1. Hukuk Dairesi 2010/12493 E. , 2010/13945 K. "" MAHKEMESİ : ZONGULDAK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/05/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı hazine, kayden davalı adına kayıtlı 2986 parsel sayılı taşınmazın kısmen kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek bu kısmın tapusunun iptali isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece,5841 sayılı yasa ile değişik 3402 sayılı yasanın 12 / 3. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin g…
**1. Hukuk Dairesi 2010/12493 E. , 2010/13945 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ZONGULDAK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/05/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı hazine, kayden davalı adına kayıtlı 2986 parsel sayılı taşınmazın kısmen kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek bu kısmın tapusunun iptali isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece,5841 sayılı yasa ile değişik 3402 sayılı yasanın 12 / 3. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, 3621 sayılı yasadan kaynaklanan tapu iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli taşınmazın geldisini teşkil eden 456 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 25.11.1971 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 01.09.2009 tarihinde açıldığı görülmektedir. Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dâhil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi ve aynı Yasa’nın 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Yasa’ya “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir. Somut olayda, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık sürenin geçtiği açıktır. Bilindiği üzere; 3402 Sayılı Yasanın 12/3. Maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında res'en gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Özellikle bu hususlar gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığınagöre davacı hazine vekilinin diğer temyiz itirazı yerinde değildir, reddiyle hükmün bu kısmının ONANMASINA, Ancak hemen belirtilmelidir ki, bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya dayeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz.