T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/957 - 2026/397 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/957 KARAR NO : 2026/397 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27.05.2024 NUMARASI : 2022/315 Esas 2024/441 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 04.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/957 - 2026/397 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/957 KARAR NO : 2026/397 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27.05.2024 NUMARASI : 2022/315 Esas 2024/441 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 04.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 09.03.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09.08.2021 tarihinde ... sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın yaya davacı küçük ...'ye çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralanarak sakat kaldığını, davalının oluşan zarardan sorumlu olduğunu, davacının rapor ve belgelerle davalıya yapmış olduğu başvurunun sonuçsuz kaldığını belirterek, belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik 200,00 TL bakıcı gideri, 100,00 TL geçici iş göremezlik ve 14.700,00 TL daimi iş göremezlik olmak üzere toplam 15.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 30.04.2024 tarihli talep artırım dilekçesi ile 14.700,00 TL olan daimi iş göremezlik tazminatı talebini 428.926,75 TL, bakıcı gideri talebini ise 1.073,25 TL olacak şekilde artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacı tarafından 16.03.2021 tarihinde şirkete başvuru evraklarının gönderildiğini, hasar dosyası açıldığını, davacıya eksik evrakları ikame etmesi için 18.03.2022 tarihinde e-posta gönderildiğini, eksik evrakların ikame edilmediğini, tarafların kusur oranlarının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilerek bilirkişi raporu alınmasını gerektiğini, tazminat hesabında TRH-2010 yaşam tablosu ile teknik faiz yöntemi kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, meydana geldiği iddia olunan zarar ile kaza arasında illiyet bağı bulunmadığını, iddia olunan kalıcı maluliyetinin tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan davacının muayenelerinin de yapılması suretiyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun bir sağlık kurul raporu alınmasını gerektiğini, davacının sürekli iş göremezliğinin oluşmadığı gibi; geçici iş göremezlik zararı ile bakıcı ve tedavi giderlerinden de davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davalının sorumluluğu poliçe teminatı ve limitleri ile sınırlı olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nca davacıya yapılan ödemelerin tazminat hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacının faiz talebinin hukuka uygun olmadığını, tazminata hükmedilmesi halinde faizin yasal faiz olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 02.11.2023 tarihli raporu dikkate alındığında dava dışı sürücünün %60 davacı yayanın %40 kusurlu olduğu, davacının kaza tarihi olan 09.08.2021 tarihinde 6 yaşında olduğu, fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nın 16.02.2023 tarihli raporu gereği özür oranının %8, iyileşme süresi içerisinde 15 gün süreyle bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceğinin tespit edildiği, hükme esas alınabilir nitelikteki 09.04.2024 tarihli aktüer bilirkişi raporu ile dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvuru şartını yerine getiren davacı küçüğün kaza tarihinde 6 yaşında olduğu ve gelir getiren bir işte çalışmadığı, davacının mahrum kaldığı bir kazancı söz konusu olamayacağından geçici iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceği, sürekli iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının 651.876,20 TL bakıcı gideri nedeni ile oluşan maddi zararının 1.073,25 TL olduğu belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile 428.926,75 TL sürekli iş göremezlik zararı, 1.073,25 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 430.000,00 TL maddi tazminatın 29.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada davalının kusuru bulunmadığını, kazanın sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile meydana geldiğini, davacının tıbbi iyileşme sürecinin alınan maluliyet raporunda 45 gün olduğu belirtilmiş olduğundan davacı lehine geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, kararında aleyhe hususları kabul etmediklerini, sigorta şirketi tarafından yargılama aşamasında alınan maluliyet raporuna karşı sunmuş olduğu itirazları tamamen soyut ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada, sigortalı aracın sürücüsüne kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, davacının zararın meydana gelmesine tam kusuruyla sebebiyet verdiğini, sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması talep edilmişse de söz konusu taleple ilgili olarak mahkemece herhangi bir karar verilmediğini, davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, dosyaya kazandırılmış bulunan maluliyet raporunun yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu, davacının maluliyetinin bulunmadığını, tomografi görüntülerinin radyoloji uzmanı tarafından incelenerek raporlanması gerekirken maluliyet raporunu düzenleyen heyetin içerisinde herhangi bir radyoloji uzmanı yer almadığı gibi maluliyeti ilgilendiren branştan uzman bir hekiminde bulunmadığını, Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dallarının tazminat talepli uyuşmazlıklarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre resmi bilirkişi sıfatları bulunmadığını, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda hesaplama yöntemi yanlış olduğu gibi hesaplanan tazminat miktarı da fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava trafik kazası nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri süren davacının ZMMS poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının davasının sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri yönünden kabulüne, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden ise reddine karar verilmiştir. 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesine göre ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Trafik kazalarında irdelenmesi gereken husus ise trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların olaya etkileri ve dolayısıyla sürüş kusurlarıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu düzenlenmiştir.