Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4186 E. , 2024/2026 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4186 Karar No : 2024/2026 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. Dr. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR): ... adına velayeten kendi adlarına asaleten ... ve ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı idare tarafından aleyhine olan kısmının temyiz
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4186 E. , 2024/2026 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4186 Karar No : 2024/2026 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. Dr. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR): ... adına velayeten kendi adlarına asaleten ... ve ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı idare tarafından aleyhine olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, davacılardan ...'ın 26/08/2015 tarihinde, Diyarbakır ili, Yenişehir ilçesi, .... Mahallesi, ... Sokakta bulduğu teneke kola kutusu içinde bulunan el yapımı bombanın elinde oynarken patlaması neticesinde yaralandığından bahisle, uğradıklarını iddia ettikleri zararların sosyal risk ilkesi gereğince tazmin edilmesi gerektiği iddia edilerek ... için 200.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 734.857,72 TL) maddi, 150.000,00 TL manevi, anne ve babanın her biri için ayrı ayrı 30.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 734.857,72 TL maddi, 210.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda patlayan el yapımı bombanın kimin tarafından yapıldığına ilişkin bir tespite yer verilmediğinden, el yapımı bombanın kimin tarafından yapıldığı ve olayın yaşandığı alanda idarenin güvenlik önlemi almak suretiyle her bir yerin el yapımı patlayıcılardan arındırma hususunda kusurlu davrandığı da ileri sürülemeyeceğinden idarenin kusur sorumluluğundan bahsetme imkanı bulunmadığı, öte yandan, patlayan el bombasının terör örgütleri tarafından yapıldığına dair herhangi bir bulgu da bulunmadığından, sosyal risk ilkesi gereğince davalı idarenin sorumlu tutulmayacağı, kaldı ki, terörist saldırılarını ''sosyal risk'' olarak görmenin ve terörist saldırılar sonucunda ortaya çıkan zarardan Devleti kusursuz sorumluluk esaslarına göre sorumlu tutmanın mümkün olmadığı, zira, bu zararların idarenin fiili sonucunda değil, teröristlerin fiili sonucunda ortaya çıktığı, hiç kimsenin başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamayacağı, ayrıca, olay tarihinde patlama sonucu yaralanan davacı ... 14 yaşında olduğundan bölgenin koşulları gözönünde bulundurulduğunda muhteviyatını tahmin edebileceği bir cismin fitilini çakmakla ateşlemeye çalıştığı ve bunun sonucunda cismin patladığının açık olduğu, bu durumda, davalı idarenin kusur veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince olaydan sorumlu tutulmasının mümkün olmaması sebebiyle davacıların tazminat taleplerinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; olayda idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmasa da, Anayasal düzene, Devletin bütünlüğüne, toplumun huzur ve sükununa yönelik olarak gerçekleştirilen bu tür eylemler sonucu davacıların toplumun bir bireyi olmaları nedeniyle uğramış oldukları özel ve olağanüstü zararın, topluma pay edilmesi maksadıyla genel güvenlik ve asayişi sağlamak, toplumun can ve mal güvenliğini korumak, terör olaylarını önlemekle yükümlü olan davalı idarece sosyal risk ilkesi uyarınca karşılanması gerektiği, ancak, olay tarihinde 14 yaşında olan ve yaşadığı bölgenin şartları itibariyle içinde çeşitli (kimyasal) maddelerin ve ucunda sarkan bez parçasının bulunduğu kola kutusunun tehlikeli (el yapımı bomba) olabileceğini ayırt edebilecek temyiz kudretine sahip olması beklenen davacı çocuğun cebindeki çakmak ile kola kutusunun ucundaki bez parçasını yakması şeklinde gelişen olayda %50 oranında müterafik sorumluluğu bulunduğunun kabulü gerektiği, hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan 26/03/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda tam sorumluluk esasına göre davacı çocuğun maddi zararının 734.857,72 TL olduğunun anlaşılması karşısında, %50 müterafik kusur oranının söz konusu zarar miktarına uygulanması suretiyle bulunan 367.428,86 TL tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği; zarara yol açan olayın meydana geliş şekli, oluşan zararın nitelik ve özelliği ile davacıların müteveffaya yakınlıklık dereceleri ve müterafik sorumlulukları dikkate alınarak, yaralanan ... için 25.000,00 TL, anne ve babanın herbiri için ayrı ayrı 15.000,00 TL olmak üzere toplam 55.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 28/03/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davalı idare tarafından, zararın terör eyleminden kaynaklandığı, idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, olayda zarar gördüğü iddia edilen davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacılar tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava dosyanın incelenmesinden; davacılardan ...'ın Diyarbakır ili, Yenişehir ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokakta bulunan evlerinin önünde komşu çocuğu F.D.'nin yakındaki fırına ait odunlukta bulup yere attığı teneke kola kutusu ile oynarken, cebindeki çakmakla kola kutusunun üzerinde bulunan bezi yakmaya çalıştığı, el yapı bomba olarak hazırlandığı anlaşılan kutunun elinde patlaması sonucu sağ el parmaklarının koptuğu, olay neticesinde sağ el tüm parmakları ampute olan davacının, Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinin ... tarih ve ... sayılı Sağlık Kurulu Raporuna göre vücudunda %54 oranında sürekli işlev kaybı meydana geldiği, davacılar tarafından bu sebeple uğranılan maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle 28/03/2016 tarihinde İçişleri Bakanlığına yapılan başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddi üzerine ... için 200.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 734.857,72 TL) maddi, 150.000,00 TL manevi, anne ve babanın her biri için ayrı ayrı 30.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 734.857,72 TL maddi, 210.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarih ve 25535 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.'' hükmü; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar." hükmü; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar." hükmü; b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar'' hükmü; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.'' hükmü; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. (Zararın doğduğu tarihte yürürlükte olan haliyle) Bakanlar Kurulu, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.'' hükümleri; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır. Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idare tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir. B- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi: İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Terör olayları nedeniyle meydana gelen zararların tazminini öngören 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun, terör olaylarından doğan zararların tazminine yönelik tam yargı davalarında idari yargı yerlerince 5233 sayılı Kanun dışında sosyal risk ilkesinin uygulanması olanağını ortadan kaldırmıştır. Sosyal risk ilkesinin, terör olaylarına ilişkin olarak 5233 sayılı Kanunla kanunlaşması karşısında, sosyal risk ilkesine dayalı tazmin istemlerinin anılan Kanun ile yapılan tanım ve sınırlandırılmalar çerçevesinde karara bağlanması zorunludur. Ancak, 5233 sayılı Kanun, sosyal risk ilkesi dışında, nedensellik bağına dayalı, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk sebepleri nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 13. maddesine göre tam yargı davası açılmasına engel oluşturmamaktadır. Davacılar tarafından, 2015 yılında Diyarbakır ili ve ilçelerinde bir çok bombalı ve silahlı saldırı niteliğinde şiddet olaylarının olduğu, idarenin bir hizmet kusurunun olmadığı saptansa bile olağanüstü hallerin yürürlükte olduğu bir zaman ve yerde ortaya çıkan olağandışı zararların sosyal risk ilkesi gereği tazmin edilmesi gerektiği iddia edilerek, zararlarının genel hükümlere göre tazmin edilmesinin istenilmesi karşısında, olayda öncelikle idarenin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Nitekim, Dairemizin konuyla ilgili yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zarar ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idareye atf-ı kabil bir hizmet kusurunun veya kusursuz sorumluluk halinin bulunup bulunmadığının ortaya konulması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk halinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli incelemenin yapılarak karar verilmesi gerektiği yönündedir. Uyuşmazlıkta, olay yerine intikal eden emniyet görevlilerince, olay yerinde yapılan incelemede; patlama neticesi materyallar olduğuna, patlamada yaralanan şahsa ait olabileceği düşünülen uzuv parçalarının görüldüğüne, olayı gören herhangi bir şahıs olmadığına ve ayrıca olay yerini gören herhangi bir kameranın olmadığına dair tespitleri içeren 26/08/2015 tarihli tutanağın düzenlendiği, olay mahalline gelen bomba imha ve inceleme şube müdürlüğü ekiplerince düzenlenen olay yeri inceleme raporunda özetle; sokak üzerinde bulunan teneke parçaları, pamuk parçaları ve doku parçalarının üzerinde gerekli inceleme yapılabilmesi için bomba imha görevlilerine teslim edildiği, yaralı olan ... isimli şahsın sağ eli sargılı olduğundan dolayı svap alınamadığı ancak sol elinden svap alındığı, çıkarılan üst kıyafetinin alındığının belirtildiği, bunun üzerine Diyarbakır Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğünce düzenlenen inceleme raporunda ise söz konusu patlamanın Şehitlik Mahallesi, 10. Sokağın 12. Sokakla kesişen giriş kısmı üzerinde 9 ve 11 nolu ikametlerin önünde meydana geldiği, 1 adet patlamış el bombasına ait metal teneke parçaları, kısmen yanmış pamuk parçaları, şeffaf bant parçaları ve doku parçaları görülmüş olup, çevrede herhangi bir zarar ziyanın olmadığının tespit edildiği, olay yerinde yapılan çalışmalarda elde edilen coca cola 200 mg teneke kutusunun olay yerinde patlayan el yapımı bombada dış kap olarak kullanıldığı, pamuk parçalarının el bombanın basınç değerini artırmak için kullanıldığı, patlayıcı maddenin tespit edilebilmesi amacıyla incelenmek üzere Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarına gönderildiğinin belirtildiği, anılan Laboratuvar Müdürlüğü tarafından tutulan... tarih ve ... sayılı kimya ekpertiz raporuna göre, ekspere verilen bulgular üzerinde soydum benzoat, potasyum klorat ve amonyum nitrat maddelerini içeren el yapımı bomba olduğuna; parmak izi geliştirme laboratuvar büro amirliği tarafından tanzim edilen raporda ise eşya kısmında tanımlanan deliller üzerinde yapılan uygulamalar neticesinde herhangi bir vücut izine rastlanılmadığına dair bulgular elde edildiğine ilişkin tespitlerin yer aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, konu ile ilgili olarak Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince, yaşanan olayda yaralanan çocukların ifadelerine başvurulmuş olup, davacıların çocuğu ...'ın ifadesinde özetle, "26/08/2015 günü kardeşi ... ile oyun oynamak için dışarı çıktığı, evin alt katında oturan çocuklarının oğlu ...'ın ucunda bez bulunan kola kutusunu yere attığını, komşusunun oğlunun yere atmış olduğu kutuyu merak edip eline aldığını, cebindeki çakmakla kolanın üzerinde bulunan bezi yakıp yere attığını, bir şey olmayınca kutuyu tekrar eline aldığında eline alır almaz kutunun patladığını ve vücudunun çeşitli yerlerinden yaralandığını bu konudan dolayı ... isimli şahıstan şikayetçi olmadığını kutuyu oraya koyanlardan şikayetçi olduğunu" beyan ettiği; olay yerinde bulunan davacıların diğer çocuğu ...'ın ifadesinde ise, "26/08/2015 günü ağabeyi ... ile oyun oynamak için dışarı çıktığını, evin alt katında oturan komşularının oğlu ...'ın elinde bulunan kola kutusunu yere attığını, o sırada mahallede herhangi bir olay olmadığını, ağabeyinin istemesi üzerine kola kutusunu ona verdiğini ve cebindeki çakmakla kolanın üzerinde bulunan bezi yakıp yere attığını, ağabeyi kutuyu tekrar eline aldığında eline alır almaz kutunun patladığını ve eline patlayan parçalar geldiğini, bu konudan dolayı ... isimli şahıstan şikayetçi olmadığını kutuyu oraya koyanlardan şikayetçi olduğunu'" beyan ettiği görülmektedir. Davacılardan Tahsin Bozhan'ın şikayeti üzerine konu ile ilgili olarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, yaşanan olayda dahli olduğu iddia edilen ...'nin de sorgusunun yapıldığı, anılan kişinin sorgulanması sonucunda verdiği ifadesinde, "olay günü mahallede oynarken evinin yanında bulunan ekmek fırınının yakınlarındaki odunların arasında bir kola şişesi gördüğünü ve kola şişesinin bantla sarılı olduğunu ve içinde pamuk olduğunu, o sırada annesinin çağırdığını ve içeri gittiğini, şişenin ...'in elinde nasıl patladığını görmediğini, şişenin içerisinde patlayıcı olup olmadığını bilmediğini ve kim tarafından bırakıldığını görmediğini" beyan ettiği ve Savcılıkça anılan soruşturma sonucunda ...'nin suça konu bombayı kendisinin hazırlayıp patlattığına ilişkin dosyada somut delil bulunmadığı ve ifadelerinden aksini ispatlar nitelikte kamu davasını açılmasını haklı gösterecek yeterlilikte ve nitelikte delil elde edilemediği gerekçesiyle ... hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığa konu olayın gelişim süreci, dosya kapsamında yer alan şahitlerin ve davacı çocuğun ifadeleri, Adli ve İdari tahkikat evrakları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; olayın, terör olaylarının yoğun olarak yaşandığı bir dönemde ve davacı çocuğun evinin yakınında bulunan ekmek fırınına ait odunluk içinde saklanan veya bırakılan kola kutusu içinde hazırlanmış el yapımı bombayı başka bir çocuğun sokağa bırakması sonrasında sokaktan alarak kurcalaması ve bu arada cebindeki çakmak ile ağzında bulunan bez parçasını yakması sonucu el yapımı bombanın alev alıp, elinde patlaması şeklinde gerçekleştiği, olayın gerçekleştiği dönem, bölgenin şartları ve bölgede meydana gelen terör olaylarında kullanıldığı bilinen el yapımı bombaların mahiyeti ve yapım şekilleri dikkate alındığında, 04/09/2015 tarih ve 06/583 sayılı kimya ekpertiz raporuna göre soydum benzoat, potasyum klorat ve amonyum nitrat maddelerini içerdiği tespit edilen el yapımı bombanın bölücü terör örgütü mensupları tarafından eylemde kullanılmak üzere hazırlanıp saklandığının ve çocuklar tarafından tesadüfen bulunup kurcalanırken patladığının kabulü gerekmekte olup, teröristlerce eylemde kullanılmak üzere hazırlanıp saklandığı değerlendirilen el yapımı söz konusu bombanın, ekmek fırınına ait odunluk içinde bulunduğu da dikkate alındığında idareye atf-ı kabil bir hizmet kusurunun bulunmadığı, başka bir anlatımla, davacının terör eylemi sonucu zarar gördüğü anlaşılmaktadır. Ayrıca idari eylem ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen eylem sonucu meydana gelmesi karşısında; davalı idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği açıktır. Her ne kadar davacı tarafından dava konusu olay nedeniyle uğradığı maddi zararın genel tazminat hukuku ilkeleri kapsamında sosyal risk ilkesine dayanılarak karşılanması gerektiği ileri sürülmüşse de; 5233 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra meydana gelen ve idarenin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı terör olaylarında da anılan Kanun uygulanarak, zarar miktarının 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanması gerekmektedir. Bu itibarla, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının temyize konu sosyal risk ilkesi uyarınca davacı çocuğun maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen REDDİNE, kısmen KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyize konu manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/05/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verrildi.