10. Hukuk Dairesi 2013/10592 E. , 2013/25151 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2008/467-2013/136 Davacı, maluliyetinin tespiti ile maluliyet aylığı bağlanarak, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar
**10. Hukuk Dairesi 2013/10592 E. , 2013/25151 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2008/467-2013/136 Davacı, maluliyetinin tespiti ile maluliyet aylığı bağlanarak, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, davacının maluliyet aylığı başvurusuna dayalı olarak, maluliyet durumunun tespitiyle, maluliyet aylığı bağlanması istemine ilişkin olup; Mahkemece, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi raporu gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir. İnceleme konusu somut olayda; 5510 sayılı Yasanın 4. maddesinin 1/b bendi kapsamında sigortalı iken maluliyet aylığı başvurusunda bulunan davacıya Yüksek Sağlık Kurulu tarafından verilen rapora dayanarak, davacının maluliyetini gerektirecek hastalık ve arızası ile Bağ-kur kapsamına girmiş olması nedeniyle 1479 sayılı kanunun 28 inci maddesinin 2. fıkrası gereğince maluliyet aylığı başvurusunun reddedildiği; açılan dava üzerine alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nin 18.05.2012 tarihli raporunda, davacının çalışma gücünün 2/3'ünü ve meslekte kazanma gücünü % 100 kaybettiği ancak ilk defa işe başladığı 12.04.1999 tarihinde de malul sayılmasını gerektiren hastalıklarının mevcut olduğu, bahse konu işe giriş tarihinde bu hastalıkların beden çalışma gücünün en az 2/3'ünü kaybettirecek derecede olduğuna dair belge bulunmadığından bu konuda bir görüş bildirilemeyeceği belirtilmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 1. maddesi uyarınca davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanunun 28. maddesine göre, “Bu Kanunun uygulanmasında çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirdiği tespit edilen sigortalı malûl sayılır. Şu kadar ki, bu Kanuna tabi sigortalılığın başladığı tarihte malûl sayılacak derecede hastalık veya arızası bulunduğu önceden veya sonradan tespit edilen sigortalı, bu hastalık veya arızası nedeniyle malûllük sigortası yardımlarından yararlanamaz.” Bu maddeyi yürürlükten kaldıran 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 25. maddesinde de benzer şekilde, "..., sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce sigortalının çalışma gücünün % 60'ını veya vazifesini yapamayacak derecede meslekte kazanma gücünü kaybettiği önceden veya sonradan tespit edilirse, sigortalı bu hastalık veya özrü sebebiyle malûllük aylığından yararlanamaz." düzenlemelerine yer verilmiştir. Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklama ışığı altında inceleme konusu davada mahkemece, Sosyal Sigorta Sosyal Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden alınan rapor arasındaki çelişki Adli Tıp Genel Kurulu tarafından hazırlanacak raporla giderilerek, davacının sigortalılığının başladığı 12.04.1999 tarihinde mevcut olan hastalıkların beden çalışma gücünün en az 2/3'ünü kaybettirecek derecede olup olmadığı açıklığa kavuşturulup, 12.04.1999 tarihinden önce var olan hastalıklarının beden çalışma gücünün en az 2/3'ünü kaybettirecek derecede olmadığının anlaşılması halinde, 1479 sayılı Kanunun 31. ve 5510 sayılı Kanunun 27. madde hükümleri kapsamında malûllük aylığının başlangıcı yönünden, malûllük olgusunun gerçekleşme tarihi kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılmalı; çalışma gücü kaybının en az üçte iki oranında olduğu saptandığında taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınmak suretiyle 1479 sayılı Kanunun 29., oranın en az % 60 olduğu belirlendiği takdirde ise 5510 sayılı Kanunun 26. maddesinde belirtilen diğer aylık bağlama koşullarının varlığı değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemenin, bu maddi ve hukuki olguları gözetmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.