(Yargıtay HGK'nın 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD'nın 20.05.2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Bu kapsamında davalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, dava konusu kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın kendisine hitap eden yaya geçidi yaklaşım levhasına rağmen fren tedbirsiz aracının sağ yan kısımları ile yaya geçidinin 7 metre solundan aracın seyir yönüne göre sağından gelen gelip sola geçen yaya ...'ye çarptığı, yayayı çarpma noktasından 24.10 metre ileriye fırlatması sonucu meydana gelen kazada sürücünün KTK'nın 74/b maddesini ihlal ettiği, yayanın ise yaşının küçük olduğu ebeveynlerinin KTK'nın 68/1-b maddesi gereğince kusurlu olduğu belirtilmiş, Savcılık soruşturma aşamasında düzenlenen 07.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda sürücü ...'un asli ve tam kusurlu yaya ...'nin kusursuz olduğu, yargılama sırasında alınan 20.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda ise sürücü ...'un %60 yaya ...'nin ise %40 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için düzenlenen 02.11.2023 tarihli Ankara Trafik İhtisas Dairesi kusur raporunda sürücü ...'un sevk ve idaresindeki otomobil ile vaktin gündüz, görüşün açık olduğu meskun mahalde bölünmüş yolu takiben seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde, yaya geçidi levhasını ve yer işaretleri ile belirlenmiş yaya geçidine yaklaştığını, dikkate alarak seyrini kontrollü ve müteyakkız sürdürmesi gerekirken bu hususlara gerekli özeni göstermediği, yolun sağından karşıdan karşıya geçmek isteyen çocuk yayaya karşı etkin tedbir almadan çarpması sonucu meydana gelen olayda %60 oranında asli, çocuk yaya ... karşıdan karşıya geçmek için 7,10 metre mesafedeki yaya geçidini nizami şekilde kullanmadığı, taşıt trafiği için engel teşkil etmemek şartı ile ve yolu kontrol ederek, gelen araçların hızını ve mesafesini dikkate alarak, kendi can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde kontrolsüz şekilde yola girerek karşıdan karşıya geçmek istemekle, seyirle gelen otomobilin kendisine çarpması sonucu meydana gelen olayda yaşı gereği bu davranış faktörleri sonuç üzerine %40 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş, mahkemece de bu rapor hükme esas alınmış ise de; kaza tespit tutanağı ve ekli kroki içeriğinden açıkça anlaşıldığı üzere olay mahallinde yolun 11,9 m genişliğinde düz asfalt ve kuru olduğu, hava açık olup görüşe engel cismin bulunmadığı, vaktin gündüz, mahallin meskun olduğu, yayanın son konum itibariyle çarpma noktasına 24,10 metre uzaklıkta bulunduğu, kazanın sigortalı aracın trafik levhası ve yer işaretleri ile belirlenmiş yaya geçidine gelmesine 7,10 metre mesafe kaldığında davacının aracın sağından taşıt yoluna girip karşıya geçmek istediği sırada meydana geldiği gözetildiğinde, davalı sürücünün davacı yayayı görmesi ve kazayı önlemesi için engel oluşturacak yoldan kaynaklı bir durumun mevcut olmaması, olay yerinin meskun olması, çarpma noktası öncesi yaya geçidi bulunduğuna ilişkin trafik levhasının varlığı, kazanın yaya geçinde olan mesafesi ile çarpma sonrası yayanın son konumu ve rapor içeriğinde sigortalı araç sürücüsünün hızına ilişkin bir değerlendirme yapılmamış olması ve kazaya ait kamera görüntülerinin de değerlendirildiğine dair bir belirleme yapılmadığı dikkate alındığında, hükme esas alınan rapordaki kusurun tespiti hususunda yapılan değerlendirme yetersiz olup davalının sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırmada eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. Bu durumda Cumhuriyet Savcılığı hazırlık soruşturma dosyası ve ceza davası açılmış ise ceza mahkemesi dosyası ile olaya ilişkin maddi olgular ile daha önce düzenlenmiş raporlar, tarafların beyan ve itirazları da dikkate alınmak sureti ile dosyanın İTÜ ya da Karayolları Fen Heyetinde görevli alanında uzman bilirkişilerden oluşacak bilirkişi kuruluna tevdi ile kazaya ait kamera görüntüleri, Görüntü İzleme Ve Çözümleme Tutanağı, tarafların iddia savunmaları çerçevesinde kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde olayın oluşumunda tarafların yüzdelik şekilde kusur oranlarını gösterir kusur bilirkişi raporu alınmak suretiyle çelişkinin giderilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.HD'nın 20.06.2022 tarih ve 2021/13933 E. 2022/9109 K.) Somut olayda, davacı tarafından dava dilekçesine ekli Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 10.03.2022 tarihli maluliyet raporuna dayalı olarak iş görmezlik ve bakıcı gideri tazminatı talep edilmiş olup, mahkemece de yargılama sırasında yeniden rapor alınmaksızın hüküm tesisi cihetine gidilmiştir. Dava konusu kaza nedeniyle oluşan daimi maluliyet oranının ve bakıcı ihtiyacının belirlenmesi yönünden hükme esas alınan bu raporda Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacının vücut çalışma gücünü %8 nispetinde kaybettiği, sürekli iş göremez halde kaldığı, tıbbı iyileşme süresinin 45 güne kadar uzayabileceği, 15 gün süre ile başka birinin bakımına muhtaç olduğunun tespit edildiği ve mahkemece raporun hükme esas alınarak karar verildiği görülmüştür. Ancak, davacının son durumuna ilişkin değerlendirme içermeyen dava tarihinden önceki döneme ait davacının başvurusu üzerine düzenlenen söz konusu rapor maluliyet oranı tespitine elverişli olmadığından, maluliyetin belirlenmesi konusunda yapılan araştırma yetersiz olup, Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. Mahkemece davacının maluliyet oranının tespiti için tüm tedavi evraklarının getirtilip gerekli muayenesi yapılmak suretiyle Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan içerisinde davacının mevcut yarlanmasına göre uzman hekim/hekimlerin de yer adlığı heyetten olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun biçimde, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı ile süresi konusunda kaza ile illiyet bağı kuran açıklamalı, ayrıntılı ve denetime elverişli maluliyet raporu alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, belirtilen hususlardaki eksiklikler tamamlanarak yeniden hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Ankara 4. Genel İcra Müdürlüğünün 2024/48516 esasına yatırılan 780.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.