5. Hukuk Dairesi 2014/8650 E. , 2014/18994 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan zararın TMK’nun 1007. maddesi uyarınca tazminine ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca ONANMASI hakkında Daireden çıkan kararı kapsayan 26.11.2013 gün ve 2013/17807 Esas - 2013/20811 Karar sayılı ilama karşı davacılar vekilince verilen dilekçe ile k…
**5. Hukuk Dairesi 2014/8650 E. , 2014/18994 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan zararın TMK’nun 1007. maddesi uyarınca tazminine ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca ONANMASI hakkında Daireden çıkan kararı kapsayan 26.11.2013 gün ve 2013/17807 Esas - 2013/20811 Karar sayılı ilama karşı davacılar vekilince verilen dilekçe ile karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan zararın TMK’nun 1007. maddesi uyarınca tazminine ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair mahkeme kararı davacılar vekillinin temyizi üzerine onanmış, bu karara karşı davacılar vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, tapulama çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın geldisi olan 57 parselin 2510 sayılı İskan Yasasına göre oluşturulan Mayıs 1942 tarih ve 48 numaralı tapu kaydın dayanılarak 1964 yılında avacılar murisi adına tespit edilip itirazsız kesinleşerek 31.03.1965 tarihinde tapuya tescil edildiği Pendik Kadastro Mahkeme’sinin 2004/5-2005/7 sayılı tapu iptali ve orman tahdidinin iptali davasında, tapusu iptal edilerek Devlet ormanı olarak Hazine adına tesciline karar verildiği anlaşılmıştır. Dairemizin kararında davacıların dayandığı Mayıs 1942 tarih ve 48 numaralı ve 57 parsel e revizyon gören tapu kaydının 2510 sayılı İskan Kanununa göre oluşturulduğu ve bu tapuları geçersiz kılan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 45. Maddesinin ilgili hükmü ile artık iskan tapularına değer verme olanağı kalmadığından bahisle TMK’nun 1007. maddesi kapsamında kusursuz sorumluluk halinden söz edilemeyeceğinden bahisle mahkeme kararı onanmış isede; bu tapuya dayanılarak 1964 yılında yapılan kadastro çalışması sonucunda itirazsız kesinleşerek davacılar murisi adına yeniden tapu kaydı oluştuğundan, artık dayanak tapunun geçersizliğinden bahsetme olanağı kalmamıştır. .../... -2- 4721 sayılı TMK’nun 1007. maddesinde “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder." hükmü yer almakta olup burada, devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescili sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü, sicillerin doğru tutulması görevini üstelenen ve taahhüt eden devlet, gerçeye aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür. Kusurun varlığı ya da yokluğu, devletin sorumluluğu için önem taşımayıp sadece, Devletin memuruna rücuu sırasındaki iç ilişkide önemlidir. Açıklanan nedenlerle, TMK'nun 1007. maddesinde düzenlenen objektif (kusursuz) sorumluluk halinin, 6098 sayılı Borçar Kanununun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğu ile ilgisi bulunmadığından, ayn Kanununun 72. Maddesindeki (818 sayılı Yasanın 60. maddesi) zamanaşımı kurallarının uygulama imkanı olmadığı gibi, TMK'nun 1007. maddesine dayanılarak açılan davalar içinde ayrıca zamanaşımı süresi belirlenmemiştir. Bu itibarla 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146. maddesindeki 1818 sayılı Yasanın 125. maddesi 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması esas olup, işbu davada zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu nedenle Hazine aleyhine açılan davanın esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verildiği anlaşıldığından, Davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin 26.11.2013 gün ve 2013/17807-20811 sayılı onama ilamının kaldırılmasına karar verildikten sonra yapılan incelemede, Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyizi doğrultusunda BOZULMASINA, davacılardan peşin alınan temyiz ve karar düzeltme harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 30.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.