Başvuru, işçi ile işveren ilişkisinden kaynaklanan işe iade ve tazminat davasında istinaf mahkemesinin kesinleşen lehe kararının maddi hata düzeltim yoluyla ortadan kaldırılarak uyuşmazlığın esasının yeniden ele alınması nedeniyle adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, işçi ile işveren ilişkisinden kaynaklanan işe iade ve tazminat davasında istinaf mahkemesinin kesinleşen lehe kararının maddi hata düzeltim yoluyla ortadan kaldırılarak uyuşmazlığın esasının yeniden ele alınması nedeniyle adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 23/7/2020 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu; işe iadesi, çalıştırılmadığı süre için dört aya kadar ücreti, işe iade kararı verilmesinden sonra işe başlatılmaması hâlinde ise 8 aylık maaşı tutarında tazminat ödenmesi talebiyle Ankara İş Mahkemesinde dava açmıştır. Ankara İş Mahkemesi başvurucunun işe iadesine, yasal süre içinde işe başlatılmaması hâlinde ödenmesi gereken tazminat miktarının kıdemi dikkate alınarak dava tarihindeki aylık brüt ücreti olan 508,04 TL üzerinden dört aylık brüt ücret tutarı olarak belirlenmesine, bu ücret üzerinden en çok dört aya kadar ücretinin ve diğer haklarının davalıdan tahsili gerektiğinin tespitine karar vermiştir. Başvurucu, tazminatın 442 Amerikan doları üzerinden hesaplanması gerektiğini, davalı ise feshin geçerli nedene dayandığından davanın reddi gerektiğini ve mahkeme kararının gerekçeli olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye (İstinaf) Mahkemesi, sadece davalı işverenin istinaf dilekçesini incelemiş; davalının istinaf talebini reddetmiş, yargılama gideri olan arabuluculuk ücreti ile ilgili olarak ilk derece mahkemesince hüküm kurulmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararına arabuluculuk ücretini resen eklemek suretiyle 21/11/2019 tarihli hükmü kurmuştur. Başvurucu, süresinde verdiği istinaf dilekçesinin değerlendirilmediğini belirterek maddi hatanın düzeltilmesini talep etmiş; istinaf mahkemesi 12/12/2019 tarihli ek kararı ile sevhen başvurucunun istinaf dilekçesinin değerlendirilmediğini belirterek 21/11/2019 tarihli kararını kaldırmıştır. Aynı kararda başvurucunun işe iadesinin yanında başvurucuya ödenecek olan tazminat miktarını dava tarihindeki aylık brüt ücret olan 961,05 Amerikan doları üzerinden dört aylık brüt ücret tutarının 844,20 Amerikan doları olarak belirlenmesine, bu ücret üzerinden en çok dört aya kadar ücret ile diğer haklarının davalıdan tahsil edilmesi gerektiğinin tespitine kesin olarak karar vermiştir. Anılan karar sonrası davalı işveren başvurucuya 10/1/2020 tarihinde işe başlatmama ve boşta geçen süre tazminatı olarak 483,02 Amerikan doları ödemiştir. Bu defa davalı taraf, istinaf mahkemesinin daha önce İş Mahkemesince verilen ve istinaf incelemesinden geçen 508,04 TL miktarındaki tazminata ilişkin kararın kaldırılmasının doğru olmadığını, başvurucunun eylemli fesih tarihi olan 18/1/2018 tarihinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurması gerekirken 9/4/2018 tarihinde arabulucuya başvurduğundan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiğini belirterek maddi hata düzeltme dilekçesi vermiştir. İstinaf mahkemesi 3/7/2020 tarihli ek kararı ile davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin 15/3/2018 tarihi itibarıyla feshedileceğinin 18/1/2018 tarihinde başvurucuya bildirildiğini, arabulucuya bir aylık başvuru süresi geçtikten sonra (9/4/2018 tarihinde) başvurulduğundan davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile karar verildiğini belirterek önceki kararları kaldırmış; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine kesin olarak karar vermiştir. Bu karar üzerine başvurucu, maddi hata düzeltme dilekçesi vermiş; istinaf mahkemesi başvurucunun verdiği maddi hata düzeltme dilekçesinin reddine karar vermiştir. Başvurucu, süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk İlgili Mevzuat 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Kesin hüküm" kenar başlıklı maddesi şöyledir:(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. (3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir. (4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır. (5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir." 6100 sayılı Kanun’un "Hükmün tashihi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.” 6100 sayılı Kanun'un ''Hükmün tavzihi'' kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." 6100 sayılı Kanun'un "Hükmün tamamlanması" kenar başlıklı 305/A maddesi şöyledir:"(1) Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." 6100 sayılı Kanun'un "Tavzih ve tamamlama talebi ile usulü" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Tavzih veya tamamlama, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih veya tamamlama talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. (2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir.(3) Mahkeme tavzih veya tamamlama talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar." 12/10/2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun "Temiz edilemeyen kararlar" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi şöyledir:"Diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, aşağıda belirtilen dava ve işlerde verilen kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:4857 sayılı Kanunun 20 nci maddesi uyarınca açılan fesih bildirimine itiraz davalarında verilen kararlar" 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun "Fesih bildirimine itiraz ve usulü" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir." 7036 sayılı Kanun’un maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:''12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır.'' Yargıtay Kararları Yargıtay kararları için bkz. Mustafa Altın [GK], B. No: 2018/10018, 27/10/2021, §§ 32-B. Uluslararası Hukuk Uluslararası hukuk için bkz. Mustafa Altın, §§ 36-