12. Ceza Dairesi 2022/4307 E. , 2025/1835 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/61 E., 2021/914 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz taleplerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili, sanık ... vekili ve sanık ... tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın …
**12. Ceza Dairesi 2022/4307 E. , 2025/1835 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/61 E., 2021/914 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz taleplerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili, sanık ... vekili ve sanık ... tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk derece mahkemesince sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılan kamu davasınca 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, sanıklar ... ve ...'un 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 2863 sayılı Kanun'un 74/1, 74/1-2, TCK'nın 62, 51 maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a bendi uyarınca ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'un 2863 sayılı Kanun'un 65/1, TCK 62, 52, 51 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ...'ın 2863 sayılı Kanun'un 65/1, TCK 62, 52, 58 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz taleplerinin esastan reddi ile hükmün onanması görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafinin temyiz nedenleri; Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın suç işlemediğinin sabit olduğuna, suçun işlendiğin dair her türlü şüpheden uzak kesin ve somut delil bulunmadığına, sanığın HTS kayıtları incelendiğinde diğer sanıklar ile irtibatının olmadığına, sanığın araç içerisinde yolun açılmasını beklediğine, diğer sanıkları tanımadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, suça konu yerin 2017 yılında koruma altına alındığına ilişkindir. B. Sanık ...’ın temyiz nedenleri; Aracın kazı yapmaya elverişli eşyaların çıkmadığına, üzerinde toprak, çamur gibi izlerin olmadığına, olay günü araçtan inmediğine, kazı yapmadığına, diğer sanıkları tanımadığına, mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına ilişkindir. C. Katılan vekilinin temyiz nedenleri; Sanıkların kastının yoğunluğu ve meydana gelen tahribat dikkate alındığında sanıkların alt sınırdan cezalandırılmalarının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesince dosyada mevcut bilgi ve belgeler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, sanıklar ..., ..., ..., ..., ...'un üzerilerine atılı 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçu açısından; sanıkların birbirlerini tanımadıklarını olayla bir ilgilerinin bulunmadığını ve yolun açılması için beklediklerini beyan ettikleri, baz istasyonu gösterir hts kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanıkların iştirak halinde fiili işlediklerine dair dosya arasında bir delil bulunmamakla birlikte savunmalarının birbirlerini destekledikleri, olay yeri inceleme tutanağına da nazara alındığında sanıkların suç saatinde orada bulunmak dışında atılı suçu işledikleri ve savunmalarının aksini gösterir her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delilin bulunmadığı anlaşılmakla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanıkların üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delilin bulunmadığı bu suretle sanıkların üzerine atılı suçu işlediğine dair şüphe oluştuğu anlaşılmakla sanıkların üzerine atılı suçlardan 5271 Sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. Sanıklar ... ile ...'in üzerilerine atılı 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçu açısından; her ne kadar sanıklar üzerine atılı suçu kabul etmemiş iseler de sanıkların birbirleri arasındaki savunmalarının çelişkili olduğu, nitekim sanık ...'