8. Hukuk Dairesi 2022/3024 E. , 2024/4814 K. MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi KARAR :İstinaf başvurusunun esastan reddine Taraflar arasındaki tapu iptal ve tesciline yönelik açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı Hazine vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, verilen karar davalı Hazine vekili tarafın…
**8. Hukuk Dairesi 2022/3024 E. , 2024/4814 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi KARAR :İstinaf başvurusunun esastan reddine Taraflar arasındaki tapu iptal ve tesciline yönelik açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı Hazine vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava; 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan taşınmaz hakkında tapu iptali tescil talebine ilişkindir. Yörede 5831 Sayılı Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (5831 Sayılı Kanun) 8. Maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) eklenen Ek.4.madde kapsamındaki 2/B madde parsellerinde kullanıcı ve muhdesat sahiplerinin belirlenmesi çalışmalarının 27.04.2017 ile 26.05.2017 tarihleri arasında ilan edildiği ve 27.05.2017 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde özetle; Hırmanlı Mahallesi 151 ada 113 parselde (dilekçe ile parsel numarası maddi hatası düzeltildi 111 parsel oldu) kayıtlı ...'ndeki 700 m² arazinin Orman Kadastrosu geçerken kendisinin geçmişten beri kullandığı araziyi ilgili Tapu Genel Müdürlüğü'nün Hazine adına yazdığını, bahsi geçen taşınmazı yıllardır kendisinin ekip diktiğini ve içinde en azından 10 ile 13 yıllık zeytin ve incir, harnup ve badem ağaçlarının olduğunu, kendisinin bu araziyi gençliğinden bu yana ekip diktiğini, 2015 veya 2016 yılı içinde geçen tapu işlemlerinin iptal edilerek, 700m² arazinin Hazine adına tescil edilen tapusunun iptali ile kendi adına tescilinin yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmazın orman sınırları dışına çıkartılan 2/B arazisi kapsamında kaldığı, orman tahdidinin 07.06.1990 tarihinde kesinleştiği ve tahditin iptalinin 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle istenemeyeceği, bu kapsamda dava konusu taşınmazın Hazine adına tescilinde bir usulsüzlük bulunmadığı ve davacının davalı adına olan tapu kaydının iptali ve davacı adına tescili isteminin reddine karar verilmesi gerektiği ancak emsal Yargıtay kararları doğrultusunda; çoğun içinde az vardır kuralı gereğince dava konusu taşınmazın tapu kaydına davacı lehine kullanım şerhi verilmesi gerektiği gözetilerek davanın kısmen kabul kısmen reddine, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine "İş bu taşınmaz ... oğlu ...'in kullanımındadır." açıklamasının tesciline, fazlaya dair istem olan tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesince; "Dava konusu 151 ada 111 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının incelenmesinde dava konusu taşınmazın orman sınırları dışına çıkartıldığı beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmediği görülmüştür. Orman sınırları dışına çıkarılan dava konusu taşınmaz öncesi orman olması sebebiyle orman sınırları içerisinde bulunan taşınmazın zilyetlikle iktisap edilmesinin mümkün olmaması sebebiyle İlk Derece Mahkemesince çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince davacının talebinin kullanıcı şerhi verilmesi olarak değerlendirilerek yapılan yargılamada, davacının taşınmazda kullanıcı olduğunu tespit ederek beyanlar hanesine davacı lehine kullanıcı şerhi verilmesine karar vermesinin dosya kapsamına uygun düştüğü, kararda usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından; davacının zilyetliğinin ispatlanamadığı, taşınmazda imar ihyanın bulunmadığı, kararın yeterince inceleme ve araştırma yapılmaksızın verildiğinden bozulması talebiyle temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.