4. Hukuk Dairesi 2021/17149 E. , 2024/797 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/264 E., 2021/377 K. DAVA TARİHİ : 03.03.2014 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi / Başvurunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/4 E., 2020/76 K. Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili taraf
**4. Hukuk Dairesi 2021/17149 E. , 2024/797 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/264 E., 2021/377 K. DAVA TARİHİ : 03.03.2014 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi / Başvurunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/4 E., 2020/76 K. Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait ... Otomasyon ve Akaryakıt Sistemleri A.Ş.'nin Türkiye ve dünyada başarılarıyla tanınan, ihracat yapan köklü ve itibarlı bir firma olduğunu, davalının...Petrol Ekipmanları San. ve Tic. Ltd. Şti.'ndeki hisselerinin tamamını davacıya ait ... Otomasyon ve Akaryakıt Sistemleri A.Ş.’ye 11.01.2013 tarihli sözleşme ile satıp devrettiğini, davalının ...Petrol Ekipmanları San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ticari veya organik herhangi bir bağı ve ilişkisi kalmadığını, davalının söz konusu şirketteki hisselerini sözleşme ile devretmesinden ve tüm devir işlemlerinin bitmesinden sonra müvekkilinden 1.000.000,00 TL daha fazladan para talep ettiğini, bu talebin müvekkili tarafından kabul edilmemesi üzerine davalının müvekkilinin davalının firmasını davalıyı kandırarak, aldatarak hile ile ve davalıyı dolandırılarak elinden aldığı yönünde çalıştıkları sektörde dedikodular yaydığını, bu şekilde davalının müvekkilinin kişilik haklarına saldıran söylemler ve eylemlerde bulunduğunu, davalının bu hususta müvekkili aleyhine davalar açtığını, bu davaların bahsi geçen dedikodulara dayanak oluşturmak ve müvekkilini rahatsız etmek maksadıyla açıldığını, davalının ayrıca müvekkilinin yurtdışındaki müşterilerine müvekkilinin kendisinin ortağı olduğunu söylediğini, davalının hisselerini devrettiği...Petrol Ekipmanları San. ve Tic. Ltd. Şti.'nde devirden sonra da çalışan eski elemanlarını ayartarak, müvekkiline ait şirketlerin müşterileri ile kendisinin ticari sözleşmeler imzaladığını, müvekkiline ait ticari sırları çalışanlar vasıtası ile alarak piyasaya yaydığını, bu şekilde müvekkilinin sektörde oluşturduğu saygınlık ve güvenilirliği zedelediğini belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğu ...Petrol Ekipmanları San. ve Tic. Ltd. Şti.'ndeki hisselerini davacının ana ortağı olduğu ... Otomasyan ve Akaryakıt Sistemleri A.Ş.’ye 11.01.2013 tarihinde sattığını, bu satıştan sonra davacının haksız kazançlar elde etmek amacı ile müvekkili aleyhine çeşitli girişimlerde bulunduğunu, bu girişimler ile müvekkilini itibarsızlaştırmaya çalıştığını, davacı aleyhine İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/695 Esas sayılı dosyası kapsamında 75.000,00 TL değerinde manevi tazminat davası açtıklarını, yine davacı aleyhine İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2013/573 Esas sayılı davayı açtıklarını, iş bu davada davacının hile yolu ile irade fesadı sonucunda şirket hisselerinin müvekkilinden ucuza satın alındığı iddiasına dayanılarak davacıdan 1.000.000,00 TL tazminat talep ettiklerini, müvekkilinin eylemlerinin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediğini belirterek haksız ve yersiz manevi tazminat davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.10.2017 tarihli 2014/86 Esas, 2017/253 Karar sayılı ilk kararı ile; "Dava , davalının davacı aleyhine haksız dedikodular yaparak itibarını zedelediğini belirterek açtığı manevi tazminat davasıdır. Mahkememizce yapılan yargılamada tarafların delilleri toplanmış ve taraf tanıkları dinlenmiştir. Davacı tanığı Mehmet Erene beyanlarında özetle; Kıbrısta daha önce davalı ...'nin olan ama şimdi davacıya ait ... Otomasyon A.Ş'nin Kıbrıs'taki bayiliğini yapmakta olduğunu, iki tarafıda tanıdığını, birazda Kıbrıs'ta olduğu için duyumlara dayalı beyanda bulunacağını, duyduğu kadarıyla...beyin şikayetleri ve sızlanmalarının ...,...petrol ikmalleri şirketini.....'liden haksız ve ucuza satın aldığı ...li kendisinin kandırdığını, ... ile direk bir temasının olmadığını, bu anlamda ...'ya yapılan bir hakaret duymadığını, zarar ziyan da duymadığını ancak haksız ve gereğinden ucuz olarak şirketin alındığına ilişkin duyumları olduğunu ...li ile ... ile ortakmış gibi davrandığını söyle izah ederim, kurduğu şirketin M-M'in devamı gibiymiş davrandığını beyan etmiştir. Davacı tanığı ...beyanlarında özetle; davacı ...'nın ... şirketinde teknik danışman olarak çalıştığını, ... akaryakıt servisleri için otomasyon sistemleri üreten bir fabrikası olduğunu Türkiye çapında %50 pazar payı vardır, davalı ......lide akaryakıt poması üreten bir fabrikası olduğunu, o dönemdeki pazar payıda %30 civarında olduğunu , ... şirketini satmak isteyince ... şirketi satın aldığını, ... aklı başında üç lisans bilen bir insan olduğunu, 2013'ün ocak ayında kendi bağlı şirketi ...'ya devretme konusunda anlaştıklarını ve şirketini ...'ya sattığını, alışveriş bittikten sonra nedense iki seneye yayılan süreç içinde, yani 2015'lere kadar ,.....'linin kendisi bu alışverişte zararlı çıktığını adeta kandırıldığını ve şirketinin elinden ucuz olarak çıkarıldığı düşünçesine kapıldığını,.....'linin bu pişmanlığı içerisinde söylediği lafların arasında benim duyduğum ... için "dolandırıcı" sözünü kullandığıdır, bu lafı benim içinde kullanmıştır. Bildiğim sivri hakaret sayılan lafın bu olduğunu, ...'in, ... ile birlikte ...'nin şirketinin ...'nın şirketiyle ortakmış gibi yanılttıklarını bildiğini bu anlamda ... MM petrolde Dış ticaret müdürü iken şirketin müşterisini ... ile ... ortakmış gibi müşteriyi ...'nin şirketine kaydırdığını beyan etmiştir. Davalı tanığı ... beyanlarında özetle; Akaryakıt Mühendisliği yaptığını, geçmişte hem davalı hemde davacı ile çalıştığını, 02 Ocak 2013'te ...'nin yanında çalışırken oradan istifa ettiğini, Şirket satılmadan önce... yani ...'nin ortağı olan..., ...'nin haberi olmadan dışarıdan ... ile anlaştığını bana hitaben şirkete herhangi bir satış yapılmamasını ve yapılan satışlardan da tahsilatın yapılmamasını benden ve diğer satış müdür tuğrul Akseki'den istediğinş, 2 Ocak 2013'de şirketten ayrıldıktan sonra kısa bir süre ...'te yeniden işe başladığını , pozisyonu toparlamak amacıyla ... ...'nın şirketi olduğunu Mart-Nisan ayında fuar döneminde ... ve... fuar öncesi ...'ye dava açacaklarını benimde şahit olarak ifade vermemi istediler ancak kendi işimi yapacağımı ... ile ... arasındaki meseleye dahil olamayacağını belirterek daha sonra ...ten'de ayrıldığını ve ...'ya karşı madd-manevi tazminat davası açtığını, Kısaca davalı ...'nin ...'ya küçültücü bir laf yada hakaret ettiğini duymadığını, ... kibar bir adam olduğunu, kandırmayla şirketi zor duruma düşürerek şirket ...'ya satıldığını beyan etmiştir. Kişilerin şeref ve haysiyetleri MK'nun 24 ve BK'nun 49. maddeleri gereğince korunması gereken kişilik haklarındandır. Medeni Kanunun 24. Maddesine göre kişisel çıkarları haksız saldırıya uğrayan kişi ancak yasanın ön gördüğü durumlarda manevi tazminat isteyebilir. Kişisel haklarının konusu hukuk düzenince korunan kişisel değerlerin tamamıdır. Türk Medeni Kanununun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25. maddesinde ise; kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı belirtilmiş, BK.nun 49. maddesinde de; saldırının yaptırımı düzenleme altına alınmıştır. Somut olayda davacı ... bütün bu yukarıda sayılan olup bitenlerden dolayı kişilik haklarının zedelendiğini saygınlık ve güvenililirdiğinde aşınmalar meydana geldiğini söyleyerek manevi tazminat talebinde bulunmuşsa da davacının gerek 30 asliye hukuk mahkemesinde, gereksede aleyhine 4.asliye ticaret mahkemesinde açılan davada ve yine gerekse davacı tarafından 7.asliye ticaret mahkemesinde açılan davalarda ister davacının fazla para istediğine ilişkin dedikodular yapılsın, isterse özbekistanda ki bazı müşterilere halen alıcı tarafla ortak olduğu söylensin bütün bunlar şikayet konusu olan ve ispata muhtaç olan iddialardır bu davalı ile davacı arasında geçen esasen aynı işte çalışmanın verdiği bir çekememezlik , kısmen rakabet, kısmende kıskanma olgularına dayandığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Ortada manevi tazminatın şartları gerçekleşmemiştir ve yine ortada davalının özellikle davacının şahsına karşı yürüttüğü bir kampanya veya küçük düşürme olayına da rastlanılmamıştır. Davacı tanıklarının ifadekerinde sözünü ettikleri alışverişlerin ve alım-satım işlemlerinden dolayı davacının zarara uğradığını zannetmesininde yada davalının davacı için "dolandırıcı" sözünü kullandığına ilişkin sadece duyduğunu söylüyor gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmiyor ve gözüyle görmüş değildir. Diğer bir kısım davacı tanıkları da esasen davalının davacı için sarf ettiği kötü herhangi bir söz duymadıklarını da söylemişlerdir. Doğrudan davacıyı hedef almayan ve somut bir hakaret içermeyen dedikodudan öteye geçmeyen bir takım konuşmalardan dolayı manevi tazminat istenemeyeceği, bunun sonucu olarak manevi tazminat istemenin şartlarının gerçekleşmediği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 03.10.2017 tarihli 2014/86 Esas, 2017/253 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin red kararının kaldırılması gerektiğini, zira 03.10.2017 tarihli celsede mazeret dilekçesi ve ekinde sağlık kurulu raporu belgesi sunulmasına rağmen mahkemece mazeret dilekçesinin reddine karar verildiğini, ayrıca davacı vekili tarafından 6100 sayılı HMK'nın 184 üncü maddesi kapsamında son söz söyleme hakkı tanımaksızın davanın reddi yönünde karar oluşturduğunu, sağlık kurulu raporunun dikkate alınmaksızın ve sözlü yargılama usulü uygulanmaksızın karar verilmesinin 6100 sayılı HMK'nun 358 nci maddesinin 2 nci fıkrası ve 184 üncü maddelerine aykırı olduğunu, bununla birlikte davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının eylemleri nedeniyle müvekkilinin manevi zarara uğradığını, tanık beyanlarının dikkate alınmayarak karar verildiğini, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 21.12.2018 tarihli 2018/529 Esas, 2018/1638 Karar sayılı ilk kararı ile; "İlk derece mahkemesince karar celsesinde (03/10/2017) davacı vekilinin mazeretinin belgelenmediğinden reddine karar verildiği, dosya kapsamından mazeret dilekçesi ekinde davacı vekilinin kapalı patella kırığı olduğundan 10 gün raporlu olduğunun belgelendiği, bir önceki celse ise tahkikat aşaması bitmeden ve tanık dinlenmeden sözlü yargılama aşamasına geçildiğinin ihtar edildiği, ancak HMK.'nın 186 maddesi gereği mahkeme tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte taraflara hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla davet etmesi gerektiği, bu ihtarda hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceğinin açıkça bildirilmesi gerektiği, HMK 186/2 fıkrası gereği sözlü yargılamada taraflara son sözlerinin sorulacağı, HMK 184 de mahkeme tarafların tahkikatın tüm açıklamalarından sonra tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse tahkikatının bittiğini taraflara tefhim edeceği ve tarafların tüm toplanan delilleri incelendikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara esas hakkında açıklama yapabilmeleri için söz vermesi gerektiği, taraflardan birinin duruşmaya gelmemesi kabul edilebilir bir mazerete dayanılarak bildirildiği takdirde yeni bir duruşma gününün tayin edilerek taraflara bildirilmesi gerektiği, mahkemenin bu usuli hükümlerini yerine getirmediği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle son söz söyleme hakkı verilmeden yargılamayı bitirdiği ve mazereti belgelenmesine rağmen reddettiği..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairenin kararı doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir. V. