6. Hukuk Dairesi 2023/4200 E. , 2024/5071 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2505 E., 2023/2642 K. HÜKÜM/KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2018/6 E., 2022/151 K. Taraflar arasındaki eser sözleşmesi niteliğinde estetik müdahaleden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece …
**6. Hukuk Dairesi 2023/4200 E. , 2024/5071 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2505 E., 2023/2642 K. HÜKÜM/KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2018/6 E., 2022/151 K. Taraflar arasındaki eser sözleşmesi niteliğinde estetik müdahaleden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı süresinde davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasında 818 sayılı BK'nın 355 ve 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilaf konusu değildir. Sözleşme ile davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK'nın 470. Maddesinde eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi; iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Eser sözleşmelerini, diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran önemli hususlardan birisi de sonuç sorumluluğu, yani tarafların iradeleri doğrultusunda yüklenici tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdüdür. Burada, vekâlet akdindeki gibi sadece bir işin görülmesi taahhüdü bulunmamakta, bir eserin-sonucun yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir. Bu borcun altına giren taraf, yani yüklenici, BK'nın 356/1 (TBK'nın 471/1) maddesi ve işin mahiyeti gereği, işi sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Sadakat borcu, yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapma ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınması anlamını taşır. Eser, yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren, bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Burada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlanır. Meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde ise, sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde eserin ayıplı olduğu kabul edilir. Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise, ortaya çıkan ayıp ve eksiklerden sadakat ve özen borcu nedeniyle sorumludur. Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Davacı estetik amaçlı olarak davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi hususlarının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada yüklenici, eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır. Ayrıca, 04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarihinde 25311 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen AVRUPA BİYOTIP SÖZLEŞMESİ 16.03.2004 tarihinde onaylanmış olup, sözleşmenin "Meslek Kurallarına Uyma" başlıklı 4. maddesinde, "araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir." düzenlemesi karşısında, davacıya tıbbi müdahalede bulunulduğuna göre bu sözleşme hükümleri de esas alınarak uyuşmazlığın çözümü zorunludur. Sözleşmenin 4. maddesinde kastedilen standardın da, tıbbi standart olduğu tartışmasız olup, tıbbi standartlara aykırılık teşhis ya da tedavi aşamasında ya da müdahale sonrasındaki süreçte noksanlık ya da yanlışlık şeklinde gerçekleşebilir. “Tıbbi Standart” hekimin tedavinin amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan, hekim tecrübesi ve doğa bilimlerinin o anki ulaştığı düzeyi ifade etmekte olup, denenmiş ve bilinen temel meslek kurallarıdır. Sözleşmenin eser niteliğindeki “estetik müdahalelerde” de uygulanacağının kabulü zorunludur. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkemece alanında uzman 3 kişilik bilirkişi heyeti rapor ile ATK raporunda belirtilen tespit dikkate alınarak davacının ameliyatı sonrasında meydana gelen sonucun olası bir komplikasyon olduğu ve neticesinde hekim hatası bulunmadığı kanaatine varılmış ise de; eser sözleşmesinde sonuç taahhüdü söz konusudur. Sonucun gerçekleşmemesi halinde yüklenicinin edimi ifa ettiğinin kabulü mümkün değildir. Davaya konu olayda, üst göz kapağı estetiği ve liposuction( yağ aldırma) ameliyatı yapılmış olup, davacının 01.11.2021 tarihli Adli Tıp Ana Bilim Dalında yapılan muayenesinde; "Her iki üst göz kapağında yay şeklinde 4x0,2 cm’lik ciltten açık ve koyu alanları olan, ciltten çok hafif kabarık nedbe, suprapubik 11x0,1 cm’lik ciltten açık ciltten hafif kabarık nedbe (2016’da farklı bir operasyona ait), suprapubik bölgede sağda ve solda birer tane olmak üzere toplam 2 (iki) tane 1x0,2 cm’lik ciltten koyu ciltten kabarık nedbe, sağ ve sol SİAS bölgede birer tane olmak üzere toplam 2 (iki) adet ciltten koyu ve açık alanlar olan ciltten kabarık 1x0,2 cm’lik nedbe, sol bacak kasık bölgede 1x0,2 cm’lik ciltten açık ciltten kabarık nedbe, sağ bacak iç orta ön bölgede 1x0,2 cm’lik ciltten açık ciltten kabarık nedbe, her iki diz önü iç alt bölgesinde birer tane olmak üzere toplam 2 (iki) adet cillten açık ciltten kabarık nedbe, (1x0,2 cm’lik) sol diz ön kısmında 2x0,2 cm’lik ciltten açık, ciltten çökük nedbe (çocukluk yarası), yüzde sabit iz olmadığının" tespiti ile istenilen şekle kavuşmasının sağlanmadığı anlaşılmıştır. Bu konuda komplikasyon olup olmaması tek başına sonuca etkili değildir. Yüklenicinin edimini ifa edip etmediği değerlendirilirken, tıbbi bir müdahaledeki gibi doktorun yükümlülüğünün yanında, taahhüt edilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğinin de dikkate alınması gerekir. Yüklenici işi kabul ederken, davaya konu olayda olduğu gibi, üst göz kapağı estetiği ve liposuction (yağ aldırma) ediminin sonucu taahhüt etmektedir. Bu sonucun gerçekleşmesi fen ve bilime, yasal kurallara göre mümkün değilse TTK nın 466.maddesine göre işi kabul ederken iş sahibini uyarma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu konuda uyarı yükümlülüğü yerine getirilmeden işin kabulü halinde de, sonucu taahhüt etmekte olan yüklenicinin yükümlülüğü doğacaktır. Bu durumda edimin ifa edildiğinin kabulü için sonucun gerçekleşmesi aranacaktır. Aksi takdirde edimin ifa edildiği kabul edilemeyeceğinden yüklenici ücrete hak kazanılamayacağı gibi TBK'nın ilgili hükümleri gereği doğan zararı tazmin etmesi gerekir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davacının maddi tazminatla ilgili istek kalemleri açıklattırılıp, maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden değerlendirme yapıp sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle mevcut şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ Yukarıda açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.