Başvuru, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünden sonra verilen tutuklama kararının hukuki olmaması ile tutuklama kararı veren ve bu karara karşı itirazı inceleyen ağır ceza mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünden sonra verilen tutuklama kararının hukuki olmaması ile tutuklama kararı veren ve bu karara karşı itirazı inceleyen ağır ceza mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/11/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, kamuoyunca tanınan bir gazeteci ve yazardır. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Bu kapsamda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun da aralarında bulunduğu ve çoğunluğu gazeteci, yazar ve akademisyen olan on yedi şüpheli hakkında FETÖ/PDY'nin medya yapılanmasıyla bağlantılı olarak soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu, Başsavcılık tarafından 10/9/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı aynı tarihte Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından tutuklanması istemiyle başvurucuyu İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 22/9/2016 tarihinde başvurucunun tutuklanması talebini reddetmiştir. Bununla birlikte Hâkimlik başvurucunun adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı gün Hâkimliğin bu kararına itiraz etmiş ve başvurucu hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Anılan talebin kabulü üzerine başvurucu 23/9/2016 tarihinde İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinde hazır edilmiş ve başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından tutuklanmasına karar verilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12/4/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 3/5/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/127 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Yargılama sonunda İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 16/2/2018 tarihli kararıyla başvurucunun cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya, bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla mahkûmiyetine ve hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu mahkûmiyet kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş ve istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 2/10/2018 tarihli kararıyla esastan reddedilmiştir. Başvurucunun anılan kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 5/7/2019 tarihinde mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... örgütün, anayasal düzene karşı icra edeceği kalkışma öncesindeki sürece mutad siyasi muhalefet görüntüsü vermeye çalışmak ve örgütün sempatizan sınıfını oluşturan geniş halk kitleleri nazarında sözde meşruiyetini korumak amacına hizmet eder mahiyetteki, gazetecilik faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi de mümkün olmayan sübut bulan eylemlerinin, TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddeleri delaletiyle 314/ maddesinde düzenlenen, hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etmek suçunu oluşturduğu, gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde anayasayı ihlal suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi... [bozmayı gerektirmiştir.] " Bozma ilamı sonrası başvurucu hakkındaki yargılama İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2019/252 sayılı dosyasında devam etmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 4/11/2019 tarihli kararıyla başvurucunun terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edilmesine ve yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyesine karar vermiştir. Karar gerekçesinin adli kontrol tedbirine ilişkin kısmı şöyledir:"Sanığın üzerine atılı suçun niteliği, tutuklukta geçirmiş olduğu süre, tutuklamanın koruma tedbiri mahiyetinde olması, tutuklama tedbiri ile öngörülen hukuki faydanın adli kontrol tedbiri ile de sağlanabileceği hususunda Mahkememizde oluşan Kanaat dikkate alınarak sanığın TAHLİYESİNE, salıverilmesi için bulunduğu yer cezaevi müdürlüğüne yazı yazılmasına, 11-Sanığın CMK 109/3-a gereğince Yurt Dışına Çıkışının yasaklanması suretiyle adli kontrol altına ALINMASINA...[karar verildi.]" İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 6/11/2019 tarihinde tahliye kararına itiraz etmiştir. Söz konusu itiraz İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yerinde görülmeyerek incelenmesi amacıyla İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 12/11/2019 tarihli kararı ile itirazı kabul etmiş ve başvurucunun tutuklanmasına yönelik yakalama emri çıkartılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Sanığın sıfatı, tutuklu kaldığı süre, haber üzerinden bir çok sempatizanı etkilemesi, aldığı ceza ve temyiz sürecinde cezanın aleyhine ağırlaşma ihtimali, pişmanlık göstereceğine dair beyanlarının olmaması bir kısım aynı suç ile ilgili hakkında adli işlemler yapılan suç faillerinin yurt dışında firari olması ve ülkemiz aleyhine bir takım aleyhe söylemler ve lobicilik faaliyetinde bulunmuş olmaları, suçun kaçma şüphesi var sayılan katolog suçlardan olması, sanığın konumu sıfatı eylemlerindeki yoğunluk, aldığı ceza miktarı, tutuklu kaldığı süre, eylemlerinin uzun süreye yayılmış olması dikkate alınarak adli kontrol tedbirlerinin harici davranışları da dikkate alınarak amaca hizmet etmediği, bu nedenle İstanbul Cumhuriyet Savcısının sanık Ahmet Hüsrev ALTAN'ın tahliyesine