3. Ceza Dairesi 2025/1507 E. , 2026/1917 K. "" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1618 E., 2020/963 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararının kaldırılarak; TCK’nın 314/3 ve 220/7 delaletiyle 314/2, 220/7,3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53... . maddeleri uyarınca mahkûmiyet kararı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yargıtay 3. C…
3. Ceza Dairesi 2025/1507 E. , 2026/1917 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1618 E., 2020/963 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararının kaldırılarak; TCK’nın 314/3 ve 220/7 delaletiyle 314/2, 220/7,3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53... . maddeleri uyarınca mahkûmiyet kararı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 19.11.2024 tarihli ve 2022/15520 esas, 2024/14617 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.02.2025 tarihli ve 3-2020/88355 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu; İzmir ...’deki ... . Kapı isimli şirketin sahibi olan sanığın, ... silahlı terör örgütüne müzahir ... Derneğinin yönetim kurulu üyesi olduğu, ayrıca yine örgüt ile iltisaklı ... Sanayici ve İş Adamları Derneğinin üyesi ve bir dönem yönetim kurulu asıl üyesi olduğu, ...’da örgütün 1. çağrısı üzerine örgüte destek olmak amacıyla 06.02.2014 tarihinde 50.000 TL’lik katılım hesabı açtığı, örgütün avukat yapılanmasından gelen talimat doğrultusunda avukatı ... aracılığıyla dönemin Başbakanı ... aleyhine manevi tazminat davası açtığı, dava dilekçesinde sanığın örgütle irtibatını gösterir beyanlarda bulunduğu, üçüncü kişiye ait ByLock içeriği ve tanık anlatımlarıyla da bu dava açma sürecinin örgütsel talimatla yürütüldüğünün doğrulanması karşısında sanığın örgütün talimatları doğrultusunda amaca hizmet eden eylemleri nedeniyle silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün onanması gerektiğinden bahisle bozma ilamının kaldırılmasına ve sanık müdafiinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK'nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yerverilmişir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak" cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, fıkra içeriğinden ve gerekçeden de anlaşılacağı üzere örgüte yardım suçu ancak doğrudan kastla işlenebilir. Yardım fiilini işleyen failin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK'nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması ve yapılan yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri, örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım faaliyeti bir kez gerçekleşebileceği gibi birden fazla da gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise, sanığın hukuki durumunun, örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmesi gerekebilir. Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan ... terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, nihai amacını gerçekleştirecek güce ulaşana kadar bu amacını bir kısım mensuplarından ve toplumdan gizlemesi bu amaçla da kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği de nazara alınarak sanığın kastı değerlendirilmelidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair herhangi bir bağlantı tespit edilemeyen sanığın, rutin bankacılık hareketleri dışında aşamalardaki savunmalarının aksine örgütün nihai amacını bildiğine veya örgüt liderinin talimatı doğrultusunda terör örgütüne yardım etmek kastı ile hareket ettiğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 19.11.2024 tarihli ve 2022/15520 esas, 2024/14617 sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.01.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine dair kararına tarafımızca iştirak edilmemiş olup itirazın yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İncelenen dosya kapsamında, sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf “sanığın dosya kapsamına yansıyan eyleminin ... Silahlı Terör Örgütüne yardım suçunu oluşturup oluşturmayacağına” ilişkindir. Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Yardım fiilini işleyen failin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK'nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması ve yapılan yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri, örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. Maddedeki suçun oluşması için genel kast yeterli olup, failin iç dünyasını ilgilendiren özel bir saik aranmaz. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım faaliyeti bir kez gerçekleşebileceği gibi birden fazla da gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise, sanığın hukuki durumunun, örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmesi gerekebilir. ... silahlı terör örgütünün kriminalize olup gerçek yüzünün ortaya çıkmasından sonraki bir tarihte örgüte finansal destek sağladığı konusunda kuşku bulunmayan ... Katılım Bankasına BDDK tarafından el konulmasının önüne geçmek amacıyla örgüt içerisinde bankanın mali yapısının hem parasal büyüklük hem de mudi sayısının artırılması amacıyla örgüt liderinin sözde vaazlarında sıklıkla söylediği, açık kaynaklarda ve örgüt içi gizli haberleşme içeriklerinde ... sahip çıkılması konusunda telkinlerde bulunulmuştur. Bu kapsamda ByLock yazışmalarında özellikle örgüt liderinden gelen mesajları örgüt üyelerine aktaran bir mesaj içeriğinde bir “il eğitim danışmanı” nın ByLock grubundaki kişilere gönderdiği mesajda; “....Kırıkkale’de işçi abilerle bir salondayız. .... Sohbet ediyor. ... bir listede ...'ya ve zor zamanda hizmetlere sahip çıkanların ismi var... İşte bunlar cennetlik liste diyor.. Bir de kırmızı liste vardı, bunlar da süreçte ayrılanlar. .... Bunlar üzerine sohbet etti. .... Sohbetin sonunda sorusu olan var mı diye sordu. .... Gülümsedi bu soruyu bekliyordum dedi... Bu sorunun cevabını yan odada davanın sahibi var, ... versin dedi. Yan odadan Efendimiz’in (S.A.V.) sesi duyuldu: “Dışarıdakiler içeridekilerle aynı seviyeye gelene kadar devam edecek” dedi... ” şeklinde söylediği, Bu kapsamda, örgütün en önemli finans kaynaklarından olan ...'ya devletin el koymasının önüne geçmek için önce ... para yatırılması, el koymanın önünüe geçilemeyince de 29.05.2015 günü BDDK’nın el koymasının yani devletin kontrolüne geçmesinden sonra ise iflas ettirilmesi için para çekme-hesap kapatmaya ilişkin talimatların yerine getirilmesinin öneminin vurgulandığı, bu kapsamda rutin bankacılık faaliyetleri dışında örgütten gelen talimatlara uyarak para yatırıp çeken yada mudi sayısı yönünden hesap açıp kapatan kişilerin eylemlerinin yukarıda belirtilen şekilde silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım suçunu oluşturacağının kabulü gerekir. Somut olay irdelendiğinde; İzmir ...’deki ... Kapı isimli şirketin sahibi olan sanığın, ... silahlı terör örgütüne müzahir Korderyalılar Derneğinin yönetim kurulu üyesi olduğu, ayrıca yine örgüt ile iltisaklı ... Sanayici ve İş Adamları Derneğinin üyesi ve bir dönem yönetim kurulu asıl üyesi olduğu, Örgütle iltisaklı ...’da örgütün 1. çağrısı üzerine örgüte destek olmak amacıyla 06.02.2014 tarihinde 50.000 TL’lik katılım hesabı açtığı ancak; vadesi gelmeden parayı çekerek hesabı kapattığı, ... ID numaralı ve örgüt sorumlularından olan başka dosya sanığı ....’ye ait Bylock tespit ve değerlendirme tutanağında dönemin Başbakanı ...’a yönelik tazminat davası açılmasına dair örgütsel talimatın örgütün yazışmalarına yansıdığı, tanık ......’nin “Avukatların imamı olan ... kod ismini kullanan ve soy ismini bilmediğim ... isimli şahıs avukatlara Cumhurbaşkanımız ... aleyhine dava açılmak üzere talimat verdi. Bu talimatı kendi altındaki yine imam vasfındaki ... isimli şahsa iletmiş. Bu şahıs da benim de bulunduğum bir ortamda ... isimli avukatın bu açılacak tazminat davalarının koordinesini sağlamak üzere kendisine görev verdi. Benim hangi şahısların dava açmasının sağlanacağı konusunda bir bilgim yoktur” şeklinde, tanık ....’nin “Benim oğlum ... bağlantılı ... Etüd Merkezine gidiyordu. Bu merkezdeki soy ismini hatırlamadığım ... isimli şahıs 'Etüdler ve dershaneler kapanmasın diye dava açar mısın' diye sordu. Ben de dershaneler kapanmasın, etüdler kapanmasın, çocuklarımız okusun diye dava açma teklifini kabul ettim. ... denen şahıs matbu olarak dilekçeleri bize verdi. Dilekçeyi ben okumadan imzaladım ve gidip dava açtım. Herhangi bir ekleme ya da çıkarma yapmadım. İsmimi yazıp yazmadığımı hatırlamıyorum. Muhtemelen benim ismim dilekçede yazıyordu. ... isimli şahıs 150,00-200,00 TL civarında dava açmam için para da verdi. Bu para dava açma masrafıydı” şeklinde, tanık ....’nin ise “Avukatlar yapılanmasında ....’nin bu iş ile ilgilendiğini duydum. Onun da ... bölgesi avukat yapılanmasındaki imamından talimat ile bu işi yaptığını biliyorum. ... isimli şahsın, ...’ye bu iş ile ilgilenmesi talimatını verdiğini katılmış olduğumuz mütevelli toplantısında ... söyledi. Ben ...’ye bu davaların açılmasının gereksiz olduğunu söylediğimde o bana 'öyle istendi' dedi" şeklinde beyanda bulundukları hususları birlikte değerlendirildiğinde dönemin Başbakanı ... aleyhine tazminat davası açılması konusunda örgütsel talimat bulunduğu açıkça anlaşılmakla birlikte, sanığın avukatı ... aracılığıyla Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/173E. sayılı dosyası ile açmış olduğu tazminat davasına konu Başbakan ....’