(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9421 E. , 2009/10948 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.11.2008 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bü…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9421 E. , 2009/10948 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.11.2008 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, Kula ilçesi Sandal Köyünde bulunan tarla vasıflı 1026 parsel sayılı taşınmazdaki davalının hissesine düşen ve krokide gösterilen 500 m2 payını 19.11.1999 tarihli noter satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını belirterek tapu iptali ve tescil istemiştir. Davalı, cevap dilekçesi ve ilk oturumdaki imzalı beyanı ile davayı kabul etmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir. Burada öncelikle 19.11.1999 tarihinde yapılan satış vaadi sözleşmesinin hüküm meydana getirip getirmeyeceği üzerinde durulmalıdır. Gerçekten 19.07.2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğü giren 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8.maddesinde bölünmez büyüklük kavramına yer verilmemiş, bu kavram daha sonra anılan yasada değişiklik yapan 09.02.2007 tarihli ve 5578 sayılı Yasanın 2.maddesiyle getirilmiştir. Davada dayanılan 19.11.1999 tarihli sözleşme, 5578 sayılı Kanunun yürürlüğünden önceki bir tarihi taşıdığından ve bu tarihte bölünmez büyüklük miktarı yasada öngörülmediğinden, davacı 19.11.1999 günlü sözleşmeye dayanarak tescil isteminde bulunabilir. Zira 09.03.1988 tarihli ve 1987/2-860 Esas, 1988/232 Karar sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında vurgulandığı üzere herhangi bir yasa veya düzenleyici hüküm o yasanın yürürlüğe girdiği andan itibaren hukuksal sonuç meydana getirir. Değişik bir anlatımla yürürlüğe giren yasa yürürlük tarihinden önceki olaylara uygulanmaz. Medeni Hukuk açısından bu duruma yasaların geriye yürümemesi ilkesi denir. Ancak belirtilmelidir ki, yeni yasa veya düzenleyici kural devam etmekte olan uyuşmazlıklarda tamamlanmamış hukuki durumlara, yasanın derhal yürürlüğe girme niteliğinden dolayı uygulanacak ve hukuki sonuçlar doğuracaktır. Kuşkusuz yeni yasada yürürlükle ilgili ayrık ve özel bir hüküm de bulunabilir. Böyle bir durum söz konusu ise, kanun koyucu iradesini yeni çıkan yasanın geçmişteki olaylara da uygulanması doğrultusunda gösterdiğinden yeni çıkan yasa yürürlüğünden önceki olaylara da uygulanır. Dolayısıyla, eldeki uyuşmazlıkta dayanılan satış vaadi sözleşmesinin 19.11.1999 tarihini taşıması nedeniyle 5578 sayılı Yasanın getirdiği bölünmez büyüklük miktarı uygulaması mümkün değildir. Ancak, 3194 sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi hükmü gereğince; veraset yoluyla intikal eden, kanun hükümlerine göre şuyulandıran, kat mülkiyeti uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm sanayi ve depolama amacı ile yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yoluyla satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları ve satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz. Hukuk Genel Kurulunun 03.02.1993 tarihli ve 688-30 sayılı kararında değinildiği üzere sözü edilen madde ile getirilen sınırlandırmalar, imar uygulamasına geçilmeyen yerlerdeki çarpık yapılaşmayı önleme amacına yöneliktir. Daha açık bir ifade ile bir yerde tasdikli uygulama imar planı yoksa bu alanlardaki yasadaki ayrık durumlar hariç her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parsellerin hisselere bölünerek satış vaadi sözleşmeleri ile satımı olanaksızdır. Yasanın amir hükmüne rağmen satış vaadinde bulunulmuş ise sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Dava konusu Sandal Köyünde bulunan tarla nitelikli taşınmazın bulunduğu alanda tasdikli imar planı bulunmadığından 3194 sayılı Yasanın 18/son maddesi hükmü gözetilerek davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 14.10.2009 günüNde oybirliği ile karar verildi.