10. Hukuk Dairesi 2012/7187 E. , 2012/9615 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No :248-59 Davacı, doğduğunda ana-babasının evlilik kaydının bulunmadığını, zorunluluk nedeniyle amca-yengesinin aile nüfus kaydına tescil edildiğini, o dönemdeki resmî kimliği olan “... oğlu 01...1965 doğumlu ...” adıyla SSK sicil kaydı ve hizmetlerinin bulunduğunu, bilahare 1982 yılında ana-babasının nüfusa evlilik tescilini yaptırdıklarını, kendisinin de 1983’de ana-babasının aile nüfusuna kaydedilmek için N
**10. Hukuk Dairesi 2012/7187 E. , 2012/9615 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :248-59 Davacı, doğduğunda ana-babasının evlilik kaydının bulunmadığını, zorunluluk nedeniyle amca-yengesinin aile nüfus kaydına tescil edildiğini, o dönemdeki resmî kimliği olan “... oğlu 01...1965 doğumlu ...” adıyla SSK sicil kaydı ve hizmetlerinin bulunduğunu, bilahare 1982 yılında ana-babasının nüfusa evlilik tescilini yaptırdıklarını, kendisinin de 1983’de ana-babasının aile nüfusuna kaydedilmek için Nüfus İdaresine müracaat ettiğini; nüfus memurunun hatalı bir işlemle amca-yenge aile kaydındaki ismine “ölüm” kaydı düşüldüğünü, ayrıca kendisini ana-babasının aile nüfus kaydına da tescil ettiklerini, fakat iki kayıt arasında ilişki kurulması gerekirken bu işlemlerle ilişkinin kesildiğini belirterek; 1987 öncesi 104... SSK sicil nosunda kayıtlı hizmetlerin kendisine ait olduğunun tespiti ile 14.01.2011 itibariyle yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesi isteğiyle dava açmıştır. Mahkemece, davacının amca-yenge hanesinde kayıtlı “...” ile ana-baba hanesinde kayıtlı “...’ın” aynı kişiler olup olmadığı araştırılmamış; fakat davacının isteminin mevcut nüfus kayıtlarına aykırı olduğu, bu kayıtlara aykırı olarak karar verilemeyeceği, davacının öncelikle Nüfus İdaresine hasım göstererek nüfus kayıtları arasında irtibatın sağlanması için bir dava açması gerektiği, burada olumlu karar aldıktan sonra eğer davalı idare kararı uygulamazsa bu takdirde bu davanın açılabileceği; mevcut durumda ise davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı sebebiyle davayı reddetmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteğinin süresinde olduğu görülmüş düzenlenen rapor ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü, aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, hem amca-yenge aile nüfus kaydında; hem de ana-baba aile nüfus kaydında tescili bulunan “01.01.1965 doğumlu ...”ın gerçekte tek kişi olduğunu ve bu kişinin kendisi olduğunu, 1987 öncesi SSK sicil kaydındaki hizmetlerin kendisine ait olduğunu ileri sürmüştür. Amca-yenge aile nüfusundaki ...’a bilahare ölüm kaydı düşülmüş; ana-baba nüfus kaydındaki ... ise halen kayıtlı durumdadır. Davacı belirtilen kayıtlardaki kişilerin tek kişi olduğunu ve kendisi olduğunu ileri sürmektedir. Mahkemece yapılacak iş belirtilen kayıtlardaki kişilerin aynı kişiler olup olmadığının yöntemince araştırılması ve ulaşılacak sonuca göre karar verilmesidir. Bu konuda işlemi yapan nüfus idare memurları, ana-baba, ölü amca-yenge'nin evlatları, işyeri tanıkları dinlenmeli; işe giriş bildirgelerindeki imzaların davacıya ait olup olmadığı denetlenmelidir. Bu şekilde her iki ...’in aynı kişiler olup olmadığı, amca-yengesinin aynı doğum tarihli ve aynı isimli, ölmüş çocuklarının bulunup bulunmadığı zabıta marifetiyle araştırılmalıdır. Davanın kamu düzenine ilişkin olduğu bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu, bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği göz önünde bulundurularak, iddia konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenerek, hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir. Eksik araştırma ve inceleme ile davacıyı öncelikle nüfus kaydının düzeltilmesi isteğiyle dava açmasına yöneltmek ve bu davayı da hukuki yarar yokluğundan reddetmek, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.