yönelik yapmış olduğu İTİRAZININ KABULÜNE... [karar verildi.]" İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi anılan karar kapsamında hazır edilen başvurucunun ifadesini almış ve 13/11/2019 tarihinde başvurucunun terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Sanığın üzerine atılı Silahlı Terör Örgütünün İçindeki Hiyerarşik Yapıya Dahil Olmamakla Birlikte Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme suçunun vasıf ve mahiyeti, mahkememizin 12/11/2019 tarih 2019/552 değişik iş sayılı karardaki gerekçeler almış olduğu cezanın miktarı, hakkında verilen Anayasa Mahkemesi' nin ve Yargıtay Ceza dairesinin sübut ve tutukluluk durumu ile ilgili tespit ve değerlendirmeleri, tutuklu kaldığı süre, terör suçu olması nedeni ile muhtemel infaz süresi, suçun kaçma şüphesi var sayılan katalog suçlardan olması, tutuklama şartlarının devam etmesi, şahsi ve diğer halleri, sanığın üzerine atılı yasa maddesinde öngörülen cezaların alt ve üst sınırları, suçun sübutu halinde verilmesi muhtemel ceza miktarı ve güvenlik tedbirleri gereğince tutuklamanın daha amaca uygun olduğu, adli kontrol tedbirlerinin amaca hizmet etmeyeceği, şahsi ve özel halleri, eylemlerinin yoğunluğu, suç vasfı ve delil durumu dikkate alınarak şu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı, Anayasanın maddesindeki düzenlemede dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı, mahkememizin CMK 104/ Maddesi gereğince şüpheli veya sanığın tutukluluk halinin devamına veya salıverilmesine hakim ve mahkemece karar verilebileceği bu kararlara itiraz edilebileceğinin belirtildiği, hükmün yasal temyiz veya istinafa tabi olmak ile birlikte tahliyeye itiraz veya tutuklamaya itiraz taleplerinin CMK Maddesi gereğince itiraz mercileri tarafından inceleneceği, aynı zamanda sanık hakkında TCK Maddeden hüküm verildiği ve suç vasfı değiştirilerek TCK'nun 314/2, 3713 Sayılı Yasa' nın Maddesi gereğince hüküm verildiği, alt ve üst sınırları içerisinde üst inceleme mercileri tarafından cezanın miktarı yönünden değerlendirme yapılabileceği, bu hususun aleyhe bozma yasağı içerisinde ve usuli kazanılmış hakkın içinde değerlendirilemeyeceği, aleyhe itiraz durumunda bu hususunda temyiz ve istinaf makamlarınca cezanın miktarı yönünden resen değerlendirileceği, bu nedenle sanık müdafilerinin yersiz itirazlarının reddi ile sanığa verilen cezanın miktarı ve yukarıda açıklanan gerekçeler ile tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu kanaatine varılmakla CMK'nun 100 ve devamı maddeleri gereğince sanığın TUTUKLANMASINA... [karar verildi.]" Başvurucu tarafından tutuklama kararına itiraz edilmiş, itiraz mercii olan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi ise 14/11/2019 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...sanığa verilen ceza miktarı, sanığın tutuklu kalmış olduğu ve hükmedilen cezanın muhtemel infaz süresi, sanık hakkında isnat edilen suçun CMK 100/3 maddesinde sayılı kaçma şüphesi var sayılan katalog suçlardan olması, aynı suçtan yargılanan çok sayıda sanığın yurt dışına kaçmış olması, sanık hakkında adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının dava konusu ve sanık açısından yetersiz kalacağı anlaşıldığından İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13/11/2019 Tarih ve 2019/557 İş sayılı tutuklama kararının usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle sanık Ahmet Hüsrev ALTAN müdafiinin tutuklama kararına yapmış olduğu itiraz ve tahliye taleplerinin REDDİNE... [karar verildi.]" Başvurucu anılan kararı 14/11/2019 tarihinde öğrendiğini ifade etmiştir. Başvurucu 21/11/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, mahkûmiyet hükmüne karşı da istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi 6/1/2020 tarihli kararıyla hükme karşı yalnızca temyiz kanun yoluna gidilebileceğini belirterek yargılama dosyasının ilgili Yargıtay ceza dairesine gönderilmek üzere İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine tevdiine karar vermiştir. Bireysel başvuruyu inceleme tarihi itibarıyla yargılama temyiz aşamasında derdesttir. A. Ulusal Hukuk 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:"Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir. (2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Bu kararlara itiraz edilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Usul" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.) 103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Kanun yollarına başvurma hakkı" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır." 5271 sayılı Kanun'un "İtiraz olunabilecek kararlar" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir." 5271 sayılı Kanun'un “İtiraz usulü ve inceleme mercileri” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası ve (3) numaralı fıkrasının (c) bendi şöyledir:"(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir. (3) (c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir." 5271 sayılı Kanun'un “Karar” kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir. (2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir. (3) Karar mümkün olan en kısa sürede verilir. (4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. "B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk için bkz. Kadri Enis Berberoğlu, B. No: 2017/27793, 18/7/2018, §§ 35-37; Ç.Ö. [GK], B. No: 2014/5927, 19/7/2018, §§ 22-