10. Hukuk Dairesi 2024/1325 E. , 2025/913 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2075 E., 2023/901 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/659 E., 2020/457 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ...Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ...…
**10. Hukuk Dairesi 2024/1325 E. , 2025/913 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2075 E., 2023/901 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/659 E., 2020/457 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ...Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, sigortalının 30.08.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP 1. Davalı ...vekili, cevap dilekçesinde özetle; ... ve Ortağının, davalı şirket nezdinde 213608726/0 nolu poliçe ile 25.09.2014 - 25.09.2015 tarihleri arasında İşveren Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı şirketin sorumluluğunun Poliçe Özel ve Genel şartları ile sınırlı olduğunu, kusur incelemesi için dosyanın bilirkişiye gönderilmesini, zira davacının kazada, kazada olmasa bile maluliyette kusurunun bulunup bulunmadığının anlaşılması ve tespit edilen kusur oranın da eğer bir tazminat hesaplanırsa bu kusur oranından indirim yapılmasının gerektiğini, maluliyetinin tespit edilmesi gerektiğini, sigorta şirketlerinin aynı zarar gören kişi ile ilgili birden fazla ve teminatı aşacak şekilde tazminat ödemeye mahkum edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle davacılara SGK tarafından yapılan ödemelerin tazminattan indirilmesi gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu’na müzekkere yazılarak davacıya iş göremezliğe ilişkin tazminat yönünden başkaca herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının ve yapılmış ise hangi iş kolundan yapıldığının sorulmasına karar verilmesini, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu beyanla; davanın reddini talep etmiştir. 2. Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "1-Davanın kısmen kabulü ile; a)Maddi tazminat talebinin tam kabulü ile net 524.290,63-TL'nin davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 30.08.2015'ten itibaren, diğer davalı ...Ş (eski Ünvanı ... Sigorta A.Ş.) yönünden ise temerrüte düşürülmediğinden dava tarihi olan 07.01.2016'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte "işbu maddi tazminat miktarının 491.940,00 TL'si ile sınırlı olmak kaydıyla" müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, b)Manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulü ile net 80.000,00-TL'nin davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 30.08.2015'ten, diğer davalı ...Ş ( Eski Ünvanı ... Sigorta A.Ş. ) yönünden ise temerrüte düşürülmediğinden dava tarihi olan 07.01.2016'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, " şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; SGK Rehberlik Ve Teftiş Başkanlığının 28.03.2018 tarihli inceleme raporuna göre davacının 30.08.2015 tarihinde davalılar ... ve ...'nın adi ortaklığına ait işyerinde inşaatta çalıştığı sırada yaşanan olayın iş kazası olduğunun tespitine ilişkin ve kazanın meydana gelmesinde %90 oranında kusurlu olduğuna dair rapor olduğu, davacıya ait SGK kayıtları İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinde mağduru davacı, sanığı dosyamız davalılarından olan tedbirsizlik ve dikkatsizlik nedeniyle yaralamaya sebep olma suçundan dava açıldığı, dosyada gerek ceza davasında gerekse SGK inceleme raporunda ifadelerinin mevcut olduğu, SGK kayıtlarına göre davacının kaza tarihi itibarı ile davalılara ait adi ortaklığın kayıtlı işçisi olduğu, yargılama sırasında alınan iş güvenliği uzmanı bilirkişi raporuna göre de davalıların %90 oranında kusurlu oldukları, SGK Sağlık Kurulu kararına göre davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %81 olduğu, SGK'nın peşin sermaye değerine ilişkin bedelin yapılan hesaplamalardan mahsup edildiği, kontrol muayenesinde maliyet oranının %88 olarak belirlendiği, hesap bilirkişisi ek raporu ile tarafların kök rapora itirazlarının değerlendirildiği, hesap bilirkişisi raporunun seçenekli olarak düzenlenip denetime imkan sağlar nitelikte olduğu, ek raporda hesaplamaları baz alınan ücret değerlendirmesinin Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre yapıldığı ve bu değerlendirmeler çerçevesinde raporun 1. seçeneğinin esas alınmasının dosya delillerinin ve kapsamına uygun olduğu, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe bedeli ile sınırlı tutulmasında herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, manevi tazminatın tayin ve takdirinde tarafların sosyal ve içtimai durumları kaza tarihi kusur ve maluliyet oranları dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında maluliyet, kusur, tarafların sosyal ve mali durumları ile paranın satın alma gücü birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın manevi tazminata yönelik istinaf talebinin kabulü ile, 1-Davacın tarafın manevi tazminata yönelik istinaf talebinin kabulü ile İstanbul 33. İş Mahkemesinin 2016/659 E-2020/457K sayılı kararının HMK 353/1-b-2 maddesine göre kaldırılmasına 2-Davanın kısmen kabulü ile, a-Maddi tazminat talebinin tam kabulü ile net 524.290,63-TL'nin davalılar ... ve ... Yönünden kaza tarihi olan 30.08.2015'ten itibaren, diğer davalı ...Ş ( eski Ünvanı ... Sigorta A.Ş. ) yönünden ise temerrüte düşürülmediğinden dava tarihi olan 07.01.2016'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte "işbu maddi tazminat miktarının 491.940,00 TL'si ile sınırlı olmak kaydıyla" müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, b-Manevi Tazminat talebinin ise kısmen kabulü ile net 120.000,00-TL'nin davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 30.08.2015'ten, diğer davalı ...Ş (eski Ünvanı ... Sigorta A.Ş.) yönünden ise temerrüte düşürülmediğinden dava tarihi olan 07.01.2016'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Hükmedilen manevi tazminatın müvekkilinin %88 engelli kalması değerlendirilmediğinden çok düşük olduğunu, müvekkilinin evli 4 çocuklu olduğunu, davalıların %90 oranında kusurlu olduğunu, tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik manevi tazminata hükmedildiğini, b. Maddi tazminatın davalı sigortanın poliçe limiti ile sınırlı tutulmasının hatalı olduğunu, c. Asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, emsal ücret yazışma cevabına göre müvekkillinin alabileceği aylığın net 3.450,00 TL olduğunu, bu nedenle maddi tazminatın da eksik hesaplandığını, ayrıca maddi tazminata ticari temerrüt-avans faizinin uygulanması gerektiğini, d. Bakiye ömrün eksik ve hatalı hesaplandığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ...Ş ( eski ünvanı ... Sigorta A.Ş. ) vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Davacı tarafından müvekkili sigorta şirketinden manevi tazminat talep edilmediği halde aleyhe hüküm kurulduğunu, b.Talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, c.Müvekkili şirketin faiz ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, d. Davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362 inci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı HMK'nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. 3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla davacı ve davalı ...Ş ( Eski Ünvanı ... Sigorta A.Ş. ) vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Davalı ...Ş ( Eski Ünvanı ... Sigorta A.Ş. ) vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesinde de belirtildiği üzere dava şartlarından olduğu gibi temyiz yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. 2.Somut olayda İlk Derece Mahkemesinin 10/12/2020 tarih 2016/659 Esas, 2020/457 Karar sayılı kararına karşı davalı ...Ş ( Eski Ünvanı ... Sigorta A.Ş. ) vekilinin istinaf başvurusunda bulunmadığı ve anılan davalı yönünden maddi tazminat tutarları kesinleştiğinden, iş bu hükme karşı temyiz başvurusunda bulunmasında hukuki yarar bulunmadığından temyiz başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; kaza olayı sonucu davacı sigortalının %88 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, olayın meydana gelmesinde davalı işverenlerin %90 oranında, davacı kazalının %10 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. 3. Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. 4. Gerçek ücretin ise; öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. 5. Somut olayda, kazalı sigortalının çatı işçisi olarak çalışmaktayken davaya konu iş kazasına uğradığı, hesap raporlarında ücret noktasında olay tarihinde asgari ücret elde ettiği varsayımlarına göre yapılan hesaba itibarla karar verilmiş ise de davacının yaptığı işe göre asgari ücret düzeyinde ücret aldığının kabulü hatalı olmuştur. 