ın beyanlarında ... isimli şahsın kendisine olay günü 19:00 sıralarında aradığında kepçenin yağının bittiğini söyleyerek yağ istediğini, daha sonda ...'in önden kepçeyle kendisinin ise arkadan arabayla ...'e gitmek için kazı noktasına geldiklerini, kazı noktasına geldiklerinde dacia marka aracın kazı noktasında kepçe ile toprak attıklarını, 40 metre ilerde araç içerisinde durduğunu, o arada jandarmanın geldiğini, ... dışındaki şahısları tanımadığını beyan ettiği fakat sanık ...'in beyanlarında olaydan 3 gün önce boş bir araziye işleri olduğu için kepçeyi bıraktığını, daha sonra ... Mahallesine gitmek amacıyla arkadaşı olan ... ile birlikte kepçeyi alıp yola çıktıklarını, kazı bölgesine geldiklerinde yolun kapalı olduklarını gördüklerini, yolu açmak amacıyla toprak attıkları sırada jandarmanın gelerek durduğunu, kazı bölgesinin kendisinin kazmadığını beyan ettiği, bu kapsamda beyanlarının çelişkili olduğu, yine 25.05.2016 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağında 34 2005 ... plaka sayılı kepçenin ... yönetiminde çalışır vaziyette kazı noktasında bulunan toprakları kepçe vasıtası ile alıp kazı noktasının sağ tarafında bulunan toprak birikintisinin üzerine boşalttığının görüldüğü, kazı noktasından ... isimli şahsın indiğinin gözlemlendiği, iş makinasının çalıştığı bölümde yaklaşık 4 metre 20 cm derinliğinde çukur açılmış olduğunun çukurun iç kısmında 1.70 cm uzunluğunda 20 cm genişliğinde bir bölümü toprağın içine gömülü vaziyette ters vaziyette taş olduğunun taşın alt kısmında yaklaşık 40 cm toprak ile taş arasında boşluğun olduğunun görüldüğü, olay yerinde yapılan incelemede toprağın nemli olduğu, iş makinesinin ön kısmında bulunan kovanın uç kısmındaki demir uzantılarının izlerinin olduğunun görüldüğünün belirtildiği, hayatın olağan akışına göre yol düzlemek amacıyla sanıkların bu işi yapması halinde kazı noktasından toprak değil yol üzerinden alınan toprağın boş bir alana atılması gerektiği, yine kazı noktasından Osman'ın çıkması hususu da nazara alındığında dosya kapsamı ve hayatın olağan akışıyla uyumsuz ve çelişkili sanık beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmakla sanık ... ve ...'İn üzerine atılı suçu işlemiş oldukları anlaşılmakla kazı yapılan alanın suç tarihinde henüz sit alanı olmadığı hususu da nazara alınmak suretiyle dosya arasında bulunan bilirkişi raporu nazara alındığında zararın etkileri ve tahribatın ağırlığı dikkate alınarak mahkumiyetlerine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde dosyanın incelenmesinde; Salihli İlçe Jandarma komutanlığı görevlilerine ... köyü .... mevkinde izinsiz kazı gerçekleştirildiği yönünde yapılan ihbarı üzerine, 25.05.2016 günü saat 01:15 sıralarında kolluk görevlilerince ihbarda bildirilen Salihli ilçesi ... Mahallesi ... mevkiine gelindiğinde, sanıklardan ...'in sevk ve idaresindeki iş makinesi ile kazı çalışması yaparken, iş makinesine 10 metre uzaklıkta sanık ...'ın ayakta dururken, sanıklar ... ve ... ise iş makinesine 15 metre mesafede park halinde bulunan 35 DC ... plaka sayılı araç içerisinde otururken tespit edildiği, kolluk görevlilerinin olaya müdahale ettiği sırada kazı yapılan yerden sanık ...'un yaya inerek yanlarına geldiği, o sırada olay mahalline 35 AS ... plaka sayılı araçla ... Mahallesi mevkinden gelmekte olan sanıklar ... ve ...'un kolluk görevlilerini kazı mahallinde görmeleri üzerine araçla iş makinesinin etrafından dönüp geldikleri istikamete gidecekleri aşamada kolluk görevlilerince durduruldukları, sanıkların yakalanmasının bu şekilde gerçekleştirildiği, iş makinesi ve kazı mahallinin incelenmesinde ise iş makinesinin çalıştığı bölümde takribi 4,2 metre derinliğinde çukur açıldığı, toprağın içerisinde mermer görünümlü taşların bulunduğu, gerek Müze Müdürlüğü uzmanlarınca düzenlenen ve gerekse keşif neticesi bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarda, kazı alanının I. Derece ve III. Derece Arkeolojik SİT alanı olarak tescilli, ... Antik kenti ... nekropolü içinde kaldığının, kazı eylemi neticesinde ortaya çıkarılan ve yoğun tahribata maruz bırakılan korunması gereken nitelikte kültür varlığı nitelikli lahit ve lahit kapağına zarar verildiğinin tespit edilmesi karşısında, eylem 2863 sayılı Kanunun 65/1-1.cümle maddesinde düzenlenen izinsiz fiziki müdahalede bulunarak korunması gerekli kültür varlığına zarar verme suçunu oluşturacağı, sanıkların olayla irtibatlarının incelenmesinde, sanıkların alınan savunmalarında yalnızca aynı araçla beraber olay mahalline geldikleri sanıkları tanıdıklarını, diğer sanıkları tanımadıklarını savundukları, suç tarihinde saat 01:15 sıralarında yerleşim yerlerine uzak mesafedeki kazı mahallinde bulunmalarını ise -sanıklardan ... ve ... haricinde- tesadüfen yoldan geçme gerekçesine özgüledikleri, yolu açmak şeklinde herhangi