Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, 18/3/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde, yargılama sürecindeki dava dosyalarında ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelerde yer aldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1981 doğumlu olan başvurucu, 16/5/2000 tarihinden itibaren Türkiye Kızılay Derneği Türk Kızılayı Kartal Tıp Merkezi İktisadi İşletmesinde (Kurum) çalışmaya başlamış, en son Strateji Pazarlama Uzmanı ve Mali işler Yönetim Birimi sorumlusu olarak görev yapmakta iken 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile 27/7/2016 tarihli ve 29783 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında 20/2/2017 tarihinde başvurucunun iş akdi feshedilmiştir. Başvurucu; feshin geçersizliğinin tespiti, işe iadesi ile haksız fesihten kaynaklanan tazminat ve hak ettiği ücretlerinin ödenmesi talebiyle işveren aleyhine 15/3/2017 tarihinde işe iade davası açmıştır. İstanbul Anadolu İş Mahkemesi (Mahkeme) tarafından kabul edilen dava dilekçesinde başvurucu; feshin usul ve yasaya aykırı olduğunu, savunması alınmadan ve somut bir sebebe dayanmadan iş akdinin feshedildiğini, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ile hiçbir alakasının olmadığını ileri sürmüştür. İşveren Kurum cevap dilekçesinde, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı (Emniyet) tarafından gönderilen listeye istinaden başvurucunun iş akdinin feshedildiğini, bu kapsamda Emniyete ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) müzekkere yazılmasını talep etmiştir. Mahkeme, yargılama sürecinde Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığına (MİT), Jandarma Genel Komutanlığına, Emniyete, Başsavcılığa, Bank Asyaya müzekkereler yazmış; çeşitli tarihlerde açtığı duruşmalarda başvurucunun tanıklarını dinlemiştir. Bank Asyadan gelen cevabi yazıyla başvurucunun hesap bilgisi iletilmiş ve buna ilişkin doküman dosyaya gönderilmiştir. Tanıkların bir kısmı başvurucunun Bank Asya hesabından bahsetmiş, Bank Asyada müdür olarak çalışan Ç.nin başvurucunun yakın arkadaşı olduğunu beyan etmiştir. Bank Asyadan gelen cevabi yazıda, başvurucuya ait 4450908 No.lu hesaba ilişkin olarak 28/2/2014 ile 3/11/2015 tarihleri arasındaki hesap hareketleri gönderilmiştir. Söz konusu yazı kapsamında hesabın hangi tarihte açıldığı, önceki hesap hareketlerinin ne olduğu hususu tespit edilememekle birlikte başvurucunun 750 TL ile 000 TL arasında çeşitli hesap hareketlerinin (havale, EFT, para çekme, katılım hesabı açma vb.) bulunduğu görülmüştür. Bu kapsamda Ç. ile de havale işlemlerinin olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme 18/9/2018 tarihli karar ile davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "Dosya içerisinde bulunan 20/02/2017 tarihli fesih bildiriminde '...yönetim kurulunun 16/02/2017 tarih ve 3 sayılı toplantısında 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında kurumumuz bünyesinde çalışan personel hakkında yapılan çalışmalar çerçevesinde 23/07/2016 tarih 29779 sayılı resmi gazetede yayınlanan 667 sayılı ve 27/07/2016 tarih 29783 sayılı resmi gazetede yayınlanan 668 sayılı kanun hükmünde kararnameler kapsamında 4857 sayılı İş Kanununun 25/2-e bendine istaneden iş akdinizin 20/02/2017 tarihi itibariyle tazminatsız olarak derhal feshedilmesine karar verilmiştir.' denildiği, Bank Asya'dan getirtilen davacıya ait banka hesap hareketlerinin incelenmesinde; davacının FETÖ Terör Örgütü ile irtibatlı Bank Asya'da 21/04/2014 tarihinde katılım hesabı açtığı, değişik tarihlerde yüklü miktarlarda para transferi yaptığı görülmekle davalı tarafından yapılan feshin haklı ve geçerli nedene dayandığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Başvurucu, karara karşı istinaf talebinde bulunmuş; MİT, Emniyet ve Jandarmadan gelen yazılarda kendisinin FETÖ/PDY ile irtibatının olmadığı hususunun belirtildiğini, Başsavcılık tarafından verilen cevapta da hakkında herhangi bir soruşturma dosyasının olmadığının bildirildiğini, yargılama kapsamında dinlenen tanıkların adı geçen örgüt ile alakasının olmadığı yönünde beyanda bulunduklarını belirtmiştir. Bank Asya hesabına ilişkin olarak yaptığı savunmasında ise bir tanıdığı olan Ç.nin Bank Asyada çalıştığını, satış hedefini tutturmak adına hesap açma ve bankacılık işlemleri yapma noktasında kendisini ikna ettiğini, Ç.ye yardımcı olmak amacıyla hesap açtırdığını ve bankacılık işlemlerini buradan yürüttüğünü beyan etmiş; Ç. 2015 yılı Kasım ayında işten ayrılırken bu hesabı kapatmak istediği hâlde Bankaya el konulması sebebiyle bunun mümkün olmadığını belirtmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 29/1/2010 tarihli kararı ile istinaf talebinin kısmen kabulüne, gerekçeli kararın kaldırılmasına ve davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: " Başsavcılığı, Emniyet ve Jandarma kurumları vasıtasıyla davacı hakkında yapılan araştırmadan davacı hakkında soruşturma dosyası bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının Asya Katılım Bankası AŞ'de 22/09/2014 tarihinde katılım hesabı açtırıp, yüksek meblağlarda transfer işlemlerinin gerçekleştirmesi nedeniyle iş akdinin davalı tarafından geçerli nedenle feshedildiği, ancak feshin haklı nedene dayandığının davalı tarafından makul ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin feshin aynı zamanda haklı nedene dayandığı yönündeki kararı isabetli değildir.Dosya kapsamı, ilk derece mahkemesi kararının dayandığı deliller, delillerin takdiri, karar gerekçesine göre istinaf başvuru nedenleriyle sınırlı olmak ve kamu düzeni kapsamında yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile feshin geçerli nedene dayandığı, ancak haklı nedene dayanmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde hata edilmesi nedeniyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına oy birliği ile karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki hüküm kurulmuştur." Nihai karar 21/2/2020 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 18/3/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.A. İlgili