6. Bu yöne ilişkin temyiz itirazları yönünden Mahkemece yapılacak iş, kazalı sigortalının olay tarihinde yaptığı “çatı işçiliği”işi dikkate alınarak, kaza tarihindeki yaşı ve kıdemi dikkate alınarak, TÜİK, Çevre Şehircilik Bakanlığı rayiç ücretleri ile sendikalı olmadığının anlaşılması halinde sendikalar haricindeki meslek odalarından davacının bilinen dönemde alabileceği ücreti belirlemek, bu yönle tespit edilecek emsal ücretleri gözeterek yapılacak hesabı hükme esas alarak karar vermekten ibarettir. 7.Somut olayda davacının bakiye ömrünün tespit edilmesi hususunda uyuşmazlık bulunduğu gözetilerek bakiye ömrün tespitine ilişkin ilkelere değinmek faydalı olacaktır. Dava niteliği itibariyle SGK tarafından karşılanmayan maddi ve manevi tazminatın giderilmesi istemine ilişkin olup, bu tür davalarda, maddi tazminat miktarının hesabı açısından, sigortalı işçinin kaza tarihindeki yaşına göre, (Dairemizin 23.02.2021 tarih ve 2020/9717 E - 2021/2003 K sayılı ilamında da açıkça işaret olunduğu üzere) TRH 2010 bakiye ömür tablosu gereğince tespit olunacak olası bakiye ömrü esas almak, sigortalının 60 yaşına kadar aktif hesap devresi içerisinde bulunduğu gözetilerek sigortalının işveren nezdinde asgari ücrete oranla aldığı ücret belirlenerek aktif devre boyunca bu oran üzerinden hesap yapmak, 60 yaşından itibaren ise davacının pasif hesap devresi içinde bulunacağını dikkate alarak asgari geçim indirimi dışlanmış asgari ücret üzerinden hesap yapmak, öte yandan bilinen dönem ücretini belirledikten sonra bilinmeyen dönem hesabında da sigortalının hak kazacağı ücretin tespiti açısından arıtırım ve iskontolama yöntemiyle sigortalının bilinmeyen devre dönemi için hak kazanabileceği ücreti bilinen dönem için de olduğu gibi her yıl için ayrı ayrı belirlemek, bu şekilde hesap edilecek maddi tazminat alacağından sırasıyla davacı kusuru ve tespit olunan sürekli iş göremezlik oranında indirim yapmak akabinde ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'un 55.maddesi hükmü gözetilerek Kurumca davacıya geçici iş göremezlik döneminde yapılan ödeme ile yine Kurumca tespit olunan sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin, rücuya kabil kısımlarını tazminat alacağından tenzil etmek suretiyle davacının hak kazanabileceği maddi tazminat alacağını hesaplamaktan ibarettir. 8.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra, Mahkemece davacının maddi zararının belirlenmesi amacıyla alınan hesap bilirkişi raporlarında davacının bakiye ömrünün PMF 1931 tablosuna göre hesaplandığı ancak davacı vekilinin işbu hesap raporlarına itiraz dilekçelerinde davacının bakiye ömrünün daha uzun süre olduğu yönünde itirazlarda bulunmasına rağmen Mahkemece bu hususun göz ardı edilerek bakiye ömür tespitinde TRH10 tablosu yerine PMF 1931 tablosunun esas alınması hatalı olmuştur. 9.Öte yandan hesap bilirkişi raporunda, davalı ... şirketinin sorumlu olduğu maddi tazminat limitinin 150.000,00-EURO, manevi tazminat limitinin 30.000,00-EURO olduğu, TL karşılığının dava tarihindeki kur üzerinden hesaplandığı ve limitin bu şekilde belirlendiği, ancak Mahkemece sigorta şirketi yönünden "poliçe limiti ile sorumlu tutulmasına " şeklinde hüküm kurulması gerekirken işbu rapora itibar edilerek hatalı şekilde limitin belirlenip hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. 10.Özetle Mahkemece yapılacak iş; TÜİK, Çevre Şehircilik Bakanlığı rayiç ücretleri ile sendikalı olmadığının anlaşılması halinde sendikalar haricindeki meslek odalarından davacının bilinen dönemde alabileceği ücreti belirlemek, bu yönle tespit edilecek emsal ücretleri gözeterek yapılacak hesabı hükme esas almak, öte yandan davacının maddi zararının belirleneceği hesap raporunda davacının bakiye ömür tespitinde TRH10 tablosunu esas almak ve davalı ... şirketi yönünden "poliçe limiti ile sorumlu tutulmasına" şeklinde karar vermekten ibarettir. O halde, davacı vekilnin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı ve davalı ...Ş (eski ünvanı ... Sigorta A.Ş. ) vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, 2.Davalı ...Ş. (eski ünvanı ... Sigorta A.Ş.) vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.