(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/10653 E. , 2010/13843 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.…
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/10653 E. , 2010/13843 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Davacı vekili, davacının davalı işverene ait Amasra işyerinde çalışmakta iken yakalandığı meslek hastalığı sonucu çalışma gücündeki azalma oranının %44,8 den %52 ye yükseldiğini, meslek hastalığının kaçınılmaz nedenlerden meydana geldiğini iddia ile müvekkilinde artan %7,2 fark maluliyet için 5.760,00 TL manevi tazminatın tahsilini dava etmiştir. Davalı Kurum vekili, davacının müvekkili Kurumdaki çalışmasının 1992 yılında sona erdiğini, 17 yıl sonra tespit olunan %52 oranındaki maluliyetin tıbben mümkün olmadığını, Yüksek Sağlık Kurulu'na itiraz ettiklerini savunmuştur. Mahkemece, İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesince maluliyet oranı tespiti yapılmış ise de maluliyet oranını belirleme yetkisinin 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi ile ortadan kalktığı, söz konusu tesbitin yok sayılarak yetkili SGK Maluliyet ve Sağlık Kurulu raporundaki tespite (% 38,2) itibar edildiği, YSK raporu ile de aynı oran belirlendiğinden İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesince belirlenen maluliyet oranının çelişki olarak kabul edilmediği, yeniden Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına gerek görülmediği, davacının %44,8 maluliyeti için manevi tazminata hükmedildiği, bu davada %7,2 fark maluliyet için talep de bulunulmuş ise de davacının maluliyetinde artış olmayıp azalma olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacının maluliyet oranının İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin 30.01.2009 tarihli Sağlık Kurulu raporunda %52, davalının itirazı üzerine hazırlanan Yüksek Sağlık Kurulunun 05.02.2010 tarihli kararında %38,2 olarak belirlendiği, mahkemenin 25.02.2010 tarihli ara kararı uyarınca Kurumun Meslek Hastalıkları Sağlık Kurulunca hazırlanan 04.05.2010 tarihli raporunda ise İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin 30.01.2009 tarihli raporu değerlendirmeye alınarak maluliyet oranının %38,2 olduğunun belirtildiği tespit olunmuştur. Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin 5 nci maddesi 2 nci fıkrada meslek hastalığında meslekte kazanma gücü kayıp oranının tespitinde Ankara, İstanbul ve Zonguldak'da bulunan Sağlık Bakanlığı Meslek Hastalıkları Hastaneleri ile Kurumca belirlenecek üniversite hastanelerinin yetkili olduğu belirtilmiştir. 5510 sayılı Yasanın 14 ncü maddesi ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 51 nci maddesi maluliyet durumunun usulüne uygun olarak düzenlenen rapor ve dayanağı tıbbi belgeler ve sair çalışmaya ilişkin belgelerin Kurumun Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu belirleneceği hükmünü içermekte Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 52 nci maddesi ise Kurum Sağlık Kurulu kararlarına itiraz mercinin Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurul olduğu hükmünü içermektedir. Kurum Sağlık Kurulu veya Yüksek Sağlık Kurulunca düzenlenen raporlar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlar ise de, sigortalıyı veya işvereni bağlayacağının düşünülmesi hukukun genel ilkelerine aykırıdır. Davacı da raporlara itiraz etmiştir. Dosyada toplanan raporlar arasında mübayenet oluştuğuna göre daha sağlıklı bir sonuca ulaşılması açısından dosyanın Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesine, gerektiğinde Adli Tıp Kurumu Genel Kuruluna gönderilmek suretiyle mübayenetin telifi ve maluliyet oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ile buna göre hüküm kurulması gerekir. Hatalı değerlendirme ve eksik tahkikatla davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 30.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.