Başvuru, bir internet sitesinde yayımlanan makalelerde başvurucu hakkında yer verilen ifadelerin tahkir içerdiği hâlde başvurulan ceza davasından sonuç alınamadığı belirtilerek şeref ve itibarın korunması hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, bir internet sitesinde yayımlanan makalelerde başvurucu hakkında yer verilen ifadelerin tahkir içerdiği hâlde başvurulan ceza davasından sonuç alınamadığı belirtilerek şeref ve itibarın korunması hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 10/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 22/4/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, sosyal güvenlik müşaviridir ve medyada sosyal güvenlik konularında yazı ve konuşmaları yayımlanan ve bu alanda tanınan bir kişidir. Başvurucu hakkında 25/9/2012 ve 28/9/2012 tarihlerinde www.sgkrehberi.com adlı bir internet sitesindebaşvurucunun sosyal sigortalar konusunda uzman olmadığını iddia eden yazılar yayımlanmıştır. Bu yayınlardan bazılarının başlıkları şu şekildedir:'Ali Tezel Aylık Hesaplamayı Bilmiyor.', 'Bir Ali Tezel Klasiği', 'Bir tuzak imparatorluğu kurulmuştur. Bunların açmış olduğu ve kaybettiği yığınla dava ile yasalara uygun olmayan işlemlere sevk etlikleriyle haklarında suç duyuruları bulunulan yüzlerce vatandaşı da hukukçular bilmektedir.', 'ATZ kuruluşları bize sosyal güvenlik veremez.' Başvurucu bu ifadeler üzerine kendisine hakarette bulunulduğu iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı hakaret suçunun oluşabilmesi için kişinin somut bir olgu ile irtibatlandırılarak şeref ve haysiyetini küçük düşürücüifadelerin kullanılması gerektiği, şiddetli de olsa mesleki eleştiri mahiyetinde olan şikâyete konu ifadelerde eleştirilen durum ile anlatım arasında düşünsel bir bağın bulunduğunu ve küçültücü bir değer yargısı içermediğinden bahisle bu ifadelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) maddesinde düzenlenen ifade hürriyeti kapsamında kaldığını değerlendirerek başvurucunun şikâyeti hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 15/11/2013 tarihli ve 2013/1520 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 13/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 10/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.” 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Hakaret" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur."