Başvuru, ihmal sonucu bir hükümlünün yaşamını yitirmesi ve bu olayla ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ihmal sonucu bir hükümlünün yaşamını yitirmesi ve bu olayla ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 13/2/2014 tarihinde yapılmıştır.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamışlardır. OLAYLAR VE OLGULAR Başvuru formu ve eklerine, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığından (Cumhuriyet Başsavcılığı) temin edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların babası Ş.T. vahamet arz eden ateşli bir silahı ruhsatsız olarak bulundurmak suretiyle 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçunu işlediği gerekçesiyle Silvan Asliye Ceza Mahkemesinin (Ceza Mahkemesi) 20/4/2006 tarihli kararıyla 4 yıl 2 ay hapis ve 180 TL adli para cezasına mahkûm edilmiştir. Bahse konu hüküm, Yargıtay Ceza Dairesinin 3/3/2009 tarihli kararıyla onanmıştır. Hapis cezasının infazına 24/11/2010 tarihinde Silvan K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Silvan Ceza İnfaz Kurumu) başlanmıştır. Daha eski tarihli tıbbi belgelere göre hipertansiyon hastası olan Ş.T.nin her iki böbreğinde çok sayıda kist ile kalbinin boyutlarında artış gözlenmiş olup her iki akciğere ait loblarda daha belirgin olarak buzlu cam görünümünde dansite (filmde koyuluk)değişiklikleri ve sol akciğer üst lobda anterior (ön) segment (bölüt, kesim) lokalizasyonunda (yerleşim) nodül (yumrucuk, düğümcük) izlenmiştir. Ş.T. 25/12/2010 tarihinde Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi (Eğitim ve Araştırma Hastanesi) Acil Polikliniğinden tedavi görmüştür. Tedaviye ilişkin belgede Ş.T.nin kalp yetmezliği hastası olduğu belirtilmiştir. Ş.T. 29/12/2010 tarihinde Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Polikliniğinde muayene edilmiştir. Başvurucu Ramazan Tekçi 31/12/2010 tarihinde, Cumhurbaşkanlığı makamından babası Ş.T. için özel af talebinde bulunmuştur. Altı sayfadan oluştuğu tespit edilen söz konusu dilekçenin içeriği tespit edilememiştir. Başvurucu Ramazan Tekçi'nin dilekçesi 8/3/2011 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekterliğince Bakanlığa gönderilmiştir. Ş.T., yaşlı olması nedeniyle ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiğinden ve bunamasından söz ederek 5/4/2011 tarihinde Ceza Mahkemesinden cezanın infazının konutta çektirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bu taleple ilgili herhangi bir karar verilmediği saptanmıştır. Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 26/4/2011 tarihli yazıyla Cumhuriyet Başsavcılığından af talebi hakkında kanuni gereğinin takdir ve ifasını talep etmiştir. Tespit edilemeyen bir tarihte Silvan Ceza İnfaz Kurumundan Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumu) nakledilip 23/3/2011 tarihinde tekrar Silvan Ceza İnfaz Kurumuna nakledilen Ş.T., sağlık durumu nedeniyle 28/4/2011 tarihinde yeniden Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 28/4/2011 tarihli yazıyla Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumundan başvurucu Ramazan Tekçi'nin af talebi doğrultusunda işlem yapılmasını istemiştir. Ş.T., göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikâyetleriyle gittiği Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde (Üniversite Hastanesi) 28/4/2011 ile 5/5/2011 tarihleri arasında yatarak tedavi görmüştür. Af talebiyle ilgili olarak Ş.T.nin muayene edildiği Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 12/5/2011 tarihli raporunda; Ş.T.nin kalp yetmezliği hastası olduğu, hastalığının sürekli ve ilerleyici olduğu, ağır özürlü olmadığı, bir yıl sonra kontrol edilmesinin uygun olduğu belirtilmiştir. Cezasının ertelenmesinin gerekip