bir yükümlülüğü bulunmayan sanıklardan ... ise kapalı olduğunu fark ettiği yolu açmak için kepçeyi alarak olay mahalline geldiğini, sanık ... ise arkadaşı sanık ...'e benzin getirmek için olay mahalline geldiğini savunmakta olup, sanıklar ... ile ...'un aşamalarda verdikleri savunmaları olay mahalline geliş şekli ve bulunma nedenlerinin izahına ilişkin kendi içinde ve aralarında çelişkili olduğu, sanıkların yoldan geçtikleri aşamada yakalandıkları, suçu işlemedikleri yönündeki savunmalarının doğru olup olmadığının tespitine yönelik, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığından savunmalarında geçen telefonların iletişim bilgilerinin tespiti (arama, aranma, SMS, baz kaydı) istenmiş olup, kayıtların incelenmesinde, soruşturma ve kovuşturma aşamasında birbirlerini tanımadıklarını söyleyen sanıklardan ... ve ... arasında; 24.05.2016 tarihinde saat 12:24 ile 25.05.2016 tarihi saat 00:27 arasında 14 adet SMS (kısa mesaj) kaydı, aynı zaman aralığı içerisinde saat 22:37 ve 23:08 de 36 ve 13 saniyelik 2 adet arama kaydı bulunduğu, soruşturma ve kovuşturma aşamasında birbirlerini tanımadıklarını söyleyen sanıklardan ... ve ... arasında; 24.05.2016 tarihinde saat 19:41 ile 25/05/2016 tarihi saat 02:58 arasında 2 adet SMS (kısa mesaj) kaydı, aynı zaman aralığı içerisinde saat 19:41, 20:15, 20:17 ve 22:57 de 53, 72, 18 ve 71 saniyelik 4 adet arama kaydı bulunduğu, her ne kadar sanıklar ..., ..., ... ve ...'ün aynı araçta bulundukları sanıklar harici diğer sanıklarla irtibatını gösterir telefon görüşmesi veya SMS gönderimi tespiti sağlanamamış ise de, olay yerine üç araç halinde geldikleri anlaşılan sanıklar (sanıklar ... ve ... 10 R ...; sanıklar ..., ... ve ... 35 DC ...; sanıklar ... ve ... 35 AS ... plaka sayılı araç) arasındaki irtibatın ..., ... ve ... tarafından sağlandığı, aynı araçta bulunan sanıkların diğer araçta bulunanları ayrı ayrı aramalarının gerekmediği, suç zamanı, olay yerinin yerleşim yerlerine uzaklığı, yakalanış şekli gözetildiğinde sanıkların birbirlerini tanımadıkları yönündeki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu sonucuna ulaşılmış, bu nedenle yerel mahkemece ... ve ... haklarında 2863 sayılı Yasa 74/1 maddesine aykırılıktan verilen mahkumiyet hükmü ile ..., ..., ..., ... ve ... haklarında verilen beraat kararının hukuka aykırı bulunduğu anlaşılmış, davaya katılan ... vekilinin istinaf başvuruları bu nedenle yerinde bulunmak suretiyle yerel mahkemenin hukuka aykırı kararı kaldırılarak, sanıkların anılan yasa hükümleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Sanıkların kültür varlığı bulmak amacıyla sit alanı içerisinde kalan bölgede kazı yaptıkları, kazı esnasında da tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tahribine sebebiyet verdikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; dosya kapsamında mevcut arkeolog bilirkişi raporunda, kaçak kazının gerçekleştiği parselde suç tarihi itibarıyla herhangi bir kayıt olmadığı , İzmir II numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 27.01.2017 tarih ve 7651 sayılı kararı ile I. Derece ve III. Derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1. maddesinde, “Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ... iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır” düzenlemesine yer verilerek, zarar suçunun oluşumu için, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescilli olmasının arandığı, dava konusu kazı fiilinin gerçekleştirildiği yerin, tescil edilmemiş olsa dahi 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında korunması gerekli kültür varlığı niteliğini haiz bulunmakla beraber, suç tarihinde tescilli olmadığından, yukarıda açıklanan 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1. maddesine göre zarar suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla; sanıklar hakkında anılan düzenleme uyarınca “korunması gerekli kültür varlığının zarar görmesine kasten sebebiyet verme” suçundan mahkumiyet hükmü tesisinin mümkün olmadığı, sanıkların eylemlerinin 2863 sayılı Kanun 74. Maddesi kapsamında kaldığı değerlendirilmeden hüküm kurulması, Hukuka aykırı olup, katılan vekilinin, sanık ... vekilinin ve sanık ... temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.02.2025 tarihinde karar verildi.