T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1370 Esas KARAR NO: 2026/232 Karar MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 28/06/2024 NUMARASI: 2021/251 E. - 2024/105 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) KARAR TARİHİ: 12/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1370 Esas KARAR NO: 2026/232 Karar MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 28/06/2024 NUMARASI: 2021/251 E. - 2024/105 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) KARAR TARİHİ: 12/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, diğer davacı ... ... tarafından kurulduğunu, .... yılı aşkın zamandır süre gelen tecrübesiyle ... ... moda sektörünün yanı sıra, yurt dışında da ...sektörünün önde gelen oyuncuları arasında yer aldığını, bugün bazı dünya markalarını da bünyesinde bulunduran ... ...'nın kendi koleksiyonlarının, ...markası olarak sınıfının en iyisi kabul edildiğini, mağazacılık deneyimiyle de öne çıkan müvekkili ... ...'nın, müşteri ilişkileri anlayışı, müşteri memnuniyeti ve ..... uygulamalarıyla, sektöründeki tek örnek olarak gösterildiğini, modadaki öncülüğünün yanı sıra, yaratıcılığa verdiği değerle de sektördeki konumunu pekiştirdiğini, müvekkili şirketin dünya markası standartlarına ulaşabilmek ve bu standardı korumak için büyük çaba sarf ettiğini ve bu sebeple de tamamen kendi yaratımı olan "..." ibaresini ilk olarak ... yılında tescil ettirdiğini ve daha sonra değişen marka imajı ile de yeniden tesciller gerçekleştirdiğini ve bu ibareler üzerine büyük yatırımlar yaparak marka değerini artırmaya devam ettiğini, müvekkili şirketin TPMK nezdinde .../12/2003 tarih ve ... numaralı, .../03/2008 tarih ve ...numaralı, ../12/2011 tarih ve ... numaralı markaların sahibi olduğunu, diğer davacı müvekkili ... ...'nın da TPMK nezdinde, ../09/2005 tarihli ... numaralı, ..../12/1201 tarihli, ... numaralı, .../12/2011 tarihli, ... numaralı markalarının sahibi olduğunu, mahkemece de bilindiği üzere, müvekkilinin sayılan tescilli markalarının müvekkiline sağladığı en önemli haklardan birinin de elbette başkalarının markasını kullanımını engelleme hakkı olduğunu, işte tam da bu yüzden marka sahibinin tescilli markasının aynının yahut iltibas yaratacak benzerinin kullanılmasının 6769 sayılı SMK'nın 29. maddesinde marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmış olduğunu, davalı şahıs ise işbu marka haklarını adeta hiçe sayarak müvekkilinin markasının başını alıp sanki müvekkili ile ilişki içindeymiş gibi "..." ismi ile açtığı mağazada müvekkili firma ile birebir aynı olan abiye sektöründe müvekkiline ait ürünlerden çok daha düşük kaliteli ürünler sattığını, kaldı ki davalının "..." ibaresini yalnızca tabelada değil, etiket, poşet, fiş fatura gibi her türlü ticari evrakla kullanmaktan çekinmediğini, davalının bununla da kalmayarak, hiçbir hakkı olmadığını bilmesine rağmen müvekkiline ait tescilli markanın başlangıç kısmını, müvekkiline ait markalar ile iltibas yaratacak biçimde Türkiye'nin en büyük internet satış sitelerinde sergileyerek marka hakkına tecavüzün boyutunu gittikçe artırdığını, internet ortamında müvekkilinin markası ile ilişkiliymiş gibi müvekkilinin markasını kullanarak gerçeğe aykırı bildirim yaptığını, müvekkilinden daha önce ürün satın aldığını, ancak bu ticari ilişkide ... adını kullandığını, "..." ibaresini kullanmadığını, aralarındaki ticari ilişkin 2018 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin markalarından haberdar olduğunu belirterek, müvekkilin her türlü tazminat ve dava hakkı saklı kalarak; müvekkiline ait tescilli markalara karşı tecavüz fiillerinin tespitine, durdurulmasına, haksız tecavüzlerinin önlenmesine ve kaldırılmasına, müvekkiline ait tescilli markaların; davalıya ait her türlü basılı evrak, tabela, broşür, katalog, internet sitesi tanıtımı ile diğer ticari evraktan çıkartılmasına, silinmesine, silinmesi mümkün olmuyor ise imha edilmesine, müvekkilinin söz konusu tecavüz eylemlerinden doğan zararlarının tazmini için 5.000,00-TL manevi tazminat ile alacağın