Başvuru, haksız gözaltı tedbiri dolayısıyla açılan tazminat davasında ödenen tazminatın yetersiz olması ve yanlış belirlenmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılama hakkının, tazminat davasında ileri sürülen taleplerin karşılanmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin, derece mahkemelerinin kararlarının gerekçesiz olması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; haksız gözaltı tedbiri dolayısıyla açılan tazminat davasında ödenen tazminatın yetersiz olması ve yanlış belirlenmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılama hakkının, tazminat davasında ileri sürülen taleplerin karşılanmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin, derece mahkemelerinin kararlarının gerekçesiz olması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 5/2/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 25/7/2016 tarihinde suçu ve suçluyu övmek suçlamasıyla gözaltına alınmış, 26/7/2016 tarihinde ise serbest bırakılmıştır. Yapılan yargılama sonunda başvurucunun beraatine karar verilmiş ve beraat hükmü 1/3/2017 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu; haksız gözaltı nedeniyle 050 TL maddi ve 000 TL manevi tazminatın ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, yargılandığı dava nedeniyle avukata 000 TL avukatlık ücreti ödediğini, işinden uzak kaldığını, iki gün duruşmaya çıktığını, gazetelerde yargılandığı ve gözaltına alındığı haberlerine yer verildiğini, haksız yere yargılanıp çevresine ve kamuoyuna karşı küçük duruma düştüğünü, tanınmış bir gazeteci olduğunu, gözaltına alınmasının akabinde sanki Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasından gözaltına alınmış gibi pek çok küçük düşürücü haber yapıldığını, mesleki, şahsi, ailevi olarak onurunun ayaklar altına alındığını, kamuoyuna vatan haini gibi lanse edildiğini belirtmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi 43,36 TL maddi, 100 TL manevi tazminat ile 770 TL vekâlet ücretinin başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacının gözaltına alındığı tarihteki net kazancının asgari ücretin net tutarından az olduğu anlaşıldığı için davacıya gözaltına alındığı tarihte yürürlükte olan net asgari ücret olan 43,36 TL maddi tazminata hükmedilmesine ve maddi tazminata talep gibi dava tarihi olan 2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.Manevi tazminat kişinin maruz kaldığı haksız bir fiil ve eylemin sonucunda duyduğu elem ve acıyı bir nebze hafifletmek amacıyla verilen talep edilen parasal bir karşılıktır. Kuralı da; vereni fakirleştirmeyecek, alanı da zenginleştirmeyecek hakkaniyete uygun bir miktar olmasıdır. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durum, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hak ve nasafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiğinden mahkememiz davacının sosyal ve ekonomik durumunu, gözaltında kaldığı süreyi gözönünde tutarak 100,00-TL manevi tazminata hükmedilmesine ve manevi tazminata talep gibi dava tarihi olan 2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.Her ne kadar davacı dava dilekçesinde avukata ödediği ücretin maddi tazminat olarak kendisine verilmesini talep etmiş ise de; 29/05/1957 tarih ve 4-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken vekalet ücreti, yargılama giderleri kapsamında olup bu hak asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağından ceza davasında ödenmeyen vekalet ücretinin, maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceğine kanaat getirilerek davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir." Başvurucu, hükmedilen tazminatların düşük olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde başvurucu, dosyaya sunduğu iş ve gelir kayıtlarına göre koruma tedbirinin uygulandığı dönemde aylık gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunu, bilirkişinin tespitinin gerçeği yansıtmadığını, ayrıca yargılandığı davada iki celseye çıkarak iki mesai gününü kısmen burada geçirmek zorunda kaldığından bu kaybının da maddi tazminat hesabına zarar olarak dâhil edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca maddi tazminat kapsamına ceza dosyasında vekâletnameli avukat için ödediği ve serbest meslek makbuzu ile sabit olan 000 TL avukatlık ücretinin dâhil edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, bu parayı talep edebileceği başka bir hukuki yolun bulunmadığını, gerekçeli kararında bahsedilen içtihadı birleştirme kararının dosyaya uygun bir karar olmadığını, bu içtihadın hukuk yargısı içinde ilamlı icra yoluyla asıl alacağa bağlı şekilde ve birlikte vekâlet ücretinin de tahsil edilmesini ifade ettiğini, bu içtihadın beraat eden sanık lehine vekâlet ücreti hakkında uygulanamayacağını öne sürmüştür. Başvurucu son olarak toplum içindeki sosyo-ekonomik durumu, gözaltı sonrası yaşadığı ilde ve internet medyası üzerinde aleyhine yapılan haksız saldırılar, kamuoyunda darbeci yaftasıyla haksız olarak düşürüldüğü durum gözönüne alındığında 100 TL manevi tazminatın çok yetersiz olduğunu ileri sürmüştür. Bölge Adliye Mahkemesi 4/12/2018 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, ilk derece mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, delillerin ve yapılan işlemlerin hukuka aykırılık içermediği anlaşıldığından; incelenen hükme yönelik davacı vekili ile davalı vekilinin ileri sürdükleri istinaf itirazları yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurularının esastan reddine ... [karar verildi.]" Yargıtay Ceza Dairesinin 7/9/2015 tarihli ve E.2015/11643, K.2015/12590 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Dairemizce gidilen görüş değişikliğine göre, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında, beraatine hükmedilen davacının kendisini vekil ile temsil ettirmiş olması nedeniyle, 000 TL vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınması suretiyle, davacı yararına fazla tazminata hükmedilmesi... [kanuna aykırıdır.]" Aynı Dairenin 18/3/2019 tarihli ve E.2018/8541 K.2019/3660 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Yine dairemizce gidilen görüş değişikliğine göre; tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi... [kanuna aykırıdır.]" Benzer yöndeki birçok karar arasından bkz. aynı Dairenin 17/6/2019 tarihli ve E.2019/2447, K.2019/7317 sayılı; 13/11/2019 tarihli ve E.2019/714, K.2019/10830 sayılı; 1/2/2021 tarihli ve E.2019/2214, K.2021/934 sayılı kararları. İlgili hukuk için ayrıca bkz. A.A. [GK], B. No: 2017/34502, 21/10/2021, §§ 22-