gerekmediği, hapis cezasının infazının hayatı için kesin bir tehlike teşkil edip etmediği, yaşamı için kesin bir tehlike bulunmakta ise cezanın ne kadar süreyle ertelenmesi gerektiği ve rahatsızlığının sürekli hastalık, sakatlık ve kocama niteliğinde olup olmadığı hususlarında rapor aldırılmak üzere Ş.T. 17/6/2011 tarihinde Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulunda (İhtisas Kurulu) hazır edilmiştir. İhtisas Kurulunun 17/6/2011 tarihli yazısı üzerine Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumu, Ş.T.nin toraks (göğüs) BT (bilgisayarlı tomografi) filmleri ile Ş.T.nin kendilerinde mevcut sağlık dosyasını 14/7/2011 tarihinde İhtisas Kuruluna göndermiştir. Ş.T. 27/6/2011 ve 22/8/2011 tarihlerinde Üniversite Hastanesinin Göğüs Hastalıkları Polikliniğinde muayene olmuştur. İhtisas Kurulunca çekilmesi istenen HRCT (yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi) filmleri Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumunca Üniversite Hastanesinde çektirilerek 12/9/2011 tarihinde İhtisas Kuruluna gönderilmiştir. Başvurucu Abdurrahim Tekçi 23/9/2011 tarihli dilekçeyle Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek yatalak ve bakıma muhtaç olduğunu öne sürdüğü babasının tahliye edilmesini istemiştir. Söz konusu dilekçede başvurucu, babasının gerçek yaşının seksenden fazla olduğunu ve kalp hastalığı nedeniyle daha önce kalbinden ameliyat olduğunu belirtmiştir. Ceza Mahkemesi, hükmolunan cezanın miktarı nedeniyle hükümlünün cezasını konutunda çekmesine karar verilemeyeceğini, hapis cezasının infazı mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa infazın Cumhuriyet Başsavcılığınca geri bırakılabileceğini, bu hususta başvuru yapabilecek kişilerin hükümlünün kendisi veya vasisi olduğunu ve tahliye talebine ilişkin dilekçenin ekinde vesayete ilişkin bir karar bulunmadığını belirterek başvurucu Abdurrahim Tekçi'nin talebinin reddine karar vermiştir. İhtisas Kurulu 3/10/2011 tarihli yazıyla, daha önce gönderilen tıbbi belgelerdeki eksikliklere dikkat çekerek eksik belgelerin temin edilerek gönderilmesini istemiştir. Ş.T. karın ağrısı şikâyetiyle 14/10/2011 tarihinde Üniversite Hastanesine götürülmüştür. Başvurucu Ramazan Tekçi'nin babasının yanında refakatçi olarak kalmak istediğine dair 17/10/2011 tarihli talebi Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı gün kabul edilmiştir. Ş.T. bağırsak kanaması ve genel durum bozukluğu nedeniyle 14/10/2011 tarihinden beri tedavi gördüğü Üniversite Hastanesinde 29/10/2011 tarihinde saat 20'de vefat etmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı olay hakkında derhâl soruşturma başlatmıştır. Ş.T.nin cesedi üzerindeki ölü muayenesi ve otopsi işlemleri nöbetçi savcı huzurunda, adli tıp uzmanı bir hekim tarafından 30/10/2011 tarihinde saat 40 sıralarındaÜniversite Hastanesinde yapılmıştır. Bahse konu işlemlere ilişkin tutanakta; cesette darp ve cebir izi, ateşli veya ateşsiz silah yarası, boğma izi ile ası telemine rastlanmadığı, otopsi işlemi sırasında cesetten sistemik toksikolojik (zehir bilimine ilişkin) ve histopatolojik (hastalıklı doku bilimine ilişkin) incelemeler için örnekler alındığı ve ölüm nedeninin belirlenebilmesi için alınan örneklerin incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. i. Ölü muayene ve otopsi işlemleri sırasında kolluk görevlilerince fotoğraf çekimi ve kamera kaydı yapılmıştır.ii. Ölü muayenesi işleminde hazır bulunan ve cesedin babasına ait olduğunu teşhis eden başvurucu Ramazan Tekçi, babasının yaklaşık bir yıldır ceza infaz kurumunda bulunduğunu, beş altı ay kadar önce rahatsızlığı nedeniyle Silvan Ceza İnfaz Kurumundan Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiğini, 14/10/2011 