10. Hukuk Dairesi 2024/2621 E. , 2024/3934 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1387 E., 2023/2882 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/485 E., 2023/109 K. Taraflar arasındaki asıl ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti, karşı alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl ve…
**10. Hukuk Dairesi 2024/2621 E. , 2024/3934 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1387 E., 2023/2882 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/485 E., 2023/109 K. Taraflar arasındaki asıl ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti, karşı alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı - karşı davada davalı vekili ve davalı - karşı davada davacı SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı - karşı davada davalı vekili ve davalı - karşı davada davacı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı Kurumdan babasının vefatı üzerine 26.12.2005 tarihinden itibaren yetim aylığı aldığını, Kurumun 27.01.2017 tarihli tutanak ile davacının eşiyle birlikte yaşadığı tespiti iddiası ile 20.03.2017 tarihinde bağlanan aylığın iptal edildiği ve geriye doğru 10 yıllık kısmın ödenmesinin bildirildiğini ileri sürerek, haksız ve hukuka aykırı olarak alınmış olan aylık kesme kararının iptali ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP Davalı-karşı davacı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesi ile birlikte karşı davasında özetle; davalının eşinden boşanıp, babasından yetim aylığı aldığını, ancak eşinden boşanmasının gerçek olmayıp, ayrıldığı eşi ile beraber yaşadığının Kurum denetmen raporu ile tespit edilmesi üzerine yetim aylığının kesildiğini belirterek, 25.10.2008-25.03.2017 tarihleri arasında yersiz ödenen 51.995,49 TL'nin tahsilini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI Dosya kapsamı, toplanan deliller, tanık beyanları, Kurum denetmen raporu ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, 1- A) Asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, -Asıl davacının aylık kesme kararının iptali talebinin reddine, -Kesilen aylığın ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faizi ile ödenmesi isteminin reddine, -Bayburt SGM'nin 20.03.2017 tarihli 1551104 sayılı yazısında yer alan asıl borcun 744,80 TL’sinin iptaline, davacının asıl borcun 744,80 TL'si kadar davalıya borçlu olmadığının tespitine, B) Birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, -25.10.2008-25.02.2017 tarihleri arasında birleşen davalıya ödenen 51.250,69 TL’nin ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen davalıdan alınarak birleşen davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. B.İstinaf Sebepleri: 1.Davacı-Karşı Davalı Vekilinin İstinaf Sebepleri Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile karar verildiğini belirterek, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, kaldırılması istemiyle kararı istinaf etmiştir. 2.Davalı-Karşı Davacı SGK Başkanlığı Vekilinin İstinaf Sebepleri Davalı-karşı davacı SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiğini, kararın usul ve kanuna aykırı verildiğini belirterek, kaldırılmasını istemiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen inceleme raporu ve rapor ekindeki bilgi-belgelerden, dinlenen kamu tanık beyanlarının beyanlarından, adres hareketlerinden, telefon aboneliklerinden, MEDULA kayıtlarından, davacının boşandıktan sonra eşiyle birlikte yaşamaya devam ettiği sabit olup, 5510 sayılı Kanun'un 59/2 nci maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediği ve 5510 sayılı Kanun'un 96/1-a kapsamında iadesi gereken aylıkların hesabına ilişkin denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda kurulan hükme ilişkin Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı-Karşı Davalı Vekilinin Temyiz Sebepleri Davacı-karşı davalı vekili, istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyizen bozulmasını istemiştir. 2.Davalı-Karşı Davacı SGK Başkanlığı Vekilinin Temyiz Sebepleri Davalı-karşı davacı SGK Başkanlığı vekili, istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; asıl davada ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespitine, karşı davada alacak istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan 2009/86 Esas numaralı başvuru, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir. 3.5510 sayılı Kanun'unun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. 4.Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. 5.Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. 6.Aynı Kanun'un 59 uncu maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2 nci fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir. 7.Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20 nci 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu, 100 üncü, 298 sayılı Seçimlerin ... Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28 ve 45 inci, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3 üncü, 45–53 üncü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32 nci, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6 ncı, 24 – 33 üncü, 189 uncu, 190 ve 191 inci 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19 ve 20 nci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili nüfus müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. 3.Değerlendirme 1.İnceleme konusu eldeki davada, davacı, boşandığı eşiyle birlikte yaşadığından bahisle ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespitini istemiştir. [adres satırı maskelendi] 3.Öte yandan 18.07.2012-Mart 2017 arası dönem yönünden yapılan inceleme de eksik araştırmaya dayalı olup, davacı ve eski eşinin birlikte yaşama olgusunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır. 4.Mahkemece yapılacak iş; 01.10.2008-18.07.2012 tarihleri arası dönem yönünden davanın kabulüne karar vermek, 18.07.2012-Mart 2017 arası dönem yönünden ise, davacı ve boşandığı eşine ait adreslerde (Söğütlü köyü Merkez-Bayburt) birlikte yaşayıp yaşamadıkları kolluk marifetiyle ayrıntılı araştırılarak, söz konusu adreslerdeki komşuların bilgi ve görgülerine başvurulmalı, abonelik (su ve GSM) bilgileri ve banka kayıtları getirtilmeli, böylelikle; dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek, 18.07.2012-Mart 2017 arası dönemde boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konulduktan sonra hüküm kurmak olmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi