra yapmış olduğu değerlendirmede, ölçüm siteminin arızalı olduğunu ve bu sorunun sözleşme öncesinde bilindiğini, revizyon yapılması hususunda tarafların hemfikir olduğunu, ancak sayaçtan geçen gaz miktarının ne şekilde belirleneceği hususunda anlaşmazlık bulunduğunu bildirmiştir. Taraflar 7/10/2010 tarihli rapora itiraz etmiş ve Mahkemenin isteği üzerine aynı heyet sayaçtan geçen gazın miktarının belirlenmesi hususunda iki alternatif içeren ek birrapor düzenlemiştir. Mahkeme itirazlar üzerine farklı bir bilirkişi heyeti ile yeni inceleme yapılmasına karar vermiştir. Mali müşavir, petrol mühendisi ve hukukçudan oluşan heyet 7/3/2013 tarihli raporu sunmuştur. Söz konusu raporda ölçüm hattının 4 inçten 6 inçe çıkarılması nedeniyle standartlara uygunluğunun ortadan kalktığı, dolayısıyla ölçümlerin hatalı olduğu, eldeki verilerle tüketimin miktarının belirlenmesinin mümkün olmadığı ve bu durumda sözleşme uyarınca tüketim miktarının eski tüketimler baz alınarak belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Heyet bu yönteme göre yapmış olduğu hesaplamada başvurucunun841,55 TL asıl ve 172,15 TL işlemiş faiz borcu bulunduğu sonucuna ulaşmıştır. Mahkeme, 28/6/2013 tarihli kararla 7/3/2013 tarihli heyet raporunun dosya kapsamındaki delillere uygun olduğu ve önceki raporlar ile başvurucunun sunduğu hukuki mütalaayı da karşıladığı kanaatiyle bu raporu esas alarak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Mahkeme gerekçeli kararında, arızanın tespitinden sonra davacı tarafın 2005 yılı Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık ile 2006 yılı Ocak dönemlerine ilişkin faturaları tanzim ederek başvurucudan ödemesini istediği ancak başvurucunun, davacı tarafından belirlenen bedel yerine kendisinin tespit ettiği bedeli ödediği ve böylece ödenmeyen 841,55 TL borç bulunduğu sonucuna varmıştır. Mahkeme bu tespiti yaptıktan sonra takibin işlemiş faiz dâhil olmak üzere 333,70 TL yönünden devamına ve kabul edilen bedel üzerinden hesaplanan 733,48 TL icra inkâr tazminatının başvurucudan tahsiline karar vermiştir. Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 1/12/2014 tarihli karar ile ilk derece mahkemesi kararına atıf yaparak hükmü onamıştır. Tarafların karar düzeltme isteği aynı Daire tarafından 15/6/2015 tarihinde reddedilmekle hüküm kesinleşmiştir. Nihai karar 30/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 27/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcrave İflas Kanunu’nun ''İtirazın iptali'' kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.'' 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ''Delillerin değerlendirilmesi'' kenar başlıklı maddesişöyledir: "Kanuni istisnalar dışında hâkim delilleri serbestçe değerlendirir.'' 6100 sayılı Kanun'un ''Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller'' kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.'' 6100 sayılı Kanun'un ''Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi'' kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.''