belirsiz olması dolayısıyla mahkemece yapılacak inceleme sonucunda ortaya çıkan zarar miktarının belirlenmesi halinde tamamlanmak üzere şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminata hükmedilmesine, müvekkilin sınai mülkiyet hukuku ve ticaret hukukundan doğan haklarına vaki tecavüz fiillerinin durdurulması, önlenmesi ve iş bu davanın etkinliğini temin zımnında; davalıya ait, müvekkiline ait markalarla benzer markaları içeren bütün materyallere, iş mahsullerine, ürünlerine, internet vasıtasıyla yapılanlar dahil, her türlü tanıtım ve reklam ürünlerine ve sair vasıtalara, davalıya ait gerek yukarıdaki ve gerekse tespit edilecek sair adreslerde el konulmasına ve toplanmasına dair Mahkemece uygun görülecek teminat mukabilinde veya teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, verilecek ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde de bu emtianın imhasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BEDEL ARTIRIMI: Davacılar vekili dosyaya sunduğu 20/06/2023 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; maddi tazminat talebini 20.000,00 TL olarak ıslah etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, "..." ismi altında ... ..... gerçek ismini kullanarak ve şahıs firması olarak yıllardan bu yana ticari faaliyette bulunduğunu, 2015 yılından bu yana dava dilekçesinde yazılı adresinde abiye giyim ile ilgili ticari faaliyette bulunduğunu, bu yönüyle gerek işyerinde ve gerekse internet ortamında bir kısım sitelerde satış işlemleri yaptığını, bu ticari faaliyeti esnasında davacı taraftan da bir kısım mamülleri satın aldığını ve perakende mağazasında sattığını, davacının bilgisi tahtında olan bu ticari işler nedeniyle davacının hakkın kötüye kullanılması şeklinde değerlendirilip yorumlanacak işbu davasının, bu sebeplerle reddi gerekeceğini, davacıdan mal satın alan müvekkilinin, bunu kendi mağazasında kendi unvanı altında ticari olarak satmasına ses çıkartmayan davacının, zımni olarak mamullerinin satılmasına izin vermesi dikkate alındığında, davacının dava hakkını kötüye kullandığının kabulü gerekeceğini, "..." unvanını kullanan müvekkilinin "..." ismi ile davacı markası arasında filli bir irtibat kurmak doğru olmadığı gibi, .... alfabesinde kullanılan ve pek çok alanda fiilen kullanılan "..." sözcüğü ile davacının markasında fiili bir bağ oluşturmanın zorlama bir yorum olduğunu ve davacının dava dilekçesinde iddia ettiği şekilde müvekkili ile kapasite ve ürün bazında aynı sektörde olması dışında, başkaca bir durum yaratmanın ve/veya davacı lehine fiili durum oluşturmayacağının kabulü gerekeceğini, müvekkilinin, "..." .... örneğini TPE nezdinde kulanım hakkı için ... evrak numarası ile ve ..... başvuru numarası ile şekil ve kelime tipiyle müracaat ettiğini ve tescil ile ilan aşamasında olan bu markasına henüz bir itiraz da bulunulmamış olması nedeniyle, yasal hakkını kullandığını, müvekkilinin bu müracaatı da ele alındığında davacının talep ve davasının yasal dayanağının bulunmaması nedeniyle dahi kötü niyetli davasının reddi gerekeceğini, müvekkilinin yaptığı ciro, yaptığı çalışmalar ve kullanılan ürünler birlikte ele alındığında, sadece marka tecavüzü olarak ele alınan davanın TTK anlamında haksız rekabet olarak değerlendirilmesinin mümkün olmayacağını, asıl müvekkilinin ticari itibarını davacı tarafın rencide ettiğini ve çalıştığı ........ isimli internet alış veriş sitesine ihtarname keşide ederek müvekkilimin ticari itibarını zedelemiş olması nedeniyle bu gibi yasal dayanağı olmayan eylem ve işlemlerinin durdurulması zımnında mahkemeden tedbir kararı ittihazını talep ettiklerini beyanla, netice itibariyle yasal dayanağı olmayan, dava hakkını kötüye kullanan davacı davasının müvekkilinin yasal dayanağı ve marka hakkının bulunduğu ve haksız rekabete yönelik bir işleminin bulunmadığı dikkate alınarak, kötü niyetle açılan davacı davasının öncelikle usulen, sonrasında esasa yönelik cevap ve itirazları dikkate alınarak reddi ile mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: İstanbul ...... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi .../06/2024 tarihli 2021/..E. - 2024/.. K. sayılı kararıyla; "...Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile Ankara ...FSHHM'nin 2021/... E. 2022/... K. sayılı huzurdaki davalının, davacı aleyhine ikame ettiği YİDK kararının iptali istemli dava kapsamında alınan bilirkişi raporu içeriklerinin benzer tespitlerde bulunduğu ve herhangi bir çelişki içermediği tespit edilmiş olup karıştırılma tehlikesine (iltibas) dayalı marka hakkına tecavüz iddiası bakımından yapılan incelemede ise inceleme konusu markaların benzerlik derecesi, inceleme konusu markalar kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin benzerlik derecesi, önceki markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının derecesi, inceleme konusu malların tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin esas alınması gerekmiştir. Karıştırılma tehlikesinin olup olmadığının tespitinde markalar ile ilgili tüm unsurlar dikkate alınarak, genel (bütünsel) olarak değerlendirme yapılması gerekmiş markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajı irdelenmiştir. Bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde; bütünsel açıdan değerlendirildiğinde davacının markasının esaslı unsurunun bir kısmı ile aynı olan davalı kullanımlarının davacının tescilli markaları ile aynı mal ve hizmetleri kapsadığı, sektörel incelemede görüldüğü üzere davalı tarafın kullanımları yalnızca “... .....” ibaresi ile sınırlı olmayıp sosyal medyadaki ../09/2015 tarihli paylaşımda “... ..., ... ... firmasının ... mağazası olup, firmanın outlet ürünlerini çok uygun fiyatlara sizlerle buluşturacak” duyurusunda bulunduğu, bu şekilde ''...'' markasının ana marka olduğu, bir alt ürün grubu için ise ... ibaresi ile satışa çıkarıldığı algısı oluşturduğu, bu duyuru ile hitap edilen tüketicide iki marka arasında bir bağlantı kurarak, davalının kullanımındaki ''...'' ibaresinin davacıların tescilli ''...'' markasının bir alt markası olarak aynı işletme kaynaklı olduğu veya aralarında ekonomik bir ilişki olduğuna yönelik bir kanı oluşturarak karıştırılmaya yol açacağı kanaati oluşmuştur. Ayrıca netice-i talepleri farklı olmasına rağmen huzurdaki ihtilaf ile aynı sebeplere dayalı olarak ikame edildiği tespit edilen Ankara .... FSHHM'nin 2021/379 esas sayılı dava dosyası kapsamında somut olay açısından bakıldığında; karşılaştırılan işaretlerde markasal hüviyette en ayırt edici unsur/esas unsur olarak kullanılan “...” ve “... ...” ibareleri arasında, “...” ibaresinden kaynaklanan ortaklığın, markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine yakınlaştırdığı; bu ibarelerin işaretlerde farklı yazım karakterlerinde ve farklı kompozisyonlar içinde yazılmış olmasının, markalarda “...” kelimesinin ortaklığının yaratmış olduğu benzerliği ortadan kaldıracak, yani markaları ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan kurtaracak güçte ve nitelikte bir farklılık yaratmadığı; markaların kavramsal açıdan tüketici zihninde bıraktıkları algının da çok yakın olduğu; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği de gözetildiğinde, davalının “... ...”lı markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının “...”lı markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması” ve karıştırması ihtimalinin doğduğu; ayrıca; davalının markasının reddedildiği 35. Sınıftaki; “alıcı ve satıcılar için online .... (i.... sağlama hizmetleri” ve “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 18 ve 25. Sınıflara giren emtiaların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” açısından, somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği tespit edilmiştir. Anılı Ankara 2. FSHHM'nin işbu dava dosyasında YİDK kararının iptali istemi yönünden taraflar arasında görülen davada verilen karar taraflar yönünden kuvvetli delil niteliğinde ise de kesin delil niteliğinde olmadığından dolayı (Emsal ilam: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/5139 esas, 2024/1265 karar sayılı ilamı) usul ekonomisi ilkesi ışığında anılı kararın kesinleşmesinin beklenmesine yer olmadığı kanaatine varılması gerekmiştir. Tüm bu gerekçeler ışığında; davalının ''...'' ibareli kullanımlarının davacıların ........... numaralı ''...'' ana unsurlu tescilli markaları ile karıştırılma ihtimali doğurması nedeni ile SMK'nın 29 ve 7. maddeleri gereğince davalı eyleminin davacıların marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, önlenilmesine, kaldırılmasına, bu kapsamda davacıya ait tescilli markaların; davalıya ait her türlü basılı evrak, tabela, broşür, katalog, internet sitesi tanıtımı ile ticari evraktan çıkartılmasına, silinmesine, silinmesi mümkün olmaz ise imha edilmesine ilişkin karar verilmesi gerekmiştir. Son olarak davacı tarafın maddi ve manevi tazminat istemleri değerlendirilmiş olup mahkememizce verilen süre içerisinde davacının maddi tazminat hesaplama yöntemi olarak 151/2-c bendinde yazılı ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli'' gereğince yoksun kalınan kazancın hesaplanmasını talep ettiği, taraflarca herhangi bir emsal lisans sözleşmesinin sunulmadığı, mahkememizce İTO'ya yazılan yazı cevabı içeriğinde; yapılan inceleme sonucu , bir işletme veya kuruluşun; bir marka , tasarım veya patent işlemi ile ticaretin doğası gereği kâr elde ettiği, bir işletmenin yaptığı satışlardan elde edeceği kârın %10 civarında olabileceği, davaya konu olan firma , eğer davaya konu marka ile tüm cirosunu elde etmiş ise , toplam cironun %10' unun lisans bedeli belirlenmesinde uygun olacağı, davaya konu olan firma eğer birden fazla marka ile cirosunu elde etmiş ise tecavüze konu markadan elde ettiği ciroda belirlenerek, tecavüze konu olan markadan elde ettiği cironun % 10'unun lisans bedeli olarak belirlenmesinde uygun olacağı yönünde görüş oluşturulduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda yapılan mali hesaplama neticesinde; işletmenin büyüklüğü, davalı cirosu, ürünlerin yaklaşık miktar ve adedi itibari ile son iki yıla ilişkin %10 ciro üzerinden lisans bedelinin 43.149,20 TL olarak hesaplanması karşısında TBK'nın 50. maddesi ışığında marka hakkına tecavüz yönünden 20.000-TL maddi tazminatın takdir edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacıların markalarının tescilli olduğu süre, markaların tanınmışlık derecesi, taraflar arasındaki önceye dayalı ilişki, davalının markayı kullandığı süre de dikkate alınarak davalının ticaret hacmine, kusur derecesine göre marka hakkına tecavüz yönünden 5.000-TL manevi tazminatın takdir edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle; davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, A- Davalının eyleminin davacıların...... numaralı tescilli markalarına karşı marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin TESPİTİNE, DURDURULMASINA, ÖNLENMESİNE VE KALDIRILMASINA; bu kapsamda davacıya ait tescilli markaların; davalıya ait her türlü basılı evrak, tabela, broşür, katalog, internet sitesi tanıtımı ile ticari evraktan çıkartılmasına, silinmesine, silinmesi mümkün olmaz ise imha edilmesine, B- Davacıların tecavüz eylemlerinden doğan manevi zararlarının tazmini için 5.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, C- Davacıların tecavüz eylemlerinden doğan maddi zararlarının tazmini için 20.000-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine," karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davacı tarafça hangi hukuki durumun müvekkili tarafından ihlal edildiği yeterince açık ve net olarak sunulmaması, mahkemece bu hususların yargılamasının yapılmamış olması nedeniyle, mahalli mahkeme kararının noksan ve hatalı olduğunu,Davacı tarafın bir nevi bayisi olan müvekkilinin, eski pazarlama elemanın tanık sıfatı ile dinlenmesinden anlaşılacağı üzere, müvekkiline para ile bedeli alınmak üzere satış yapıldığı, bu alış verişin uzun zamandır sürmesi nedeniyle davacının müvekkili nezdinde bir talep ve dava hakkının bulunmadığı, usuli itirazlarını sundukları halde, bu hususları dikkate almayan, beyan ve delilleri ve hatta tanık beyanlarını değerlendirmeyen mahalli mahkeme kararının esastan kaldırılması gerektiğini,Müvekkilinin, "..." ismi altında ... gerçek ismini kullanarak ve şahıs firması olarak 2015 yılından bu yana dava dilekçesinde yazılı adresinde abiye giyim ile ilgili ticari faaliyette bulunduğunu bu yönüyle gerek işyerinde ve gerekse internet ortamında bir kısım sitelerde satış işlemleri yaptığını,Bu ticari faaliyeti esnasında davacı taraftan da bir kısım mamulleri satın aldığını ve perakende mağazasında sattığını, bu beyan ve vakıaların ticari defterler ile sabit olduğunu,Davacının bilgisi tahtında olan bu ticari işler nedeniyle davacının hakkın kötüye kullanılması şeklinde değerlendirilip, yorumlanacak işbu davasının bu sebeplerle reddi gerektiğine dair itirazları dikkate alınmaksızın davanın kabulüne karar verilmesinin usule ve yasaya hatta dosya münderecatına aykırı olduğunu,Davacıdan mal satın alan müvekkilinin, bunu kendi mağazasında kendi unvanı altında ticari olarak satmasına ses çıkartmayan davacının, zımni olarak mamullerinin satılmasına izin vermesi dikkate alındığında, davacının dava hakkını kötüye kullandığının kabulü gerektiğini,"..." unvanını kullanan müvekkilinin "..." ismi ile davacı markası arasında fiili bir irtibat kurmanın doğru olmadığını, ..... alfabesinde kullanılan ve pek çok alanda fiilen kullanılan "... sözcüğü ile davacının markasında fiili bir bağ oluşturmanın zorlama bir yorum olduğunu ve davacının dava dilekçesinde iddia ettiği şekilde müvekkili ile kapasite ve ürün bazında aynı sektörde olması dışında, başkaca bir durum ve/veya davacı lehine fiili durum oluşmayacağının "..." sözcüğünün, marka olarak özgülenmesinin mümkün olmadığı, davacının münhasır olarak kullanımına hizmet etmeyeceğinden, mahalli mahkemece davanın esastan reddi gerektiğini,Davacının, perakendeci değil, toptancı olarak piyasada çalıştığını,Öte yandan ... markasını kullanan müvekkilinin bu markasının davacı markası ile ne gibi bir haksız rekabet oluşturduğunun davacı tarafa açıklattırılması gerektiğini, Müvekkilinin, "..." ismini kullanmak suretiyle davacı marka hakkına tecavüz etmediğini,Müvekkilinin, "..." markasının tescili için ....... başvuru numarası ile TPMK’ya başvuru yaptığını, karşı tarafça henüz bir itirazda bulunulmamış olması nedeniyle yasal hakkını kullanan müvekkilinin, bu müracaatı da ele alındığında davacı talep ve davasının yasal dayanağının bulunmadığını, kötüniyetli olduğunu, Müvekkilinin yaptığı ciro, yaptığı çalışmalar ve kullanılan ürünler birlikte ele alındığında, sadece marka tecavüzü olarak ele alınan davanın, TTK anlamında haksız rekabet olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirterek, arz ve izah olunan sebeplerle ve resen ele alınacak sair sebep ve gerekçelerle; yasal dayanağı olmayan, dava hakkını kötüye kullanan davacı davasının müvekkilinin yasal dayanağı ve marka hakkının bulunduğu ve haksız rekabete yönelik bir işleminin bulunmadığı dikkate alınmadan, kötü niyetle açılan davacı davasının usule, yasaya aykırı taleplerini kabul eden İstanbul ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nin 2021/251-2024/105 sayılı, 28/06/2024 tarihli kararının kaldırılmasına ve davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; ....... numaralı "... ... + ..." markasının 05,18,25, 35. sınıflarda, ... numaralı "... ... + ....." markasının 35. sınıfta, ... numaralı "... ..." markasının 35. sınıfta ... ... adına tescilli oldukları,... numaralı "... ..." markasının 05, 18, 25, 35. sınıflarda, ...numaralı "...+......" markasının 14, 18, 24, 25, 26, 35. sınıflarda, ... numaralı "...