Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/5674 E. , 2024/10170 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/5674 Karar No : 2024/10170 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA Vekilleri : Hukuk Müşaviri ..., Hukuk Müşaviri ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrasının 9. bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığının ... tarih
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/5674 E. , 2024/10170 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/5674 Karar No : 2024/10170 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA Vekilleri : Hukuk Müşaviri ..., Hukuk Müşaviri ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrasının 9. bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin, adil yargılanma ve özel hayata saygı haklarının ihlal edildiği, ByLock iddiasının kamu görevinden çıkarılmasına dayanak yapılmasının hukuka aykırı olduğu, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır. Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan, idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarihli ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. maddesinin B fıkrasında yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır. Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan ceza yargılaması neticesinde hapis cezası ile cezalandırıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığı ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, "... 17/09/2018 tarihli bylock kimlik tespit ve değerlendirme tutanağında sanığın ... IDli bylock kullanıcısı olduğu, bu ıd'ye ait kullanıcı adı ve şifre bilgileri incelendiğinde sanığın uygulama içi kullanıcı adının '...', uygulama şifresinin '...' olduğu, rostar kayıtlarında diğer kullanıcılar tarafından sanığın '...' olarak isimlendirildiği, sanığın bylock tespit tutanağında ... numaralı gsm hattına yönelik yapılan çalışmada polnet kaydı olduğu, dosya içerisinde bulunan cgnat verilerini içeren cd incelendiğinde sanığın fetö/pdy silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan bylock yazışma programına 206 kez bağlandığı, sanığın bylock yazışma içeriklerinin dosya kapsamında bulunduğu, bylock yazışma içeriklerinde sanığın ..., ... user ıd numaralı bylock kullanıcılarına mesaj gönderdiği, ... user ıd numaralı bylock kullanıcısından mesaj aldığı, bylock yazışma içeriklerinde sanığa ... ismiyle hitap edildiği, sanığın hazırlık aşamasındaki beyanında ve duruşmadaki savunmasında bylock programını kullandığını kabul ettiği, hazırlık aşamasındaki beyanında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait lisede okuduğunu, bu örgüt ile liseden sona irtibatının devam ettiğini, Arnavutluk'ta lisedeki hocasının kendisine ... diye hitap ettiğini, S.B. isimli hocasının Türkiye'ye geldiğinde örgüte ait yurtta yerleşmesinde yardımcı olduğunu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait olan S.G. isimli yurtta kaldığını, S.B. ile bylock üzerinden yazıştıklarını, S.B. isimli öğretmeninin örgüt elebaşısının kitaplarını okuyup kendilerine ders verdiğini, toplantıların genelde örgüte ait öğrenci evlerinde gerçekleştiğini, S.B.'nin örgüt elebaşısı ile ilgili sohbetler verdiğini, toplantılarına Türk kökenli öğrencilerinin katılmadığını, S.B.'nin toplantılardan sonra, toplantılara katılan diğer öğrenciler için harcanmak üzere kendisine para bıraktığını, bu parayı arkadaşlarının evine erzak almak için kullandığını, S.B.'nin 'sen bunların abisisin göz kulak ol' şeklinde sözler söylediğini, toplantılarda örgüt elebaşısının videolarını izlediklerini, bylock, whatsapp ve fiber programlarını kullandığını, cocao programını kullandığını, cocao programında toplantının yer ve zamanının bildirildiğini ifade ettiği ..." yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hapis cezası ile cezalandırıldığı gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve davacının ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 12/06/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.