Başvuru, bir protesto eylemi sırasında afiş asan başvuruculara idari para cezası verilmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bir protesto eylemi sırasında afiş asan başvuruculara idari para cezası verilmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruculardan Burcu Bardakcı’nın adli yardım talebinin reddine, Erdem Yinanç’ın ise adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. 2016/13475 ve 2016/13479 numaralı bireysel başvuru dosyaları, aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2016/13475 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiş ve inceleme 2016/13475 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmıştır. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. A. Arka Plan Bilgisi Türkiye’de 2015 yılının ikinci yarısından başvuruya konu eylemin yapıldığı tarihe kadar çok sayıda terör saldırısı ile birlikte toplumsal infial yaratan bazı olaylar yaşanmıştır. Bunlardan bazıları, açık kaynaklardan edinilen bilgiler ışığında kronolojik olarak aşağıda sıralanmıştır:i. 5/6/2015’te Halkların Demokratik Partisinin (HDP) Diyarbakır’daki seçim mitingine bombalı saldırı düzenlenmiştir. 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan Milletvekili Genel Seçimi’nden iki gün önce düzenlenen saldırıda 5 kişi ölmüş, 400’ün üzerinde kişi ise yaralanmıştır.ii. 20/7/2015’te Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde canlı bomba saldırısı düzenlenmiştir. Saldırıda 34 kişi ölmüş, 100’den fazla kişi de yaralanmıştır.iii. 10/8/2015’te İstanbul Sultanbeyli Fatih Polis Merkezine bomba yüklü araçla saldırı düzenlenmiştir. Saldırının ardından çıkan çatışmada bir polis memuru şehit olmuştur.iv. 10/10/2015’te Ankara’da gerçekleştirilen Barış Mitingi’nin toplanma yeri olan Tren Garı’nın önünde iki canlı bomba tarafından yapılan saldırıda 103 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmıştır.v. 12/1/2016’da İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda yabancı uyruklu bir canlı bomba, turist kafilesinin arasına girerek üzerindeki bombayı patlatmıştır. Patlama sonucunda 13 kişi ölmüş, 16 kişi de yaralanmıştır.vi. 17/2/2016’da Genelkurmay, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Kuvvet Komutanlıklarının yakınında askerî servis araçlarının geçişi sırasında bomba yüklü araç patlatılmıştır. Saldırıda 28 kişi ölmüş, 61 kişi yaralanmıştır.vii. 13/3/2016’da Kızılay’da bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda 34 kişi ölmüş, 125 kişi yaralanmıştır.viii. 19/3/2016’da İstiklal Caddesi’nde Beyoğlu Kaymakamlığı önünde intihar saldırısı düzenlenmiştir. Saldırıda 5 kişi ölmüş, 37 kişi de yaralanmıştır.B. Somut Olaya İlişkin Bilgiler Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucular sırasıyla 1996 ve 1993 doğumlu olup olay tarihinde Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Fakülte) öğrencisidir. 22/3/2016 günü saat 00 civarında aralarında başvurucuların da bulunduğu bir grup öğrenci, ülkede 2016 yılında yapılan bombalı saldırıları protesto etmek amacıyla Ankara Üniversitesi Cebeci Yerleşkesi’nde (Yerleşke) toplanmışlardır. Protestocu grup birbirinin aynısı üç pankart açmış ve bu pankartları Yerleşke içindeki farklı yerlere asmıştır. Pankartın üzerinde şunlar yazmaktadır: “Sarayın İstikrarı / 5 Haziran 2015 HDP Diyarbakır Mitingi / 20 Temmuz 2015 Suruç / 10 Ekim 2015 Ankara Barış Mitingi / 12 Ocak 2016 Sultanahmet Meydanı / 6 Şubat 2016 Cizre Bodrum Katı / 17 Şubat 2016 Genelkurmay Önü / 13 Mart 2016 Güvenpark / 19 Mart 2016 İstiklal Caddesi / Katliam, Kan, Yayın Yasağı, Gözyaşı Öğrenci Kolektifleri” Anılan pankartın indirilmesi için Fakülte özel güvenlik görevlileri tarafından gerekli ikazlar yapılmış ancak pankart indirilmemiştir. Fakülte yönetimi, karşıt görüşlü öğrenciler arasında meydana gelmesi muhtemel olayların önlenmesini ve eğitimin aksamadan devam edebilmesini sağlamak amacıyla polisten yardım istemiştir. Bu çağrı üzerine okula gelen polisler saat 40’ta Yerleşke’ye girerek pankartı indirmişlerdir. Başvurucuların da aralarında bulunduğu sekiz kişi gözaltına alınmış ve ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştır. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun Maddesi uyarınca Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğünün 22/3/2015 tarihli işlemiyle başvurucuların her birine izinsiz afiş astıkları gerekçesiyle 219 TL idari para cezası uygulanmıştır. Başvurucular idari para cezalarına karşı itiraz yoluna başvurmuşlardır. İtiraz dilekçelerinde, gerçekleştirilen protestonun barışçıl olduğu dikkate alınarak eylemin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını ve itiraz konusu cezanın caydırıcı etkisinin gözetilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Başvurucu Erdem Yinanç’ın itirazı Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 13/6/2016 tarihli kararı; başvurucu Burcu Bardakcı’nın itirazı ise Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/6/2016 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Anılan kararlarda, idari yaptırım kararı ile verilen idari para cezasının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilmiştir. İtirazın reddine ilişkin kararlar, başvuruculara 27/6/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 20/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. A. Ulusal Hukuk 5326 sayılı Kanun’un “Afiş asma” kenar başlıklı Maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “(1) ... cadde veya sokak kenarlarındaki kamuya ait ... alanlara, rızası olmaksızın özel kişilere ait alanlara bez, kâğıt ve benzeri afiş ... asan kişiye, ... idarî para cezası verilir. Aynı içerikteki afiş ve ilânlar, tek fiil sayılır. (2) Birinci fıkra hükmü, yetkili makamlardan alınan açık ve yazılı izne dayalı olarak asılan afiş ve ilânlar açısından uygulanmaz. ...... (4) Bu kabahatler dolayısıyla idarî para cezasına, kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir....”B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ve bu hak kapsamında ifade özgürlüğünün demokratik toplumun en temel değerleri arasında olduğu ve demokrasinin özünde açık bir tartışma ortamıyla sorunları çözebilme gücünün yer aldığı vurgulanmaktadır. Şiddete teşvik ve demokrasinin ilkelerini ortadan kaldırma durumları dışında toplantı ve ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik önleyici nitelikli radikal tedbirler, yetkililerin eylemlerde kullanılan ifadeleri ve bakış açılarını şaşırtıcı ve kabul edilemez olarak değerlendirdiği ya da eylemlerin yasa dışı olduğu durumlarda dahi demokrasiye zarar vermekte hatta demokrasinin varlığını sık sık tehlikeye atmaktadır. Hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir toplumda, mevcut düzene itiraz eden ve barışçıl yöntemlerle gerçekleştirilmesi savunulan siyasi fikirlerin toplantı özgürlüğü ve diğer yasal araçlarla ifade edilebilmesi imkânı kişilere sunulmalıdır (Gün ve diğerleri/Türkiye, B. No: 8029/07, 18/6/2013, § 70; Güneri ve diğerleri/Türkiye, B. No: 42853/98, 43609/98 ve 44291/98, 12/7/2005, § 76). AİHM Akarsubaşı ve Akçiçek/Türkiye (B. No: 19620/12, 23/1/2018) kararında eldeki başvuruya benzer bir konuyu incelemiştir. Söz konusu karar şu şekilde özetlenebilir:i. AİHM’in kararına konu olayda Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası üyesi başvuruculara, gerçekleştirilen grev kapsamında bir okul binasının dış cephesine üzerinde “Bu iş yerinde grev vardır.” Yazılı afiş astıkları gerekçesiyle 5326 sayılı Kanun’un Maddesi uyarınca idari para cezası verilmiştir. AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) Maddesinde güvence altına alınan barışçıl olarak toplanma özgürlüğü kapsamında incelediği başvuruda değerlendirilmesi gereken başlıca konunun idari para cezasının demokratik toplumda gerekli olup olmadığı hususu olduğunu ifade etmiştir(Akarsubaşı ve Akçiçek/Türkiye, § 28). ii. AİHM, gösterinin tamamen barışçıl olarak sürdürüldüğüne, gösteride idari makamların veya polisin kamu düzenini korumak için müdahale etmesini gerektirecek taşkınlıklar yaşanmadığına dikkat çekmiştir (Akarsubaşı ve Akçiçek/Türkiye, § 29). AİHM’e göre başvuranlar görsel bir kirliliğe sebebiyet veren, şiddet içeren bir afiş asmamış ve binanın dış cephesine veya herhangi bir kamu malına zarar vermemişlerdir. Söz konusu afişin asılmasının barışçıl olarak toplanma özgürlüğünün kullanımına bağlı bir unsur olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir (Akarsubaşı ve Akçiçek/Türkiye, § 33). iii. AİHM; sulh ceza mahkemesi tarafından yapılan denetimin çok kısıtlı olduğunu, ilgililere isnat edilen fiillerin gerçekliğini doğrulamakla sınırlı kaldığını vurgulayarak itiraz incelemesinde bir yandan barışçıl toplanma hakkının başvurucularca kullanılması, diğer taraftan kamu düzeninin sağlanması, başkasının hak ve özgürlüklerinin korunması gibi mevcut farklı menfaatlerin dengelenmeye çalışıldığını gösteren hiçbir unsur bulunmadığını belirtmiştir (Akarsubaşı ve Akçiçek/Türkiye, § 34). AİHM, afişin binada eğitimi herhangi bir şekilde engellediğine dair bir görünüm olmadığını söyleyerek ihtilaf konusu para cezalarının barışçıl olarak toplanma hakkının kullanımı üzerinde caydırıcı bir etkisi olduğu tespitinde bulunmuştur (Akarsubaşı ve Akçiçek/Türkiye, § 36). AİHM sonuç olarak başvuruculara verilen idari para cezasının demokratik bir toplumda zorunlu olmadığı kanaatini açıklamıştır (Akarsubaşı ve Akçiçek/Türkiye, § 37).