+....." markasının 35. Sınıfta davacı ... .... Ltd. Şirketi adına tescilli oldukları tespit edilmiştir...... başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurusunun .../01/20202 tarihinde davalı tarafça yapıldığı, davacının markaya yaptığı itirazın TPMK tarafından reddine karar verildiği, karara yapılan itirazın ise markaya ilişkin .../08/2020 tarihli ... tarihli kararla kabulüne ve ..... numaralı tescil başvurusunun reddine karar verildiği tespit edilmiştir.Ankara ....FSHHM'nin 15/09/2022 tarihli, 2021/379 E. 2022/269 K. ilamı incelendiğinde; ... tarafından ... ve TPMK aleyhine YİDK kararının iptali için dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile, "...TÜRKPATENT YİDK'nın 17.11.2021 tarih 2021/M-9920 sayılı kararının 35. Sınıf "alıcı ve satıcılar için online pazar yeri (internet sitesi sağlama hizmetleri)" ve "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 35. Sınıfın altında 18 ve 25. Sınıfa giren tüm emtiaların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" mal ve hizmetleri dışındaki emtialar yönünden iptaline..." karar verildiği görülmüştür. UYAP üzerinden yapılan incelemede; karara karşı taraf vekillerinin istinaf yargı yoluna başvurmaları üzerine, Ankara BAM .... Hukuk Dairesinin 10/04/2025 tarihli, 2023/499 Esas, 2025/720 Karar sayılı kararı ile; "…1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm ve davalılar vekillerinin diğer istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/09/2022 gün ve 2021/379 Esas - 2022/269 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın Kısmen Kabulü ile TÜRKPATENT YİDK'nın 17/11/2021 tarih 2021/M-9920 sayılı kararının 35. Sınıf "alıcı ve satıcılar için online pazar yeri (internet sitesi sağlama hizmetleri)" ve "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 35. Sınıfın altında 18 ve 25. Sınıfa giren tüm emtialar ile 24. Sınıftaki bebekler için kundak örtüleri emtialarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" mal ve hizmetleri dışındaki emtialar yönünden iptaline, 4-Fazlaya ilişkin istemlerin REDDİNE…" karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği tespit edilmiştir. Dinlenen davalı tanığı ... beyanında; tahminen 2012 yılında davacı şirkette işe başladığını, satış sorumlusu olarak görev yaptığını, 2019 yılında işten çıkartıldığını, iş yerine karşı dava açmadığını, ... ...’nın şirketin sahibi olduğunu, davalı ...’ün ise .... işi yaptığını, ... .... ait bir iş yeri olduğunu, ancak daha sonra iş yerini kapattığını, internet üzerinde satış yapmaya devam ettiğini, kendisi şirkette çalışırken ......... 2015 yılında şirketin elinde kalan outlet dedikleri ..... elbiselerden almak istediğini, davacı şirket pahalı ürün sattığı için ve ... .... iş yeri ....'de olduğu için, ürün kalitesi düşmesin diye ... ..... satış yapmak istemediklerini, 2017 yılında ise davacı şirkete ait ürünlerin etiketleri kesilerek davalı ... Hanıma abiye elbiseler satıldığını, Şirketin sattığı abiye elbiselerin markası "..." ibarelerini taşıdığını, ... ..... 2017 yılında iş yerinde, daha sonra ise internet üzerinde .... elbiseleri "..." markası adı altında sattığını, kendisinin şirkette çalıştığı süreçte ... ...... abiye giysi alımlarında kendisiyle muhatap olduğunu, yani sadece kendisiyle görüştüğünü, şirketin başka bir yetkilisi ya da şirket sahibi ... Bey ile görüşmediğini, görüşmeleri esnasında ........., ...- ... adı altında iş yaptığını, hatırladığım kadarıyla kesilen faturalarda ise "..." ibaresinin yazıldığını, yani şahıs firması olduğunu, davacı şirket ... ..... satış yaparken "..." ibareli etiketleri kesip, etiketsiz bir şekilde... elbiseleri ... ...... sattığını, ... ..... ise kendi işyerinde ve daha sonra internet üzerindeki satışlarda davacı şirketten aldığı abiye elbiseleri "..." ibareli marka adı altında sattığını, kanaatince ... Hanımın bu şekilde ürün satmasından davacıların herhangi bir zarara uğramadıklarını beyan ettiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince SMK uzmanı ..., Moda Tasarımcısı ... ve mali bilirkişi ...ten oluşan bilirkişi heyetinden alınan 05/09/2022 tarihli raporda; "...Davacı taraf ... ile Davalı taraf ... ...” nin “Abiye” sınıfında giysi satışı gerçekleştiriyor olmaları nedeni ile marka tescillerinin aynı veya benzer mal ve hizmetleri kapsadığı, davalı tarafın kullanımları yalnızca “...” ibaresi ile sınırlı olmayıp sosyal medyadaki ...... Eylül 2015 tarihli paylaşımda “..., ... Abiye firmasının .......mağazası olup, firmanın outlet ürünlerini çok uygun fiyatlara ....” duyurusunda bulunduğu, adeta ... ana marka olduğu, bir