8. Ceza Dairesi 2011/17178 E. , 2012/36981 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 6136 sayılı Yasaya aykırılık ve kasten yaralama HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere Gereği görüşülüp düşünüldü: Hükmolunan hapis cezasının süresine göre sanığın duruşma isteğinin CMUK.nun 318. maddesi uyarınca oybirliğiyle (REDDİNE), Dosya üzerinde yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma so
**8. Ceza Dairesi 2011/17178 E. , 2012/36981 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 6136 sayılı Yasaya aykırılık ve kasten yaralama HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere Gereği görüşülüp düşünüldü: Hükmolunan hapis cezasının süresine göre sanığın duruşma isteğinin CMUK.nun 318. maddesi uyarınca oybirliğiyle (REDDİNE), Dosya üzerinde yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümlerden 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümler çıkarılarak yerlerine "TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" yazılmak suretiyle hükümlerin (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), 05.12.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE: Sanığın kızkardeşi olan ...'nun olaydan bir ay kadar önce ... ile kaçarak evlendikleri, tarafların müşterek tanıdıkları olan ...'in araya girmesi üzerine ... ile birlikte ailesi ile barışmak amacıyla 14.11.2009 tarihinde babası ...'ın evine geldikleri, bir süre sonra sanığında eve geldiği ve tartışma sonunda kaçırılma olayına sinirlenen sanığın dışarı çıkarak elinde suç aleti tabanca ile gelip önce ...'in ayaklarına doğru bir el ateş ettiği ancak isabet ettiremediği, daha sonra kızkardeşi mağdure ... ayaklarına doğru ateş ederek femurda parçalı kırık oluşturacak şekilde yaralandıktan sonra kaçıp gitmek isterken onun peşinden dışarı çıkan annesi ... ile dışarıda araç içinde bekleyen ...'in şoförü ...'in silahı sanığın elinden almak istedikleri sırada silahın ateş alması sonunda mağdure ...'in de Tibia-Fibulada parçalı kırık oluşturacak şekilde yaralanması olayında; 1- Mağdure ...'in kasten değil, taksirle yaralandığı sanığın savunması mağdurlar ..., ... ve sanığın babası ... Sarıtaşın beyanları tarafsız tanıklar ... ile onun şoförü ...'in savunmayı doğrulayan ve birbiriyle örtüşen samimi ifadeleri özellikle üç adet boş kovandan, bir adedinin evin dışında ele geçirilmiş olması ve tüm dosya içeriği ile sabit olduğu gözetilmeden sanığa annesi olan mağdureyi kasten silahla yaralamadan hükmün kurulması, 2- Kızkardeşi ... kaçırılmasının verdiği üzüntü nedeniyle duyduğu kızgınlıkla onu silahla kemik kırığı oluşturacak şekilde yaralaması eyleminde ise TCK.nun 3 ve 61. maddelerinde düzenlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ilkesi gözetilmeden temel cezanın TCK.nun 86/1. maddesi ile en üst hadden belirlenmesi ve 87/3 maddesi ile artırımın en üst hadden yapılması, hukuka, adalet ve hakkaniyete uygun olmadığından kararın bozulması gerektiği kanaati ile çoğunluk görüşüne katılmıyorum.