Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/4067 E. , 2024/2235 K. T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/4067 Karar No : 2024/2235 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı-... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem:Davacı adına, vergi borçlarının tahsili amacıyla…
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/4067 E. , 2024/2235 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/4067 Karar No : 2024/2235 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı-... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem:Davacı adına, vergi borçlarının tahsili amacıyla banka hesaplarına uygulanan haczin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu e-haciz işleminin uygulanabilmesi için öncelikle cebri takibin e-haciz işleminden önceki safhası olan ödeme emri tebliğinin usulüne uygun bir şekilde gerçekleştirilmesinin gerektiği, bu nedenle dava konusu e-haciz işleminin dayanağı olan ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilip edilmediğinin irdelenmesinin gerektiği, davacı adına düzenlenen söz konusu ödeme emrinin ilk olarak davacının ikametgah adresinde 12/09/2019 tarihinde tebliğe çalışıldığı, ancak ilgili tebliğ alındı belgesinin incelenmesinden, tebligatın davacının adreste bulunamaması nedeniyle gerçekleştirilemediğinin anlaşıldığı, bunun üzerine aynı adrese 25/09/2019 tarihinde tekrar tebligatın gönderildiği, bu defa da davacının ikematgah adresinde bulunaması nedeniyle tebligat pusulasının kapıya yapıştırılması suretiyle tebliğin gerçekleştirildiğinin görüldüğü, söz konusu tebligat pusulasının incelenmesinden, tebligat pusulasında evrakın hangi vergi dairesi müdürlüğünden alınacağına dair şerhin bulunmadığının görüldüğü, bu hususun da yukarıda hükmüne yer verilen düzenlemeye aykırı bir durum teşkil ettiği anlaşıldığından ödeme emrinin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediği sonucuna ulaşıldığı, buna bağlı olarak dava konusu e-haciz işleminden önce usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmiş herhangi bir ödeme emrinin bulunmaması nedeniyle ödeme emrinden bir sonraki cebri takip safhası olan e-haciz işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu haczin kaldırılmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu belirtilerek davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Dava konusu haczin dayanağı ödeme emrinin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği, ancak söz konusu ödeme emrine karşı herhangi bir ihtilaf yaratılmaması sonucu yapılan dava konusu haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Davacı adına, vergi borçlarının tahsili amacıyla banka hesaplarına uygulanan haczin kaldırılması istenilmektedir. İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 8. Maddesinde; hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin tatbik olunacağı belirtilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni ve İdari Süreler" başlıklı 14. maddesinde; vergi muamelelerinde sürelerin vergi kanunları ile belli edildiği, Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde onbeş günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliğ yapacak olan idarenin belirleyeceği ifade edilmiştir. Aynı Kanunun 102. maddesinde; tebliğ olunacak evrakı içeren zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve bu durumun muhatap ile posta memuru tarafından tebliğ alındısına tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı, bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edileceği, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılacağı, bu durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının, gönderildiği idareye iade edileceği, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağı hükmüne yer verilmiştir. 485 nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin Ek:1 bölümünde iki kısımdan oluşan pusula örneğine yer verildiği, söz konusu pusulanın "Tebligat Pusulası (Muhatap)" başlığını taşıyan kısmında; “Tebliğ evrakını gönderen idareden alabileceğiniz duyurulur. Tebellüğden imtina edilmesi halinde pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihte tebliğ yapılmış sayılır. Yerleşim yeri adresine ikinci defa gidildiği halde tebliğ yapılacak olanların bu adreste bulunamaması durumunda (geçici ayrılmayı da kapsar) tebliğ evrakının pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren 15 gün içerisinde alınması halinde alındığı gün, bu süre içerisinde alınmaması halinde 15. günde tebliğ yapılmış sayılır.” şerhinin matbu olarak yer aldığı, pusulanın diğer kısmı olan "Tebligat Pusulası" başlığını taşıyan ve idarede kalacak olan kısmında ise söz konusu şerhin yer almadığı görülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda belirtilen ve 485 nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin Ek:1 bölümünde yer verilen ve iki kısımdan oluşan pusula örneğinde de görüldüğü üzere, iki kısımdan oluşan tebligat pusulasının "Tebligat Pusulası (Muhatap)" başlığını taşıyan ilk kısmı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakının da aynı sebeplerle tebliğ edilememesi durumunda kapıya yapıştırılacak olan ve tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren matbu bir pusula olduğu, tebligat pusulasının diğer kısmının ise "Tebligat Pusulası" başlığını taşıyan ve idarede kalacak olan kısım olduğu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesine göre ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakının da aynı sebeplerle tebliğ edilememesi durumunda, adreste bulunamama, adresin kapalı olması vb. sebepler ile birlikte tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren tebligat pusulasının (muhatap) kapıya yapıştırıldığına dair hususun tebliğ zarfı üzerine şerh ve imza edilerek adresin kapısına "Tebligat Pusulası (Muhatap)" başlıklı matbu pusulanın doldurularak yapıştırılmasının yeterli olduğu, İdarede kalacak olan Tebligat Pusulası başlıklı kısmın ise, yapılan tebligatı belgelendirme ve gerektiğinde delillendirme işlevi gördüğü anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden; dava konusu haczin dayanağı davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı sayılı ödeme emrinin davacının ikametgah adresinde ilk defa 12/09/2019 tarihinde tebliğ edilmeye çalışıldığı ancak davacının adreste bulunamadığı ve söz konusu adreste ikamet etmediği belirtilerek tebliğ evrakının iade edildiği, aynı adrese ikinci kez 25/09/2019 tarihinde gidildiği ve aynı tarihli tebliğ alındısında ilk tebliğde olduğu gibi davacının adreste bulunamadığı ve söz konusu adreste ikamet etmediği şeklinde şerh düşülerek söz konusu ödeme emrinin adresin kapısına pusula yapıştırılmak suretiyle tebliğ edildiği görülmüştür. Bu durumda, davacının ikametgah adresine ilk defa 12/09/2019 tarihinde gidildiği, davacının adreste bulunamadığı ve söz konusu adreste ikamet etmediğinden bahisle tebliğ evrakının iade edildiği, daha sonra aynı adrese 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 14 ve 102. maddeleri uyarınca münasip bir süre beklenmeksizin ödeme emrinin 13 (onüç) gün sonra 25/09/2019 tarihinde ikinci kez tebliğe çıkarıldığı, iki tebligat arasında beklenilen sürenin makul kabul edilemeyeceği, münasip süre beklenmeksizin yapılan bu tebligatın usulüne uygun yapılmadığı anlaşıldığından, dava konusu haczin dayanağı ödeme emrinin usulsüz tebliğ edilmesi nedeniyle usulüne uygun kesinleşmeyen amme alacağının tahsili amacıyla tatbik edilen haciz işleminde hukuka uygunluk görülmediğinden, "tebligat pusulası muhatap" nüshasında evrakın hangi vergi dairesinden alınacağına dair şerhin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda yazılı gerekçeyle ONANMASINA, 3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 29/04/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.