alt ürün grubu için ise ... ibaresi ile satışa çıkıldığı algısı oluşturduğu, bu duyuru ile hitap edilen tüketicide iki marka arasında bir bağlantı kurarak, ... abiyenin ... markasının bir alt markası olarak aynı işletme kaynaklı olduğu veya aralarında ekonomik bir ilişki olduğuna yönelik bir kanı oluşturarak karıştırılmaya yol açacağı ancak davalının unvanının kuruluş tarihi olan ......09.2015 tarihinden itibaren “... ...” olduğu, VUK. 230, 231, 232 maddelerinde faturanın şekil ve şartları ifade edildiği üzere “Bu Kanunun 232 nci maddesinin birinci fıkrasına göre fatura düzenlemek zorunda olanlar, müşterinin adı ve soyadı ile bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarasının doğruluğundan sorumludur.” denilmekte olduğu, davacının da faturaları düzenlerken müşterisinin tam unvanını ticaret sicilden kontrol etmesi gerekir iken bu anlamda kusurlu sayılabileceği, tazminata hükmedilmesi halinde son iki yıla ilişkin ciro üzerinden lisans bedelinin 43.149,20 TL olarak hesap edildiği..." bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince aynı heyetten alınan 14/03/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; "...Ankara .... FSHHM'nin 2021/379 E sayılı dosyasına ilişkin gerekçeli karar ve bilirkişi raporu incelendiğinde kök raporda karıştırılmaya yönelik kanaatin korunduğu, kök raporda arz edildiği üzere tazminata hükmedilmesi halinde son iki yıla ilişkin ciro üzerinden lisans bedelinin 43.149,20 TL olarak hesap edildiği, hesap edilen cironun davalı cirosu olduğu, kök raporda maddi hata bulunmadığı..." bildirilmiştir. G E R E K Ç E : Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Alınan bilirkişi raporlarında açıklandığı üzere, davacıların markalarının esaslı unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, davalının kullandığı "..." ibaresinde de "..." ibaresinin esaslı unsur olduğu, bu ibarenin davalının tescilsiz kullandığı markada aynen yer alması ve markanın başlangıç kısmında konumlandırılmış olması nedeniyle, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik meydana geldiği, ibarenin davacı markasında farklı bir yazım karakteri ve kompozisyon içinde bulunmasının markaları yeterince birbirinden farklılaştırmadığı, 25. ve 35. sınıf mağazacılık hizmetleri için "..." ibaresinin ayırt ediciliği yüksek bir ibare olduğu, davalının da markayı davacıların markalarının tescil kapsamında olan 25 ve 35. sınıfta mağazacılık hizmetlerinde kullanması nedeniyle, markaların hitap ettikleri ortalama tüketici tarafından karıştırılma, en azından ilişkilendirme ihtimalinin mevcut olduğu, davacının davalıya sattığı ürünlerden kendi markasının yer aldığı etiketleri keserek, yani kendi markalarının kullanılmasını önleyerek satışına izin verdiklerinin bizzat davalı tanığı tarafından beyan edildiği, davacıların davalıya "..." markasıyla ürün satması için izin verdiklerini ve bu markayla satış yaptığını bildiklerini davalının ispatlayamadığı, davalının dava açıldıktan sonra yaptığı marka tescil başvurusunun SMK’nın 155/1. maddesi uyarınca savunma gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceği, davalının kullanımının başladığını beyan ettiği 2015 yılından davanın açıldığı 2019 yılına kadar 5 yıllık sürenin de dolmadığı, bu nedenle davacıların kötüniyetli olduğunun kabul edilemeyeceği, davalının internet sitesinde davacılara ait marka ile ilişkisi varmış gibi gerçeğe aykırı bildirim yaparak da markaların ilişkilendirilmesine neden olduğu, davalının eyleminin davacıların marka haklarına tecavüz oluşturduğu, bu nedenle maddi ve manevi tazminat talep edebilecekleri anlaşılmakla, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olduğundan, davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 1.707,75 TL nispi harçtan, peşin alınan 426,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.281,72 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 20,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, b)Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 12/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.