tarihinden beri Üniversite Hastanesinde tedavi gördüğünü, kalp ve böbrek yetmezliklerinin bulunduğunu, ayrıca mide kanaması geçirdiğini, hastalıkları nedeniyle vefat eden babasının ölümü nedeniyle şikâyetçi olmadığını ve daha önce yaptıkları af başvurusunun kabul edilmediğini söylemiştir. Adli Tıp Kurumunca (ATK) düzenlenen 25/1/2012 tarihli raporda; kanda etanol bulunsa da metanol bulunmadığı, idrarda alkol bulunmadığı, kanda ve idrarda atropine, lidocain, midazolam ve pantoprozol bulunduğu belirtilmiştir. ATK tarafından düzenlenen 31/1/2012 tarihli raporda ise histopatolojik tetkik sonuçları belirtilmiştir. Kesin ölüm nedenini belirlemesi istenen ATK, Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği 31/1/2012 tarihli yazıda ölüm nedenine ilişkin raporun otopsi işlemini yapan hekim tarafından düzenlenmesinin daha uygun olduğunu ifade etmiştir. Ölü muayenesi ve otopsi işlemini yapan adli tıp uzmanı hekim, Ş.T.nin tedavi evrakları ile toksikolojik analiz raporu ve histopatalojik tetkik raporunu inceleyerek düzenlediği 7/8/2012 tarihli raporunda, Ş.T.nin ölüm nedeninin kendisinde mevcut çoklu hastalıklar sonucu gelişen kanama ve komplikasyonlar olduğunu açıklamıştır. Ş.T.nin ölüm nedenin tespit edildiği, ölümünde kaza, cinayet ve intihar zorlamalı ölüm belirtileri bulunmadığı ve ölümünün doğal yolla oluştuğu gerekçesiyle Cumhuriyet Başsavcılığı 18/10/2012 tarihinde olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucular rahatsızlıkları nedeniyle daha önce çeşitli hastanelere başvuran Ş.T.nin sağlık durumunun ceza infaz kurumunda bulunmaya uygun olmadığını, gerek infaza başlanmadan önce gerekse infaza başlandıktan sonra yaptıkları infazın ertelenmesine yönelik taleplerin gerekli ve yeterli tetkikler yapılmadan reddedildiğini, sadece ölüm nedenin belirlenmesine yönelik soruşturma yürütüldüğünü, Ş.T.nin sağlığının ceza infaz kurumunda bulunmaya müsait olmamasına rağmen infaza başlanıp infazın sürdürüldüğünü ve bu nedenlerle hastalıkları artan Ş.T.nin ölümüne sebebiyet verildiğini ileri sürerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmişlerdir. Başvurucuların itirazı, Ş.T.nin ölümünün şüpheli olmadığı ve Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle Batman Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi) 1/4/2013 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ağır Ceza Mahkemesince verilen karar başvurucular vekiline 21/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvuru 13/2/2014 tarihinde yapılmıştır. İlgili belgelerin incelenmesinden Ş.,T.nin Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumunda kaldığı süre zarfında 12/5/2011, 11/6/2011, 27/6/2011, 29/6/2011, 9/7/2011, 25/8/2011 ve 7/10/2011 tarihlerinde tedavisinin ve/veya tıbbi tetkiklerinin yapılması amacıyla Eğitim ve Araştırma Hastanesi veya Üniversite Hastanesine sevk edildiği anlaşılmıştır. Başvurucular, kendilerinin ve/veya Ş.T.nin infaza başlamadan önce veya infaza başlandıktan sonra infazın ertelenmesini talep ettiğine dair bireysel başvuru dosyasına herhangi bir belge ibraz etmemişlerdir. Ayrıca, Cumhuriyet Başsavcılığıyla ve Silvan Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmalardan başvurucuların veya Ş.T.nin infazın ertelenmesini talep ettiklerine dair herhangi bir belgenin bulunmadığı öğrenilmiştir.A. Ulusal Hukuk Konuyla ilgili ulusal hukuk, Anayasa Mahkemesinin Murat Karabulut (B. No: 2013/2754, 18/2/2016, §§ 27-30, 33, 44, 65, 66) başvurusu hakkında verdiği kararda yer almaktadır.B. Uluslararası Hukuk Konuyla ilgili uluslararası hukuk, Anayasa Mahkemesinin Temur Eskibağ ve Mehmet Rıza Eskibağ (B. No: 2014/5098, 20/12/2017, §§ 50-57) başvurusu hakkında verdiği kararda yer almaktadır.