Başvuru, bir alışveriş merkezinin restoran bölümünde düşme neticesinde uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini istemiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bir alışveriş merkezinin restoran bölümünde düşme neticesinde uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini istemiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 6/8/2013 tarihinde Karşıyaka Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/4/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 27/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 7/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, 15/8/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 29/8/2014 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu özel bir hastanede kardiyolog doktor olarak çalışmaktadır ve sağ kulağında doğuştan işitme kaybı bulunmaktadır. Başvurucu 31/7/2009 tarihinde bir alışveriş merkezinin restoran bölümünde korkuluklarla sınırlandırılmış koridorda oluşturulan yemek sırasında beklerken bayılmış; korkuluklarabaşını çarparak yere düşmüş ve yaralanmıştır. Başvurucu; meydana gelen bu travmaya bağlı olarak sol kulağında işitme kaybı, tat alma ve koku alma duyu kaybı ile denge kaybının meydana geldiğini, alışveriş merkezinin iç düzenlemesindeki kusuru nedeniyle zararının daha ağır olduğunuileri sürerek 29/7/2010 tarihinde İzmir Tüketici Mahkemesinde ilgili işletme aleyhinde maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Adli tıp uzmanı bilirkişi tarafından verilen 28/3/2011 tarihli raporda başvurucunun sol kulağındaki kısmi işitme kaybı ile koku alma duyusundaki tam kaybın ve denge duyusunun bozulmasının söz konusu düşmeye bağlı olup olmadığının belirlenmesi için kulak burun boğaz(KBB) ve nöröloji uzmanı bilirkişilerce inceleme yapılması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde nöroloji, nörofizyoloji ve KBB servislerinde kontrol ve muayeneden geçirilmiş; bundan sonra dosya yeniden adli tıp uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, alınan 12/7/2011 tarihli raporda KBB uzmanından da görüş alınması, kısmi iyileşme tespit edildiğinden davacının sol kulağındaki işitme kaybının 2011 yılı itibarıyla yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece 31/10/2011 tarihinde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi KBB Anabilim Dalı Başkanlığına müzekkere yazılarak yapılacak fiilî muayene sonucunda başvurucunun işitme kaybı derecesinin, herhangi bir iyileşme olup olmadığının, mevcut rahatsızlığın düşmeye bağlı olarak meydana gelip gelmediğinin, başvurucuda başka bir rahatsızlığın var olup olmadığının, varsa düşme sonucu gerçekleşen rahatsızlığı tetikleyip tetiklemediğinin ve bundan sonrası için işitme kaybı konusundaki durumun tereddüde yer vermeyecek şekilde rapor düzenlenerek bildirilmesi istenmiştir. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi KBB Anabilim Dalı Başkanlığının 25/11/2011 tarihli raporunda başvurucunun işitme kaybının orta derecede olduğu, daha önceki tetkikleri ile kıyaslandığında kısmi iyileşme olduğu ancak cihazsız iletişim kurmasının mümkün olmadığı, düşmesinin dengesizlik ile ilgili sorunlara yol açmış olabileceği, sol kulaktaki işitme kaybının düşmeye bağlı olduğu, anosminin (koku alamama) ise travmaya bağlı olabileceği fakat bunu kanıtlamanın tıbben mümkün olmadığı bildirilmiştir. Mahkemece Adli Tıp Kurumundan "...iş güçten kalma, iyileşme süresi ve dosya kapsamında bulunan belgeler ile davacının işitme kaybı derecesi, herhangi bir iyileşme olup olmadığı, mevcut rahatsızlığın başka sağlık sorunlarına yol açıp açmadığı ve tüm bu sebeplerin düşmeye bağlı olarak meydana gelip gelmediği, davacıda başka bir rahatsızlığın var olup olmadığı varsa düşme sonucu olan rahatsızlığı tetikleyip tetiklemediği ve bundan sonrası için işitme kaybı konusundaki durumu" hususlarında rapor düzenlenmesi istenmiştir. Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 18/4/2012 tarihli raporda söz konusu olay sonucu işitme kaybı gelişmiş olabileceği, sol kulakta yapısal anomalinin olay öncesinde de bulunduğu, başvurucunun soy geçmişinde işitme kaybı yapabilen alport sendromu bulunduğu, anosminin olay nedeniyle geliştiğinin tıbben kanıtlanmasının mümkün olmadığı bildirilmiştir. Raporun ilgili kısmı şöyledir:"...Uğur Önsel Türk’ün 31/07/2009 tarihinde geçirdiği kaza sonucu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin 2009 yatış, 2009 çıkış tarihli epikriz raporu ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 2005 tarihli ve 05-108-3 sayılı sağlık raporu göz önüne alınarak işitme kaybı gelişmiş olabileceği,Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin 2009 tarihli temporal BT'sinde solda iç kulakta semisirküler kanal displazisi olması cihetiyle kişinin sol kulakta yapısal anomalisi olay öncesinden de bulunduğu, kişinin soy geçmişinde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin 2009 yatış, 2009 çıkış tarihli epikriz raporunda belirtildiği üzere işitme kaybı yapabilen Alport sendromu bulunduğu, Kişinin işitme kaybının Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı'nın 2011 tarih ve 1184 sayılı raporunde belirtildiği üzere iyileşmekte olduğu, Kişinin mevcut anosmi rahatsızlığının travmaya bağlı olabileceği fakat travma öncesi anosmisinin olmadığını gösteren objektif tetkiklerinin olmaması ve travma sonrası olfaktometri dışında radyolojik tetkiklerinde anosmiye neden olan patolojik bulgu saptanmaması nedeniyle anosminin kaza nedeniyle geliştiğinin tıbben kanıtlanmasının mümkün olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." Mahkemenin 6/12/2012 tarihli ve E.2010/808, K.2012/921 sayılı kararıyla dava reddedilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:" ...Davacı vekili müvekkilinin de hazır olması ile adli tıp kurumundan yeniden rapor alınmasını talep etmiş, ancak dosyanın adli tıp kurumuna gönderildiğinde davacının da hazır olmasına gerek duyulmamıştır. Esasen İstanbul adli tıp kurumunun yerleşmiş uygulamalarında dosya rapor için gönderildiğinde hastanın hazır olmasına gerek görüldüğü takdirde bu husus mahkemesine dosyanın iade edilerek bildirildiği ve daha sonradan hastanın dosya ile birlikte gönderildiği bilinmektedir. Oysa eldeki davada İstanbul adli tıp kurumu mevcut raporlar ve tıbbi belgeler itibariyle davacının hazır bulunmasına gerek görse idi bu hususu mahkememize bir ön raporla bildirirdi ancak buna gerek görmemiş dolayısıyla mevcut belgelere göre sonuca ulaşabilmiştir. Bu nedenle de davacı vekilinin bu talebi esasa etkili görülmemiştir. …tüm dosya kapsamı ve mevcut raporlar birlikte değerlendirildiğinde, özellikle İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan 18/04/2012 tarihli raporda, tüm bulgular detaylı bir şekilde değerlendirilmiş ve varılan sonuçta davacıda işitme kaybının gelişmiş olabileceği ve sol kulaktaki yapısal anomalinin olay öncesinde de bulunduğu ve kişinin soy geçmişinde işitme kaybı yapabilen alport sendromunun mevcut olduğu saptanmıştır. Buna ilaveten işitme kaybının iyileşmekte olduğu ve davacının travma öncesi anosmisinin olmadığını gösteren objektif tetkikler olmaması sebepleri de gözönüne alınarak anosminin kaza nedeniyle geliştiğinin tıbben kanıtlanmasının mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Bu teşhis ve varılan sonuç itibariyle davacıda olay öncesi de var olan ve soy geçmişine dayanan işitme kaybı ile ilgili mevcut rahatsızlık itibariyle meydana gelen kaza arasında illiyet bağı kurulamamış ve dolayısıyla olayın mevcut rahatsızlığı oluşturduğu sonucuna varılamamıştır. Bunun yanında dosyada bulunan ve Cumhuriyet Savcılığı aşamasında alınan heyet raporunda belirtildiği üzere yemek hizmeti veren ve kazanın meydana geldiği bölümde yer alan düzeneğin sıraya sokma amaçlı bariyerlerden ibaret olduğu ve bunların kusur ve suç teşkil edecek nitelikte olmadığı belirlenmiştir. Dolayısıyla kazanın olduğu bölümün kullanılma amacı yapısının bu amaca uygun olarak tasarlanıp düzenlenmiş olması ve bunun yanında davacının olay öncesi mevcut olan rahatsızlığı da birlikte değerlendirildiğinde mevcut rahatsızlığın olay nedeniyle oluştuğunun kanıtlanamadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu durumda davacı iddialarını ispat edememiştir…” Anılan kararda Cumhuriyet Başsavcılığı aşamasında alınan heyet raporundan bahsedilmekle birlikte başvurucu tarafından bu yönde herhangi bir bilgi sunulmadığı gibi UYAP sisitemi üzerinden yapılan incelemede de anılan rapora ulaşılamamıştır. Başvurucunun temyizi üzerine bu karar Yargıtay Hukuk Dairesinin 10/6/2013 tarihli ve E.2013/7271, K.2013/15696 sayılı ilamıyla onanmıştır. Karar 9/7/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 6/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 14/4/1982 tarihli ve 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun "Adli Tıp Genel Kurulunun ve İhtisas Kurullarının Çalışması" kenar başlıklı maddesinin dokuzuncu fıkrası şöyledir: “Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu ve İhtisas Kurulları ilgili kişileri gerektiğinde muayene ve bunları usulüne göre dinleyebilir. Her türlü tetkikatı yapar ve yaptırabilir.” Başvuru konusu olay tarihinde yürürlükte olan 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur." Başvuru konusu olay tarihinde yürürlükte olan 23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı mülga Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 4/A maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir: "Sağlayıcı, bayi, acente ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren, ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ... dolayı müteselsilen sorumludur..." 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesi şöyledir: "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir."