1. Hukuk Dairesi 2014/2764 E. , 2014/8016 K. MAHKEMESİ : ERDEMLİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2013 NUMARASI : 2010/877-2013/109 Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, duruşma istemi dava değeri yönünden reddedildi, Tetkik Hakimi ... raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü…
**1. Hukuk Dairesi 2014/2764 E. , 2014/8016 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ERDEMLİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2013 NUMARASI : 2010/877-2013/109 Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, duruşma istemi dava değeri yönünden reddedildi, Tetkik Hakimi ... raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, ecrimisil isteğine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, mirasbırakan A.B. intikal eden 732 parsel sayılı taşınmazdaki D-2 blok 1, 2, 3 ile F-1 blok 1 ve 2 nolu meskenlerin paydaşı olduğunu, diğer paydaş olan davalının kendisinde habersiz olarak anılan bağımsız bölümleri kiraya verdiğini, payına isabet eden kira bedellerini alamadığını, bunlardan F-1 blok 1 nolu meskeni ise Ekim 2010 tarihinden itibaren kullanmaya başladığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı, dava konusu bağımsız bölümlerde ¼ paydaş olduğu halde sehven payının 1/6 olarak gösterildiğini, anılan pay hatası giderilmeden davaya devam edilemeyeceğini, taşınmazların fiziki ve hukuki işlemleri ile kendisinin ilgilendiğini, bakım masrafları, vergi ve aidatları ödeyebilmek için sadece bir meskeni kiraya verdiğini, taşınmazın birinde ikamet ettiğini, diğer daireler boş olup, paydaşların kullanımını engellemediğini istenen ecrimisilin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazların davacı ile davalı adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, davacının F-1 blok zemin kattaki daireyi kullandığı, davacının payına karşılık kullandığı yer olduğuna göre intifadan men koşulunun gerçekleşmediği, ortaklığın giderilmesi davasının eldeki davadan sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 732 parsel sayılı taşınmazdaki 5 adet bağımsız bölümde davacı ile davalının paydaş oldukları, taşınmazların öncesinin mirasbırakan A.B. ait iken 09.07.2006 tarihinde ölümü üzerine mirasçılarına kaldığı, davacı S. davalı dışındaki mirasçıların paylarını da satış suretiyle edindiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda somut olaya bakıldığında, davacının muristen intikal eden 5 adet bağımsız bölümde paydaş olduğu, anılan taşınmazların davalının tasarrufunda bulunduğu, davalının bu bağımsız bölümlerden birini ikamet olarak kullandığı, diğerlerini özellikle yaz dönemlerinde kiraya vermek suretiyle gelir elde ettiği, davacının ancak dava tarihinden 1 ay önce Ekim 2010 tarihi itibariyle F-1 Blok 1 nolu daireyi kullanmaya başladığı görülmektedir. Öte yandan, taraflar her bir bağımsız bölümde paydaş olup, davacının bu bağımsız bölümlerde murisin ölümünden itibaren kullanma veya tasarruf etme hakkı bulunduğunda kuşku yoktur. Ne var ki, dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları gözetildiğinde, dava tarihinden kısa bir süre öncesine kadar davacının hiçbir bağımsız bölümü kullanamadığı, kiraya verilerek tasarruf edilen anılan taşınmazların hukuki semere getiren yerlerden olup intifadan men koşulunun gerçekleşmesine gerek bulunmadığı da açıktır. Hal böyle olunca; davacının dava konusu taşınmazlardaki miras payı oranında istenilen dönemler itibariyle taşınmazların getirebileceği kira geliri üzerinden usulüne uygun olarak belirlenecek ecrimisilin hüküm altına alınması, ayrıca davacının diğer mirasçıların paylarını kayden edinme tarihi ile F-1 blok 1 nolu daireyi kullanmaya başladığı tarihinde gözetilmesi ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve somut olaya uygun düşmeyen gerekçeler ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Davacının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.4.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.