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İKİNCİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Mahkememizce kaldırma ilamı doğrultusunda yargılama yapılmış, mahkememizce 04/05/2017 tarihli celsede ... adlı tanığın adresini bildirmesi için ihtaratlı süre verilmiş, kesin sürenin sonuçları hatırlatılmış, davacı vekili 16/05/2017 tarihli dilekçesiyle tanığın mernis adresine tebligat çıkarılmasını talep etmiş, ancak ne adres ne de mernis için gerekli bulunan TC kimlik numarasını bildirmediği görülmüştür. Bu nedenle tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir. Dinlenen diğer davacı tanıkları ve dosya kapsamı dikkate alınarak, somut olayda davacı ... davalının eylemlerinden dolayı kişilik haklarının zedelendiğini belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuşsa da, 30 asliye hukuk mahkemesinde, 4. asliye ticaret mahkemesinde ve 7. asliye ticaret mahkemesinde açılan davalarda ve tanık ifadelerinde; davalının özellikle davacının şahsına karşı yürüttüğü bir kampanya veya küçük düşürme olayının ispatlanamadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Doğrudan davacıyı hedef almayan ve somut bir hakaret içermeyen dedikodudan öteye geçmeyen bir takım konuşmalardan dolayı menavi tazminat istenemeyeceği, bunun sonucu olarak manevi tazminat istemenin şartlarının gerçekleşmediği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesini tekrar ederek, davaya konu edilen sözlerin müvekkilinin kişilik haklarını zedelediğini, bu nedenle maddi ve manevi zararın oluştuğunu, mahkemece toplanan delil ve tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının eylemleri nedeniyle müvekkilinin manevi zarara uğradığını, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Dava, kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde ve hukukun uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemesine, dinlenen tanık beyanlarına ve haksız fiilin somut delillerle ispatlanamamasına göre İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. VII. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkiline ait ... Otomasyon ve Akaryakıt Sistemleri A.Ş.'nin Türkiye ve dünyada başarılarıyla tanınan, ihracat yapan köklü ve itibarlı bir firma olduğunu, davalının...Petrol Ekipmanları San. ve Tic. Ltd. Şti.'ndeki hisselerinin tamamını davacıya ait ... Otomasyon ve Akaryakıt Sistemleri A.Ş.’ye 11.01.2013 tarihli sözleşme ile satıp devrettiğini, davalının ...Petrol Ekipmanları San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ticari veya organik herhangi bir bağı ve ilişkisi kalmadığını, davalının söz konusu şirketteki hisselerini sözleşme ile devretmesinden ve tüm devir işlemlerinin bitmesinden sonra müvekkilinden 1.000.000,00 TL daha fazladan para talep ettiğini, bu talebin müvekkili tarafından kabul edilmemesi üzerine davalının müvekkilinin davalının firmasını davalıyı kandırarak, aldatarak hile ile ve davalıyı dolandırılarak elinden aldığı yönünde çalıştıkları sektörde dedikodular yaydığını, bu şekilde davalının müvekkilinin kişilik haklarına saldıran söylemler ve eylemlerde bulunduğunu, müvekkilinin kişilik hakkı olan “ad üzerindeki hakkı” dikkate alınmaksızın, eksik inceleme sonucu manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının müvekkilinin adını izinsiz ve asılsız şekilde kullandığını, müvekkilinin piyasadaki saygınlığını ve ticari itibarını zedelediğini, alenen kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu, davalının ayrıca müvekkilinin yurtdışındaki müşterilerine müvekkilinin kendisinin ortağı olduğunu söylediğini, hisselerini devrettiği...Petrol Ekipmanları San. ve Tic. Ltd. Şti.'nde devirden sonra da çalışan eski elemanlarını ayartarak, müvekkiline ait şirketlerin müşterileri ile kendisinin ticari sözleşmeler imzaladığını, haksız kazanç elde ettiğini, bu hususun tanık beyanları ile de sabit olduğunu, mahkemenin 4721 sayılı TMK’nun 26 ıncı maddesinden doğan “adın korunması” hakkını dikkate almadığını, mahkemenin gerekçeli kararında önemsiz bir dedikoduymuş gibi gösterilen bu eylemlerin hukukumuzda açıkça “haksız rekabet” ve “kişilik haklarına saldırı niteliğinde haksız fiil” olarak değerlendirildiğini, davalının müvekkili hakkında “dolandırıcı” sözünü kullandığı yönünde tanık beyanlarının bulunduğunu, tanık beyanları dikkate alınmadan karar verildiğini, mahkemece davacı tanığı ...'in taraflarınca adresi bildirilmediği gerekçesi ile tanığın dinlenmesine ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının eylemleri nedeniyle müvekkilinin manevi zarara uğradığını, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VIII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.