Başvuru, kültür ve cemevi olarak kullanılmak üzere tahsis edilen taşınmazın tahsis amacına uygun kullanılmadığı belirtilerek tahsis işleminin iptali ve uğranılan zararın giderilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkı ile din ve vicdan hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kültür ve cemevi olarak kullanılmak üzere tahsis edilen taşınmazın tahsis amacına uygun kullanılmadığı belirtilerek tahsis işleminin iptali ve uğranılan zararın giderilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkı ile din ve vicdan hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 25/2/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş sunulmasına gerek olmadığını bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: İstanbul'un Esenyurt ilçesine bağlı Örnek Mahallesi'nde bulunan başvuru konusu taşınmaz, Maliye Hazinesi adına 1219 ada 8 parsel olarak kayıtlı iken imar uygulaması ile ibadet yeri vasfıyla 1219 ada 19 sayılı olarak Esenyurt Belediyesi (Belediye) adına tescil edilmiştir. Belediye Meclisinin 4/6/2007 tarihli kararıyla bu taşınmaz 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince başvurucu Hubyar Eğitim Vakfına on yıllığına kültür ve cemevi olarak kullanılması koşulu ile tahsis edilmiştir. Bu tahsis süresi, Belediye Meclisinin 3/11/2008 tarihli kararıyla 5393 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca asli görev ve hizmetlerde kullanmak koşulu ile bedelsiz olarak yirmi beş yıla çıkarılmıştır. Tahsis edilen arsa üzerine bodrum, zemin kat, üç normal kat ve teras olmak üzere altı katlı bina inşa edilmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul Bölge Müdürlüğünün 6/7/2010 tarihli başvurucuya hitaben yazdığı yazıda, binanın birinci katının 1/1/2008 tarihinde market olarak kiraya verildiği, ikinci katında kiralık dükkân ilanın asılı olduğu, üçüncü katının tahsis gereğince cemevi olarak kullanıldığı, dördüncü ve beşinci katlarının ise inşaat hâlinde olduğu belirtilmiştir. Aynı yazıda ayrıca 5393 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca özel hukuk tüzel kişilerine Belediye tarafından tahsis yapılamayacağı, ayrıca başvurucunun tahsis hükümlerini açıkça ihlal etmesine rağmen Belediye tarafından işlem yapılmadığı belirtilmiştir. Belediye Meclisinin 7/6/2010 tarihli kararıyla, bu arsa üzerinde yapılan inşaatın tüm maliyetinin Belediye tarafından hayırseverlere yaptırıldığı ancak başvurucunun uzun zamandır bu binayı hizmete açmadığı belirtilerek tahsis işlemi iptal edilmiştir. Başvurucunun tahsis işleminin iptali nedeniyle bina bedeli ve mahrum kalınan gelirin ödenmesi istemiyle Belediye aleyhine 30/12/2010 ve 7/6/2011 tarihlerinde Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) açtığı davalar birleştirilmiştir. Mahkemece 5/5/2011 tarihli birinci celsede, dava ile ilgili yazılı delillerinin ibrazı, celbi gereken delilleri için gerekli açıklamayı yapıp masrafının ibrazı, varsa tanıkların isim ve adreslerini bildirmeleri için taraf vekillerine on günlük kesin süre verilmiştir. Mahkemece 13/3/2014 tarihinde davaların reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde, tahsis işlemine karşı idari yargıda iptal davası açılmadığı özellikle belirtildikten sonra verilen kesin süre içinde bina masraflarının başvurucu tarafından yapıldığına dair delillerin ibraz edilmediği, buna mukabil mevcut delillerden binanın Belediyenin ve hayırseverlerin katkılarıyla yapıldığı açıklanarak bina bedeline ilişkin talebin reddedildiği belirtilmiştir. Ayrıca başvurucu Vakfın kuruluş amacının gelir elde etmek olmadığı açıklanarak mahrum kalınan gelire ilişkin talebin de reddedildiği ifade edilmiştir. Temyiz edilen karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 30/3/2015 tarihli kararıyla onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Daire tarafından 24/12/2015 tarihinde reddedilmiştir. Nihai karar 26/1/2016 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu, nihai kararın tebliği üzerine 25/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 5393 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının (e)bendi şöyledir:"Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması hâlinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek." 5393 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;...d) Kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmibeş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir. Bu taşınmazlar aynı kuruluşlara kiraya da verilebilir. Bu taşınmazların, tahsis amacı dışında kullanılması hâlinde, tahsis işlemi iptal edilir. Tahsis süresi sonunda, aynı esaslara göre yeniden tahsis mümkündür." 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Bir üst irtifakına dayalı olarak başkasına ait bir arazinin altında veya üstünde sürekli kalmak üzere inşa edilen yapıların mülkiyeti, irtifak hakkı sahibine ait olur." 4721 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:"Taşınmaz malikine kalan yapılar için üst hakkı sahibine ödenmesi kararlaştırılan bedelin miktarı ve bunun hesaplanış biçimi ile bu bedel borcunun kaldırılmasına ve arazinin ilk hâline getirilmesine ilişkin anlaşmalar, üst hakkının kurulması için gerekli olan resmî şekle tâbidir ve tapu kütüğüne şerh verilebilir."