Mevzuat İlgili mevzuat için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/10/2007 tarihli ve E.2007/16878, K.2007/30923 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davalı işveren, davacının geçmişten gelen sabıkası ve özellikle yasadışı örgütle bağlantısı nedeni ile güvenlik önlemi olarak iş sözleşmesini feshetmiştir. Bu fesih Alman Hukukunda ve Alman Federal Mahkemelerinde şüphe feshi olarak adlandırılmaktadır. Böyle bir fesihte, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Davacının geçmişte yasadışı örgüt üyesi olması, davacının görev yaptığı bölgede terör olaylarının artması ve demiryolu ulaşımının da hedefte bulunması, davalı işveren açısından iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin sarsıldığı, elverişli objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphenin bulunduğu anlamına gelmektedir. Davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedenle yapıldığı kabul edilmelidir. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır." Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2018 tarihli ve E.2015/22-2715, K.2018/1720 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... şüphe feshinin söz konusu olabilmesi için iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olması ve ayrıca olayın aydınlatılması için işverenin kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermesine karşın eylemin gerçekleştiğinin kanıtlanamaması gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta davacının sabit olan, doğruluk ve bağlılığa uymayan nitelikteki eyleminin şüphe feshi teşkil etmediği de açıktır..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/10/2018 tarihli ve E.2018/10430, K.2018/20956 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirme yapılacak olursa, somut olayda davacının iş sözleşmesinin feshi ile ilgili yasal dayanakların 4857 sayılı İş Kanunu ile birlikte Bakanlar Kurulu kararı ile ülke genelinde ilan edilen Olağanüstü Hal kapsamında çıkartılan kanun hükmünde kararnameler olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Söz konusu kararnamelerin iş sözleşmesi ile çalışan işçilere yönelik hükümleri incelendiğinde, gerek 667 sayılı KHK’nin maddesi gerekse 673 sayılı KHK’nin maddesinde bu kanun hükmünde kararnameler kapsamında iş sözleşmesi feshedilen işçilerin bir daha yeniden doğrudan veya dolaylı olarak eski işinde veya benzer işlerde görevlendirilemeyecekleri, bunların işe iadesinin mümkün olmadığı şeklinde emredici nitelikte düzenlemelerin yer aldığı görülecektir. Bu yasal düzenlemelerin nitelik itibariyle, kamu düzenine ilişkin ve açıkça emredici nitelikte olduğu değerlendirildiğinde, açılacak davalarda taraflarca hazırlama ilkesine üstünlük tanınamayacağı göz önüne alınmalıdır. Bu itibarla, ilgili kanun hükmünde kararnameler kapsamındaki fesihlere ilişkin olarak açılan işe iade davalarında, taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir.Buna göre görülmekte olan davada, sözleşmenin feshine dayanak bilgi ve belgelerin mahkemece resen araştırılması gerekmekte ise de, dosyada sadece Erzurum Cumhuriyet Baş Savcılığına davacı hakkında soruşturma veya kovuşturma olup olmadığı yönünde yazılan yazı cevabi ile yetinildiği, bu yönde başkaca bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacının iş sözleşmesinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı bankadan sorularak; bunun yanında resen araştırma ilkesi kapsamında davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumu’ndan getirtilmeli, varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asya nezdinde açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacının davasının kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/10/2018 tarihli ve E.2018/11972, K.2018/22382 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davacının ... sözleşmesinin feshinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin maddesi doğrultusunda davalı işverence oluşturulan komisyon kararıyla davalı kurum tarafından gerçekleştirilmiştir.Davacı işçi 4857 sayılı ... Kanunu hükümleri çerçevesinde çalışmış olmakla ... sözleşmesinin 2016 tarihindeki feshinde ... Kanunu'nun ve devamı maddeleri hükümleri uygulanmalıdır.Somut olayda davacının ... akdinin feshine neden olan bilgi ve belge işverence ibraz edilememiştir. Davacının ... akdinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı Kurumdan araştırılmalı; ayrıca davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumundan varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asyaya açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 8/3/2018 tarihli ve E.2018/464, K.2018/6086 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Somut olayda; davacının iş sözleşmesinin feshine ilişkin hiçbir belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesi tarafından şüpheyi haklı kılacak güçte somut delillerin bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında Mahkemece öncelikle yapılacak iş; davacının banka kayıtları getirtilerek özellikle adı geçen Bank Asya da hesabının hangi tarihler arasında açık olduğu, bankaya toplu para yatırma ve çekme işlemlerinin yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise hangi tarihler arasında hangi sebeplerle yapıldığına ilişkin bilgi ve belgelerin toplanması, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve istihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi teknolojileri Kurumundan davacının hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili işlem yapılıp yapılmadığının emniyet veya diğer güvenlik güçlerinden sorularak gelen yazı cevaplarının dosyaya getirtilmesi gerektiği gibi, ayrıca, davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayalı olup olmadığına dair denetime elverişli tüm delillerin de araştırılarak toplanması gerekmektedir. Feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması için belirtilen yönlerden gerekli araştırmaya gidilmeli ve toplanacak deliller dosya içeriği ile yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir."