Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır.
Davacılar vekilinin *** havale tarihli dava dilekçesinde özetle; davaCILARIN murisİ ...'ın ... tarihinde vefat ettiğini, murisin ... tarihinde davalı bankadan 150.000,00-TL meblağlı kredi çektiğini, bu kredi için davalı ... Ve Hayat Anonim Şirketi'nden ... tarihli 180.000,00-TL teminatlı hayat sigortası yaptırdığını, ilgili taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca kredi geri ödemesinin, sözleşime tarihinden 1 yıl sonra başlayacağını, murisin *** tarihinde rahatsızlandığını, murisin vefat etmeden önce *** tarihinde bu kez 180.000,00-TL tutarlı tarım kredisi kullandığını, bu krediye bağlı olarak hayat sigortası yapılmadığını, kredi sözleşmesi gereğince geri ödemenin ilk taksitinin 1 yıl sonra ... tarihinde başlayacağını, murisin ... tarihinde hastaneye kaldırıldığını ve 18/06/2018 tarihinde yapay kalp takıldığını, bu arada *** tarihli kredinin ödeme gününün yaklaştığını, bunu öğrenen davalı bankanın krediyi yapılandırmak ve kredi için hayat sigortası yaptırmak istediğini, kredi yapılandırması işlemini başlatan bankanın 1 yıllık faiz ve krediye bağlı hayat sigortası poliçesi primi bedeli olan 14.432,50-TL'nı yapılandırılan tutara ekleyerek belgeleri hazırladığını, bunu göre son durumda çekilen kredi tutarının 237.000,00-TL olacağını, ilk ödeme tarihinin de ... olacağını, davalı Denizbank A.Ş.'nin Niğde *** Şubesi'nin aynı zamanda davalı sigorta şirketinin acentesi olduğunu, bankadan yetkililerin hastaneye geldiklerini ve murisin yoğun bakımda olduğunu bilmelerine rağmen ek cari hesap kredi sözleşmesi ve hayat sigorta poliçesini murise imzalattıklarını, poliçe bedeli olan 14.432,50-TL'nın sigorta şirketinin hesabına geçtiğini, davalı sigorta şirketinin murisin sağlık bilgilerine ilişkin beyan formunu bilgisayarda matbu hazırlayarak getirdiğini ve murise hasta yatağında imzalattığını, murisin sağlık durumunun kötüye gitmesi nedeni ile mirasçı ...'ın sağlık raporu alarak ... Ve Hayat Anonim Şirketi'ne başvurup ödeme yapılmasını istediğini, daha sonra ... tarihinde şigorta şirketi tarafından usulsüz beyanda bulunulduğu gerekçesi ile hayat sigortası poliçesinin iptal edildiğini ve 14.432,50-TL poliçe prim bedelinin davalı sigorta şirketi taralından dava dışı ...'ın banka hesabına aktarıldığı bilgisini aldığını, davalının sigorta poliçesini iptal etmesinin haksız olduğunu, davalı Denizbank'ın Bor Şubesi'nin diğer davalı sigorta şirketinin acentesi olduğunu ve sigortalının hastanede yattığını ve yapay kalp ameliyatı geçirdiğini bildiklerini, imzaların hastahanede alındığını, bu nedenle sigortalının bilgi saklama gibi bir durumunun olmayacağını belirterek davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine ve ... tarihli 5573 yevmiye sayılı ipoteğin fekkine karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı Denizbank A.Ş. vekili tarafından mahkemeye sunulan cevap dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından, dava dışı ...'a açılmış veya açılacak gerek asaleten gerekse kefaleten her nevi kredilerden veya sair nedenlerden doğmuş veya doğacak kredilerin teminatını teşkil etmek üzere, muris ... tarafından, maliki bulunduğu; Niğde İli, Ulukışla İlçesi, Kılan/ Fatih Mahallesi, N32-B-05-A pafta,156 ada, 5 parscl, 1063.35 m2 arsalı kargir ev vasfındaki taşınmazın davalı bankaya ipotek verildiğini, ...'ın ve davacı mirasçılarının, müvekkili bankadan kullanmış olduğu kredi borçlarını vadesinde ödeyememesi nedeniyle yasal mirasçıları ve kefilleri hakkında tüm yasal prosedürler tamamlanarak icra takibi açıldığını, davacıların haklarını kötüye kullanarak borçtan kurtulmak ve verilen kredi borçlarının teminatını teşkil eden taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekki için işbu davayı açtıklarını, davacılar tarafından reddi miras talebinde bulunulmadığını, ...'ın yasal mirasçıları olarak çekilen kredi ve ödenemeyen taksitlere ilişkin herhangi bir itirazlarının da bulunmadığını, davacı taraf her ne kadar banka ve sigorta acentesi tarafından hayat sigortasının yapılmış olmasına rağmen daha sonra sigorta poliçesinin ödenmediğini iddia etmişse de bu hususun gerçeğe aykırı olduğunu, ...'ın sağlık durumunun kötüye gitmesi nedeniyle davacı banka tarafından ...'ın kredi borçlarını yapılandırılması ve her ihtimale karşı sigorta ile güvence altına alınması teklilinde bulunulduğunu, buna istinaden müteveffaya sigorta poliçesi yapılması için teklifte bulunulduğunu ancak sigorta şirketi tarafından; davacı tarafın da açıkça ikrar ettiği üzere sağlık durumunun bozuk olması, hastane kayıtlarının daha öncesine dayanıyor olması ve riskin yüksek olması sebebiyle sigorta poliçesi kabul edilmediğini, teklilin red edildiğini, davacıların ...'ın sağlık durumunu bildikleri gibi, çekilen kredilere ve ödenemeyen taksillere ilişkin herhangi bir itirazları da bulunmadığını, ...'ın kredi hesaplarının, taksitlerin vadesinde ödenmemesi sebebiyle Beyoğlu 48. Noterliği'nin 06/03/2019 tarihli ve 35442 yevmiye sayılı ihtamamesi ile kredi hesapları kat edilerek kanuni takibe aktarıldığını, 29/03/2019 tarihinde sigorta teminatlı krediler için sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin borca mahsup edilerek, kalan tutar yönünden icra takip işlemleri başlatıldığını, sigorta poliçesinin oluşmaması nedeniyle, sigorta kapsamında bulunmayan krediler için herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacı tarafın her ne kadar sigorta sözleşmesi poliçesine atıf yaparak murisleri ...'ın vefatı nedeniyle, sigorta şirketi tarafından ödeme yapılması gerektiğini iddia etmişse de ...'ın sağlık durumu, önceki hastane kayıtları ve hayat riski nedeniyle oluşmuş bir sigorta poliçesinin bulunmadığından, ödemenin yapılmasının beklenemeyeceğini, kaldı ki bu durumun kredilerin teminatını teşkil etmek üzere davalı banka lehine verilen 1. derece ipotekle bağdaşmasının söz konusu olmadığını, sigorta poliçesinin oluşmamasının, davacı tarafın da ikrarı gereği müteveffanın sağlık sorunlarından ve riskinden kaynaklandığını, davalı bankaya verilen ipoteğin ... tarihli ve ***yevmiye nolu 500.000,00-TL bedelli olup, söz konusu sigorta poliçesinin oluşmasından çok önce verilmiş bir ipotek olduğunu, kaldı ki müteveffanın eşi Zübeyde İlhan tarafından da söz konusu ipotekli taşınmazın davalı bankaya ipotek olarak verildiği aynı tarihlerde alınmış olan ve taşınmazın aile konutu olarak kullanılmadığına ilişkin muvafakati de ipotek icra takibi dosyası içeriğinde de mevcut olduğunu, söz konusu ipoteğin ...'ın doğmuş doğacak, asaleten ve kefaleten tüm kredi risklerinin teminatı olarak verilmiş olup, müvekkili bankanın sigorta poliçesinin oluşmamasında ve borcun ödenmemesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davalı banka tarafından tüm iyi niyetli çabalara rağmen; müteveffa, mirasçıları ve kefillerinin en az zararla kurtulmaları amaçlanarak kredinin sigortalanarak riskin azaltılması amaçlanmışsa da sigorta teklifinin müteveffa nezdinde oluşan risklerden dolayı poliçeleşmediğini, diğer yandan sigorta poliçesinin davalı banka nezdinde doğmuş tüm riskleri kapsamadığını, davalı bankanın diğer kredi alacakları ve bu alacaklara işlemiş faiz vekalet ücretiyle ...'ın kefil olduğu kredileri de ipotek akit tablosu gereği kapsadığını, bu nedenle ipoteğin doğmuş tüm kredi ücretleri ve masrafların da ipotek teminata dahil olduğu gibi, riskleri ile kefaleten doğan kredi risklerinin de teminatı olduğu göz önüne alındığında davacı tarafın kötü niyetle hareket ederek borçtan ve ipotekten kurtulmayı amaçladığını, eldeki davanın davalı bankanın alacağını sürüncemede bırakmaya yönelik olarak açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Ve Hayat Anonim Şirketi'ne usulünce tebligat yapılmış olmasına rağmen yasal süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş ve mahkememizce yapılan açık duruşmalara da katılmamıştır. HMK'nun 128/1. maddesi gereği dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı tespit edilmiştir. Yargılama sırasında davalı ... Ve Hayat Anonim Şirketi vekili Av ***, *** tarihli dilekçesinde özetle müvekkili şirketin yapmış olduğu cayma beyanının geçerli olduğunu, çünkü müvekkili şirket tarafından sigortalı tarafından bildirilmeyen hastalıklarını sağlık beyanında bildirilmediği sürece bilme durumu bulunmadığını, sağlık beyanında da tüm sorulara hayır olarak yanıtlaması da hastalıklarını müvekkili şirketten sakladığının ispatı olduğunu, bu hastalıkları saklamasının da müvekkil şirkete yanlış ve eksik beyan da bulunmasına sebebiyet verdiğini, sigorta şirketinin risk bazında çalıştığını ve hayat sigortasına başvuruda bulunan sigortalı adaylarından bir sağlık beyanı istendiğini, sigorta adayları bu sağlık beyanlarına göre değerlendirilerek risk grubuna ayrılmakta, gerektiğinde ek testler istenmekte ve sonuçta hangi risk grubundaysa o risk sınıfına göre prim talep etmekte veya başvuruyu red edebilmekte olduğunu, bu sebeple hayat poliçesine başvurduğu sırada doldurduğu başvuru formunda sigortalanmadan önce teşhis edilen ve yukarıda belirtilen Sigortaları Genel Şartları hükümlerine göre; yanlış veya eksik beyan halinde sigorta şirketi bu poliçeye itiraz edebilmekte ve gerektiği durumlarda tazminatı red edebildiğini, davacıların murisin sigortalanmadan öncesine dayanan ve yukarıda bahsedilen rahatsızlıkları beyan etmiş olması halinde hayat poliçesinin başvurusu kabul edilmeyeceğinin dolayısıyla kendisine herhangi bir sigorta poliçesi verilmeyeceği aşikar olduğunu, TTK'nun 1439. maddesinde bu hususların belirtilmiş olduğunu, bu sebeple murisin birden fazla hastalığının olması ve bu hastalıklarını müvekkili şirketten gizlemiş olması nedeniyle muris hayatta iken söz konusu poliçesi iptal edildiğini ve prim iadesi yapıldığını, söz konusu hastalıkların müvekkili şirket tarafından sözleşme öncesinde müvekkil şirket tarafından bilindiği de davacı tarafından ispatlanamamış olduğundan müvekkili şirketin söz konusu hastalıkları sözleşme öncesinde bilmediği çok açık bir şekilde ortada olduğunu ve müvekkili şirket tarafından yapılan caymanın geçerli olacağından huzurdaki davada müvekkili şirketin sigorta kapsamında teminat ödemeyeceği hususunda kanaat getirilerek davanın müvekkili yönünden reddi gerektiğini beyan etmiştir.BİRLEŞEN KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN *** ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA;DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından vefat eden borçlu ...'a krediler kullandırıldığını, ...'ın söz konusu kredi borcunu ödenmediğini, ödenmeyen kredi borçlarından dolayı borçlu ...'a Beyoğlu 48. Noterliği'nin *** tarih ve *** yevmiye sayılı ihtarnamesi ile kredi hesapları kat edilerek kanuni takibe aktarıldığını, müvekkili bankanın borçlu ...'ın vefat etmesi üzerine mirasçıları ve kefilleri aleyhine Kayseri 5. İcra Dairesi'nin *** Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, yine ... tarafından kullanılan kredilerin teminatını teşkil etmek üzere müvekkil lehine verilen Niğde İli, *** İlçesi, *** Mahallesi, *** Pafta, *** Ada 5 Parsel 1063.35 m2 yüzölçümlü taşınmaz için Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** (Kayseri Kapatılan 5. İcra Müdürlüğü'nün ***) Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine başlandığını, davalı mirasçı ve kefillerin takibe *** tarihinde itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** (Kayseri Kapatılan 5. İcra Müdürlüğü'nün ***) Esas sayılı dosyasından davalı borçluların borcun aslına faiz ve ferilerine ilişkin ileri sürdüğü haksız itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, takip miktarı üzerinden %20'si oranında icra inkar tazminatı ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.