Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalıya ------ bedelli çek keşide ederek verdiğini ve sonra müvekkilinin bu borcunu davalıya ödediğini, davalının çek borcu ödendiği esnada birkaç gün içerisinde iade edeceğini beyan ederek çeki iade etmediğini, taraflar arasında borcun ödendiği ve borcun kalmadığını --------imzalandığını, ayrıca davalı tarafından müvekkiline bir adet -------------- verildiğini, sözleşme yapılmadan önce davalının çeki ciro ederek ---------- adına başka birine
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilnin davalı banka nezdinde bulunan .../... numaralı hesabından 31/7/2015 tarihinde 85.000 TL meblağın çıkışının yapıldığı ve ... isimli kişinin hesabına aktarıldığının müvekkil ve kızı tarafından 2019 yılı Ekim ayı içerisinde tespit edildiğini, müvekkilinin işlemden haberdar olmadığını, böyle bir talimat vermediğini belirterek şubeye şifahi olarak müracaat ettiğini, ancak talimatının mevcut olduğu bu nedenle yapılan işlemde bir yanlışlık olmadığının belirtildiğini, sonrasında müvekkili adına 07/11/2019 tarihinde davalı bankaya ihtar çekildiğini ve usulüne uygun talimat olup olmadığı var ise dayanak belgenin istendiğini, davalı banka tarafından 12/11/2019 tarihinde verilen cevapta vekaletnamede bankalardan bilgi ve belge isteme yetkisi bulunmadığından bahisle taleplerine olumsuz yanıt verildiğini, akabinde istenen yetkilerin bulunduğu vekaletname ile tekrar ilk taleplerinin yinelendiği ve müvekkilinin 31/7/2015 tarihli işlemine ilişkin dayanak belge istendiğini, bu ihtar üzerine davalı bankanın 04/02/2020 tarihli cevabında müvekkilinin yazılı talimatı bulunduğu bilgisini verdiğini, davalı bankanın göndermiş olduğu ve müvekkilinin 31/7/2015 tarihli yazılı talimatı olduğunu iddia ettiği belgeyi müvekkilinin kabul etmediğini ve imzanın kendisine ait olmadığını, kesinlikle o tarihte yada ondan sonraki yakın bir tarihte bankaya gitmediğini ve hiç bir şey imzalamadığını belirtiğini, diğer taraftan davalı bankanın göndermiş olduğu ve talimat olduğunu iddia ettiği evrakın da olağan dışı olup, hatalı ifadelerle dolu olduğunu ve hukuken geçersiz olduğunu, öncelikle havale işlemleri rutin olarak şubeden yapılmakta ve dekonta imza atılarak yapılmakta ve dekontun bir sureti müşteriye verildiğini, söz konusu işlem ise A-4 kağıda yazılan matbu bir cümle altına elle isim soy isim ve imza ile yapıldığını ve dolayısıyla açık bir şekilde olağan dışı olduğunu, ayrıca yazıda virman ifadesi kullanılmış olduğunu ve havale ifadesinin geçmediğini, bilindiği üzere Virmanın, aynı kişinin aynı banka nezdindeki hesapları arasında yapılan transfer işlemine verilen isim olduğunu, burada ise müvekkilinin hesabından başka bir kişinin hesabına yapılan para transferi söz konusu olduğunu ve pek tabi ki Virman değil havale yolu ile yapılabilir bir işlem olduğunu, görüldüğü üzere işlemin olağan dışı usulle yapılıyor olması yetmezmiş gibi bir de en temel bankacılık işlemlerinin yanlış ifade edildiğini ve bu yanlışlarla dolu, imzası müvekkiline ait olmayan ve geçersiz belge ile para transferi işlemi yapıldığını, davalı bankanın yapmış olduğu işlemin açıkça dayanaksız, hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan yapıldığını, bu nedenle müvekkilini bağlanamayacağını belirterek; davanın kabulü ile, müvekkilinin hesabında olması gereken 85.000 TL'nin faizi ile birlikte taraflarına ödenmesini, yargılama giderlerini ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.