Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirketin 2009 yılından beri ticari ilişki içinde olduğunu, davalının ödemelerini aksatmaya başladığını, bu sebeple borçlu şirketin, alacaklarını davacı şirkete temlik etmeye başladığını, ancak bu temliklerin de borcu kapatmaya yetmediğini, 02.01.2012 tarihinde taraflar arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını, borçlu şirketin bayilik sözleşmesine de sadık kalamadığını, 14.08.2012 tarihinde Protokol imzalandığını, davacı şirketin borçlu şirkete borcunu ödemesi için birçok fırsat tanımasına rağmen davalının borçlarını ödeyemediğini, davacı şirketin davalıya iyiniyeti ile yaklaşarak, borçlunun borcunu bitirmesi için Konsinye Usulü Satış yapması hususunda anlaştıklarını, buna göre; davacının "Tek Satıcılık Sözleşmesi" ne dayanarak Hollanda menşeli ... şirketinden ithal ettiği tıbbi malzemeleri konsinye usulü ve komisyon karşılığında davalı tarafa teslim edeceğini ve bu ürünleri hastanelere satmasını sağlayacağını, anılan ticari ilişkide davacının söz konusu malların mülkiyetini kendisinde tutacağını, ancak zilyetliğini ve tasarruf hakkını davalı tarafa geçireceğini, davaya konu hukuki uyuşmazlığın temelinde davalı ile davacı arasında 2010 yılı itibariyle başlayan ve sonrasında devam eden ticari ilişki süresince tarafların depo sayımları (konsinye ürünlerin sayımı) sonrasında ortaya çıkan sayısal tutarsızlıkları gidermek amacıyla: 2012 yılının Mayıs ayında yaptıkları ortak stok sayımının olduğunu, bu sayımda tarafların satılan konsinye ürünlerin miktarı konusunda mutabık kaldıklarını, 28.12.2012 tarihinde tekrar sayım yapılmasına karar verildiğini, sayımda davacı şirketin davalı yana teslim etmiş olduğu konsinye setler ile davalı yanın hastanelere satmış olduğu ürünler arasında tutarsızlık olduğunun ortaya çıktığını, davalı yanın davacı şirketten almış olduğu konsinye setleri ameliyatlarda kullanmak üzere hastanelere teslim ettiğini ancak ameliyatlarda setlerin içinden ne kadar ürün kullanıldığını davacı şirkete bildirmediğini ve dolayısıyla davacı şirketin fatura kesemediğini, davacı şirketin daha sonra öğrenmiş olduğu bilgilerden, davalı yanın davacı şirkete ait olan konsinye setlere ilişkin ürünlerle ilgili hastanelere kendi adına fatura kestiği , tüm ödemeyi kendi aldığının ortaya çıktığını, davacı şirketin ... numaralı 28.03.2013 tarihli 68.695,81 TL tutarında, ... numaralı 28.03.2013 tarihli 97.453,79 TL tutarında, ... numaralı 28.03.2013 tarihli 114.828,87 TL tutarında, ... numaralı 28.03.2013 tarihli 250.589,12 TL tutarında, ... numaralı 28.03.2013 tarihli 279.872,82 TL tutarında ve ... numaralı 28.03.2013 tarihli 220.313,60 TL tutarında faturalar nedeniyle borçlu şirketten faiz ve masraflar hariç toplam 1.036.912,78 TL alacaklı olduğunu, fatura bedellerinin vadelerinde ödenmediği gibi, toplam borç meblağı üzerinden muhtelif dönemlerde dahi ödeme yapılmadığını bu nedenlerle İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile cebri icra takibine geçtiklerini, söz konusu takibe karşı borçlu tarafından borca itiraz dilekçesi verilerek takibin durduğunu, davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı firma ile müvekkili firma arasında uzun yıllardır devam eden ticari ilişkinin mevcut olduğunu, bu ticari ilişkinin 15/04/2009 tarihli bayilik sözleşmesi ile başladığını, bu dönemde müvekkili firmanın davacının ithal ettiği ... marka ürünleri davacıdan aldığı sağlık ürün setlerini İstanbul, Adapazarı, Kocaeli, Çorlu, Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli ilinde satışa ve pazarlamaya yetkili kılındığını, bu sözleşmenin uzun bir dönem uygulandığını, davalı firmanın davacıdan satın aldığı ürünleri sözleşmede belirtilen ürünlerle sınırlı olarak tek yetkili olarak satıp pazarladığını, 02.01.2012 tarihinde yeni bir bayilik sözleşmesinin akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca müvekkilinin yalnızca sözleşmenin ekinde belirtilen isimleri tek tek sayılan hastanelerde davacı tarafından teslim edilen ürünlerde pazarlamasını yapacak fakat satışa konu ürünlerin faturasının doğrudan davacı tarafından düzenleneceğinin kararlaştırıldığını, ilgili sözleşmeye göre davalı davacıdan aldığı malları kendi adına da satabileceğinin düzenlendiğini, bayilik durumunun 31/12/2012 tarihinde sözleşme süresinin sona ermesi nedeniyle sona erdiğini, aradaki bayilik sözleşmesi sona erince müvekkili şirketin kendisinde olan malzemeleri iade faturalarıyla davacıya teslim ettiğini, davalı tarafa hiçbir zaman teslim edilmeyen bir kısım ürünlerle ilgili davalıya yapılan 6 adet 28/03/2013 tarihli faturaların düzenlendiğini ve davalıya gönderildiğini, bu faturaların tamamının Beyoğlu ...Noterliğinin 04.04.2013 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacıya iade edildiğini ve bu ürünlerin teslim edilmediğini belirterek itiraz edildiğini, faturaların tamamına itirazda bulunduğunu, takip konusu yapılan faturada gösterilen ürünlerin müvekkiline teslim edilmediğini bundan ötürü müvekkilinin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında devam eden 4 yıllık ticari ilişki boyunca davacı firma tarafından gönderilen malların sevk irsaliyesi ile teslim alındığını, ticari ilişkinin sevk irsaliyesi ve teslim fişi ile süregeldiğini, çalışma şeklinin sözleşmede de yazılı olduğu halde taraflar arasındaki ticari ilişki sona erene kadar ürünler sevk irsaliyesi ile teslim edilip alındığını, HMK.'nın hükümleri ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre teslim keyfiyetinin yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini,davaya konu edilen fatura içeriği ürünlerinin/malzemelerinin davalı firmaya teslim edilmediğini, davacının kendi deposunda eksik çıkan malzemeleri müvekkili firmaya fatura ederek açığını kapatmaya çalıştığını, davacının toplu olarak kestiği ve yaklaşık 1.Milyon bedelli fatura içeriğini müvekkili firmanın bayi sıfatıyla o güne değin hiç satmadığı ve pazarlamadığı ürünleri bile dahil ettiğini, davacı tarafın tek yetkili olarak ithal ettiği ürünlerin davalı firma aracılığıyla satıldığının gerçeği yansıtmadığını, 15/04/2009 tarihli bayilik sözleşmesinde İstanbul, Adapazarı, Kocaeli, Tekirdağ, Çorlu ve Kırklareli illeriyle sınırlı olmak üzere satışa ve pazarlamaya yetkili kılındığını, 02/01/2012 tarihli sözleşmeye göre ise, İstanbul'da bulunan ve sözleşmenin ekinde belirtilen hastanelerle sınırlı kalmak koşuluyla müvekkilinin pazarlama ve satışa aracılık ettiğini, davacının ürünleri teslim ettiğini yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.