ın ... silahlı terör örgütü olarak kabul edilen topluluğa yönelik olarak hakaret içerir söylemlerinin bulunduğu iddialarını içerir dava dilekçesinde; “ben bu kardeşlik bağının bir meyvesi olan ... gazetesi ve bağlı yayınlarının bir abonesiyim, çocuğum hizmet gayesi ile teşekkül etmiş .... Lisesinden mezun olmuştur, yine hem kızım hem de oğlum bir diğer hizmet teşekkülü olan ... Dershanesinde eğitim görmüşlerdir... Tamamen gönüllülük esasına bağlı olarak, kendisini sorumlu hisseden her Türk vatandaşı gibi ben de, her ne kadar soyut ve tüzel kişiliği olmayan bir birliktelik dahi olsa, iş bu çalışma grubu içerisinde bulunan sade bir bireyim... Bu gayeye gönül vermiş birçok insan gibi beni de grubumuzu da hedef alan ciddi ithamlarda bulunmaktadır... Kardeşlik bağımızın bir tüzel kişiliği bulunmadığından, bu zincirin birer halkasını teşkil eden tüm şahıslara yönelmiş bulunmaktadır. İş bu kardeşlik bağının bir ferdi olduğumu göstermesi bakımından örnekler halinde şu hususlara işaret etmekte fayda görüyoruz; ben ... Derneğine ara sıra yardımda bulunmaktayım. Çevremdekileri de yardımda bulunmaya teşvik etmeye çalışan birisiyim. Ancak, söz konusu derneğin 'cemaat-paralel yapı-örgüt' içinde olduğuna dair demeçlere sıkça rastlamaktayım. Bu demeçler benim gibi yardımda bulunanları bir çeteye yardım ve yataklık eden kişi konumuna düşürmektedir” şeklinde anlatımlarda bulunduğu ve dava açılma sürecine dair savunmasında ise “17-25 Aralık sürecinden sonra özellikle benim bu sevdiğim yapının vatan haini ilan edilmesi ve türkçe olimpiyatlarını yaptırmayacağını söylemesi beni etkiledi. Başbakan sürekli haşhaşi gibi kelimeler kullanınca ben bunu yapıyı rencide eden bir söz olarak algıladım ve bu duygu ve düşünceler üzerine ifademde de belirttiğim üzere kimlik bilgilerini bilmediğim bu yapının içerisinden tanıdığım ... isimli emekli öğretmen benim yanıma gelerek benim az önce belirtmiş olduğum tavırlardan rahatsız olduğunu söyledi. Ben de ona bu yöndeki sözlerinden dolayı üzüldüğümü söyledim. Bana biz bu konuda biz manevi tazminat davası açacağız dedi, özellikle bizim yapının dışında olanlardan da toplumsal desteğe ihtiyacımız var deyince ben de bu faaliyetlerin sona ermemesi için söz konusu davayı açmayı kabul ettim. Karşıyaka Adliyesinin bahçesinde ... ile buluştuk. Burada ismini ... ya da ... olarak hatırladığım bir avukatla tanıştım. Bana söz konusu dilekçeyi verdi, dilekçeyi okudum. Okuduğum kadarıyla cemaatin hizmetlerini anlatıyordu. Ben dilekçeyi okuyunca davayı açmaya karar verdim. Bana söz konusu avukat davayı açmam için para verdi, ben de gittim davayı açtım, artan parayı da avukata geri verdim. Bir daha da o avukatı görmedim. Ben ... isimli öğretmenin kimlik bilgilerini bilmiyorum.” şeklinde beyanda bulunduğu tespit edilmekle; Oluş, mahkeme kabulü, sanık savunması, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İzmir ...’deki ... Kapı isimli şirketin sahibi olan sanığın, ... silahlı terör örgütüne müzahir Korderyalılar Derneğinin yönetim kurulu üyesi olduğu, ayrıca yine örgüt ile iltisaklı ... Sanayici ve İş Adamları Derneğinin üyesi ve bir dönem yönetim kurulu asıl üyesi olduğu, ...’da örgütün 1. çağrısı üzerine örgüte destek olmak amacıyla 06.02.2014 tarihinde 50.000 TL’lik katılım hesabı açarak vadesi gelmeden parayı çekip hesabı kapattığı, örgütün avukat yapılanmasından gelen talimat doğrultusunda avukatı Mahmut Sekdur aracılığıyla dönemin Başbakanı ... aleyhine manevi tazminat davası açtığı, dava dilekçesinde sanığın örgütle irtibatını gösterir beyanlarda bulunduğu, gerek üçüncü kişilere ait ByLock içeriğiyle, gerek tanık anlatımlarıyla gerekse de sanığın savunmasıyla bu dava açma sürecinin örgütsel talimatla yürütüldüğünün doğrulanması karşısında sanığın örgütün talimatları doğrultusunda amaca hizmet eden eylemleri bugüne kadar Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi ve 3. Ceza Dairesinin istikrarlı ve süreklilik gösteren kararlarından da görüleceği üzere “silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu” oluşturacağından sayın çoğunluğun “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine” karar verilmesi gerektiği düşüncesine iştirak edilmemiştir.